Ulusal eski Güvenlik Danışmanı John Bolton, Türkiye’nin Ortadoğu’da olumsuz rol oynadığını belirtirken İran konusunda da Kürt halkının iradesi konusunda da müdahil olmaması gerektiğini belirterek, ‘Başka aktörlerin kendi çıkarlarıyla süreci domine etmesine izin verilmemeli’ dedi
ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk döneminde Nisan 2018 ve Eylül 2019 arasında Ulusal Güvenlik Danışmanlığı yapan Büyükelçi John Bolton, Medya Haber’den Erem Kansoy’un sorularını yanıtladı.
Bolton “İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’daki temel hedefleri nelerdir?” sorusuna şu yanıtı verdi: Bence Ayetullahlar rejiminin oluşturduğu tehdit, özellikle nükleer silah elde etme çabaları ve dünya çapındaki terör faaliyetleriyle hem Ortadoğu’da hem de küresel ölçekte ciddi riskler yaratıyor. Bu tehditleri ortadan kaldırmak temel motivasyondur. Tarihten öğrendiğimiz bir şey varsa, o da bu tür tehditlerin kesin olarak ortadan kaldırılmasının tek yolunun rejim değişikliği olduğudur; yani farklı bir yönetim biçiminin kurulmasıdır. Bunun ABD’nin açık hedefi olup olmadığı tam olarak net değil. Ancak bunun İsrail’in hedefi olduğunu düşünüyorum ve kısa süre içinde bunun ne kadar başarılı olacağını göreceğiz.”
Trump’ın İran’a yönelik savaş stratejisi konusunda da Bolton şunları söyledi: “Rejimin tepesini hedef alarak, Devrim Muhafızları’nı, Kudüs Gücü’nü ve Besic milislerini zayıflatarak rejimi yukarıdan parçalamaya başlıyorsunuz. Bu da liderlik içinde çatışmalar yaratır ve sonunda çöküşe yol açar.
Ancak yeterince yapılmayan bir şey var: İran içindeki muhalefetle çalışmak. Muhalefet çok yaygın ama iyi organize değil. Onlara iletişim ekipmanı, kaynaklar, gerekirse silah desteği verilebilir. Bu sayede rejim içindeki bazı kişiler, sistemin çöktüğünü görüp karşı tarafa geçebilir.
Ayrıca İran’daki birçok etnik grubun yıllardır baskı gördüğünü düşünürsek — özellikle Kürtler — bu grupların hakları için harekete geçirilmesi muhalefeti güçlendirecektir. Devrim Muhafızları üzerindeki her baskı olumlu bir adımdır. Rejim çöktükten sonra belki geçici bir askeri yönetim olabilir. Sonrasında Ayetullahlardan kurtulan İran halkı kendi geleceğine kendisi karar verebilir.”
“Sonrasında kurulması planlanan belirli bir siyasi düzen var mı?” sorusu üzerine ise Bolton “Hayır, Trump yönetiminin belirli bir planı olduğunu düşünmüyorum. Zaten önceden böyle bir plan yapmak ne gerekli ne de faydalı. Bir kişi ya da grubun İran’ın yeni yönetimi olacağına dışarıdan karar vermek yanlış olur. Bu, muhalefeti böler. Oysa odaklanmamız gereken şey rejimi bölmektir. İran halkı kendi kararını vermelidir” dedi.
‘Rejim yıllardır en çok Kürtleri hedef aldı’
“Kürtler açısından şu anki gelişmeler ne gibi riskler barındırıyor?” sorusu üzerine Bolton şöyle konuştu: “Rejim yıllardır en çok Kürtleri hedef aldı. Çünkü Kürtlerin hakları için ayağa kalkma cesareti olduğunu biliyorlar ve bu onları korkutuyor. Ben uzun zamandır bağımsız bir Kürt devleti kurulmasını savunuyorum. Ne yazık ki Kürtler uzun süredir farklı ülkeler arasında bölünmüş durumda. Gelecekte bunun nasıl şekilleneceğini göreceğiz. Hiçbir ihtimali dışlamak mümkün değil. Ama öncelik Ayetullahlardan kurtulmaktır. Bu olmazsa diğer tüm senaryolar teoride kalır.”
‘Erdoğan Ortadoğu’da olumsuz rol oynadı’
Türkiye’nin savaşta rolü konusunda ise Bolton, “Erdoğan hükümeti ABD’ye pek yardımcı olmadı. Ortadoğu’nun birçok yerinde olumsuz bir rol oynadı. Suriye’de, Esad sonrası süreçte ve SDG’ye karşı yaptıkları da buna dahil. Bu yüzden Türkiye’nin İran sonrası süreçte yapıcı bir rol oynayacağını düşünmüyorum. En önemli şey İran halkının kendi kararını vermesidir. ABD bu süreci korumaya yardımcı olmalı. Başka aktörlerin kendi çıkarlarıyla süreci domine etmesine izin verilmemeli — özellikle 47 yıldır baskı altında olan Kürt halkının iradesi üzerinde” diye konuştu.
Çözüm süreci başarılı olursa Ortadoğu’ya etkisi konusunda da Bolton “Eğer bu gerçekleşirse, Orta Doğu genelinde olumlu etkileri olabilir” dedi.
BRÜKSEL









