Lozan Belediye Meclis Üyesi Sevgi Koyuncu, Meclis’ten geçen Rojava önergelerinin sembolik bir karar olmadığını söyledi. Lozan’da alınan kararın İsviçre hükümeti için de bir çağrı niteliği taşıdığını belirterek, Rojava’nın statüsünün tanınmasını istedi
Lozan Belediye Meclisi geçtiğimiz günlerde Rojava’nın statüsünün tanınmasını da içeren önergeleri kabul etti. Önergelerin sahibi Sol Birlik (Ensemble à Gauche) Belediye Meclis üyesi Sevgi Koyuncu, alınan kararların önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Rojava’nın Kürtler açısından kırmızıçizgi olduğu anlaşıldı’
Bu önergelerin kabul edilme sürecinin uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu söyleyen Sevgi Koyuncu, “Aslında 2023’ten beri, yani Lozan Antlaşması’nın 100. yılından beri üzerinde çalıştığımız bir önergeydi. Fakat koşullar tam oluşmamıştı. 6 Ocak’tan sonraki saldırının büyüklüğü ve Rojava’yı tamamen ortadan kaldırmaya yönelik olması dünya kamuoyunun dikkatini çekti. Bu süreç önergenin hızlanmasını sağladı” dedi.
Rojava’ya dönük saldırılar döneminde Avrupa’da açığa çıkan dayanışma eylemlerinin önemli olduğunu belirten Sevgi Koyuncu şunları ifade etti:
“Eylem ve etkinlikler yalnızca bir soykırımın önüne geçmekle kalmadı. Aynı zamanda dünya kamuoyuna Rojava’nın Kürtler açısından nasıl bir kırmızı çizgi olduğunu gösterdi. Rojava’nın bu kadar güçlü bir şekilde sahiplenilmesi Kürt halkında olduğu kadar dostlar açısında da, dünya kamuoyu açısından da hatta devletler açısından da büyük bilgi uyandırdı.”
‘Sembolik bir karar değil’
Önergenin daha önce de gündeme getirildiğini belirten Koyuncu, ilk etapta belediye yönetiminin bu adımı sembolik olarak değerlendirdiğini söyledi. Koyuncu devamla: “Belediye başlangıçta yerelde çok etkili olamayacağını ve bunun sembolik bir adım olacağını düşünüyordu. Ancak saldırılar sonrası sahiplenmenin büyüklüğü görülünce bunun sembolik olmadığı anlaşıldı. Rojava’nın özerk statüsünün kabul edilmesinin katliamların önüne geçebilecek bir başlangıç olacağını görünce ikna oldular” diye konuştu.
‘Lozan’ın kararı İsviçre’ye bir çağrıdır’
Rojava’nın statüsünün tanınmasının yalnızca bugüne değil, geleceğe yönelik bir güvence anlamı taşıdığını belirten Koyuncu, “Rojava’daki otonom sistem birçok halkın birlikte yaşadığı çok kültürlü bir yapıyı temsil ediyor. Bu statünün korunması sadece bugün için değil, gelecek için de önemli. Lozan İsviçre’nin 4’cü büyük kantonu, böylesi bir kararı alması bizim açımızdan büyük bir önem arz ediyor. Belediye Meclisi tarafından sadece Rojava’nın statüsü tanınmadı aynı zamanda kabul edilen önergeler aynı zamanda İsviçre’nin de Federal düzeyde Rojava’nın siyasi statüsünü tanıma ve Rojava’yı koruma çağrısı yapıyor. Bu anlamda İsviçre Rojava’nın özerk statüsünü tanımalı ve benzer katliamların yaşanmaması için İsviçre hükümetinin sorumluluk alması gerekiyor” dedi.
‘Lozan başlattı devamı getirilebilir’
Lozan Belediye Meclisi tarafından alınan kararların sembolik kalmaması için bundan sonra yürütülecek diplomatik çalışmaların önemli olduğunun altını çizen Koyuncu, şunları kaydetti: “Bizler parti hem de belediye meclisi olarak bu kararların takipçisi olacağız. Ama aynı zamanda İsviçre’deki Kürt diasporası veya Kürt diplomasisi de bunun takipçisi olmalı. Lozan’ın aldığı karar, diğer şehirler için de örnek olabilir. Lozan yaklaşık 170 bin nüfuslu büyük bir şehir. Eğer Zürih, Cenevre ve diğer şehirler de benzer kararlar alırsa konfederasyon bunu dikkate almak zorunda kalacaktır. İsviçre’de yaklaşık 150 bin Kürt yaşıyor bu azımsanacak bir sayı değil. Bu anlamda sadece Kürtler değil aynı zamanda dayanışma ağları da süreci takip etmeli.”
‘Rojava devrimi kapıları açtı’
ABD ve AB ülkelerinin ve kurumlarının Rojava katliamı sürecinde ortaya koyduğu tutumu da eleştiren Belediye Meclis Üyesi Sevgi Koyuncu, “Yeni Suriye rejimine verilen destekleri gördük. Ama Rojava’ya dönük saldırılar sürecinde halkların Rojava’yı sahiplenmesi bu güçlere geri adım attırdı. Rojava devrimi ile birlikte Kürtlere karşı büyük bir sempati gelişti ve bu sempati bizlere kapıları açmayı sağladı. Bugün artık herkes Kürtleri daha yakından tanıyor ve destekçisi oluyor. Bu anlamda Rojava’nın tanınması için yürütülecek diplomatik çalışmalar bizler açısından daha kolay” dedi.
‘Siyasette aktif olmalıyız’
Avrupa’daki Kürtlerin özellikle Kürt kadınların Avrupa siyasetinde daha fazla yer alması ve aktif rol alması gerektiğini ifade eden Sevgi Koyuncu, “Bugün Avrupa’da Rojava’ya en güçlü desteği veren kesimlerden biri kadınlar oldu. Bu cesaret kendiliğinden gelişmedi; 40 yıllık Kürt kadın mücadelesinin bir sonucu. Bugün benim veya bana benzer Kürt kadınları Avrupa’da siyasete atılması öyle kendiliğinden gelişmedi. Bize güç veren 40 yılı aşkın süre gelen kadın mücadelesi oldu. Ben 28 yaşında Avrupa’ya geldim, dil öğrendim ve siyasete girdim. Ben yapabiliyorsam herkes yapabilir. Yeter ki cesaret gösterelim ve bu alanı önemseyelim” diye çağrıda bulundu.
Özellikle diaspora koşullarında kadınların yeni kuşaklara Kürt dili, kültürü ve aynı zamanda demokratik ve özgürlükçü değerleri de aktarması gerektiğini vurgulayan Sevgi Koyuncu, “Rojava Devrimi’yle birlikte dünya Kürtleri daha iyi tanımaya başladı. Bu ilgiyi daha ileri taşımak artık bizim elimizde” dedi.
Haber: Serkan Demirel / ANF









