Sürece dair konuşan akademisyen Yıldız Önen, ‘Türkiye’de barış ve Kürt meselesi söz konusu olduğunda her şey hepimizin beklediğinden çok daha yavaş ilerliyor, bunu hızlandırmak gerekiyor. Meclis’te, bunlar onaylanarak hukuki adımlar atılmalı’ dedi
Kürt sorununun çözümü kapsamında kurulan Meclis Komisyonu’nun çözüm önerilerini içeren raporunu hazırlamasıyla gözler, yapılacak yasal düzenlemelere çevrildi. Ancak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ikinci aşaması olarak tanımlanan yasal düzenleme aşaması kapsamında henüz adım atılmaması dikkat çekmeye devam ediyor.

Son gelişmeleri değerlendiren akademisyen Yıldız Önen, Meclis Komisyonu tarafından hazırlanan son raporun herhangi bir yasal bağlayıcılığının ve uygulama gücünün olmadığını hatırlatarak, demokratik kamuoyunun beklentisinin temenniler değil, hukuki güvenceler olduğunu söyledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sürecin pozitif aşaması olarak tanımladığı ikinci aşamaya geçilmesi yönündeki sözlerini hatırlatan Yıldız Önen, gerekli hukuki düzenlemeler yapılmadan yalnızca raporda kaldığı takdirde negatif barış talebinin bir zaman çizelgesine hapsolacağını ifade etti.
‘Negatif barış olarak görülse dahi önemli’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin, “negatif barış” olarak görülse dahi önemli olduğunu belirten Yıldız Önen, “Suriye’de de Mazlum Abdi’nin ve İlham Ahmed’in Münih konferansına katılması, Suriye Dışişleri Bakanı ve ABD Dışişleri Bakanı’yla beraber yan yana görünüyor olmaları ne kadar önemliyse Türkiye’deki süreci de bu denli önemli görüyorum. Bunun yanı sıra Abdullah Öcalan’la görüşme imkanlarının açılması, Abdullah Öcalan’ın siyasi olarak kendini ifade edebilmesi, sadece İmralı Heyeti’yle değil, Meclis Komisyonu’ndan 3 siyasi parti temsilcilerle görüşmüş olması gibi adımlar olumlu adımlardır. Çünkü günün sonunda bizim süreçten isteğimiz ne? Hareketin tanınması ve bu hareketin taleplerinin bir kısmının gerçekleşmesiydi” diye konuştu.
‘Hukuki güvenceler şart’
Sürecin üç temel başlıkta şekillendiğini ifade eden Yıldız Önen, “İlk adım, Abdullah Öcalan’a umut hakkı tanınarak gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve siyasette aktif rol alabilmesinin önünün açılmasıdır. İmralı’da şuan Sayın Öcalan okuma, yazma ve siyasi değerlendirme imkanına sahip. Ayrıca İmralı Heyeti’nin ve bazı siyasi parti temsilcilerinin ziyaretlerini sürecin başlangıcı olarak değerlendirebiliriz. İkinci başlık ise silah bıraktıklarını açıklayan PKK üyelerinin Türkiye’ye dönüşü ve demokratik siyasete katılımını mümkün sağlayacak, kamuoyunda ‘eve dönüş yasası’ olarak anılan yasal düzenlemelerin gerçekleşmesi. Bilindiği üzere Yüksel Genç’in de içinde olduğu dağdan gelen birinci grup fikirlerini ifade ettikleri için tutuklanmıştı. Geçmişte yaşanan tutuklamaların tekrar etmemesi için hukuki güvenceler şart. Üçüncü adımın da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) başta olmak üzere yargı kararlarının uygulanması. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Figen Yüksekdağ gibi isimlerin yanı sıra ifade özgürlüğü kapsamında tutuklanan siyasi isimlerin serbest bırakılması, bu sürecin önemli bir parçası olacak. Bu üç adım konusunda bugüne kadar çalışmalar yürütüldü. Ama artık bunun ikinci aşamasına geçilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Hukuki adımlar atılmalı’
Meclis Komisyonu’nun yayınladığı raporun bir bağlılık ve yasal düzenleme olmadığını belirten Yıldız Önen, bu konuda da çok hızlı bir şekilde adım atılması gerektiğini söyledi. Yıldız Önen, “Gerekli hukuki düzenlemeler yapılmadan yalnızca raporda kaldığı takdirde bu negatif barış talepleri önümüze yine bir zaman çizelgesi bırakmış olacak. Bu da Kürt halkı ve Kürt halkıyla dayanışan demokratik toplumlar üzerinde sürece güvenmeme hissi yaratacak. Bu güvenmeme hissini kıracak olan şey yasal düzenlemelerin bir an önce başlatılmasıdır. Bu sürecin 2013’teki süreçten en önemli farkı, pek çok siyasi partinin ortak hareket ediyor olması. Raporu, komisyonunun çoğunluğu onayladı. İtiraz edenler de Kürt sorununa tepkili olduklarından değil, eksikliklerinden dolayı itiraz ettiler. Bu yüzden Meclis’te var olan siyasi partilerin bu konuda bir araya gelmiş olmalarını artı olarak görmek gerekiyor. Bu çok da basit diyebileceğimiz bir süreç değildi. Bilindiği gibi CHP üzerinde komisyondan çıkması ve raporu onaylamaması için çok ciddi baskılar vardı. Hatta bu baskılar altında kaldığı için İmralı’ya giden heyetin içinde yer almadılar. Ama raporun altında imza atmış olmalarını bir başlangıç olarak görmek gerekiyor. Türkiye’de barış ve Kürt meselesi söz konusu olduğunda her şey hepimizin beklediğinden çok daha yavaş ilerliyor, bunu hızlandırmak gerekiyor. Meclis’te, bunlar onaylanarak hukuki adımlar atılmalı” diye belirtti.
‘Abdullah Öcalan sürecin önemli parçası’
Pozitif aşama olarak tanımlanan aşamanın kapsamında onlarca konu başlığı bulunduğunu söyleyen Yıldız Önen, “Bunların yasallaşması, Kürt halkının ana dilinin resmi olarak tanınması, ana dilde eğitim hakkı ve geçmişte işlenen bazı suçların yasal prosedürlere tabi tutulması gibi pek çok adım var. Bu adımlar içinde en önemli başlık yerel yönetimlere ilişkin düzenlemelerdir. Kayyum uygulamalarının sona ermesi, yeni kayyumların atanmaması ve yerel yönetimlere özerklik verilmesi gerekiyor, belki bu ilk madde olarak görebilir. Bu sürecin başlamasının en önemli nedeni Ortadoğu’daki gelişmelerdir. Türkiye, Gazze soykırımının ardından İsrail’in güçleneceğini ve ABD ile birlikte bölgeyi daha fazla işgal edebileceğini tahmin etti. Hizbullah’ın zayıflatılması, İran’a yönelik saldırılar ve Suriye’de yaşanan değişimler Kürtlerin özerklik ya da adem-i merkeziyetçi yönetimlere yönelebileceği bir tablo ortaya çıkardı. Bunun sonucunda Türkiye, Kürtlerin hamisi olma ve onları bir araya getirme hedefiyle barış sürecini başlattı. Abdullah Öcalan da bu sürecin önemli bir parçası. Çünkü Abdullah Öcalan’ın hem Suriye’de hem İran’daki Kürtler üzerindeki etkisi olduğunu düşünüyorlardı. Suriye bu çok net bir şekilde görülmüş oldu. Suriye Demokratik Güçleri şuan yaptıkları anlaşmayla artık Suriye Geçici Hükümet’in bir parçası oldular. İlerde daha da somut adımlar atılmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Kaynak: MA









