• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Mart 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Koçgîrî Katliamı’nın 105’inci yılında panel: İnkâr düzenine karşı canlı bir toplumsal hafıza

28 Mart 2026 Cumartesi - 20:49
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

İstanbul Ümraniye’de düzenlenen panelde konuşmacılar, Koçgîrî’nin tarihsel ve siyasal önemine dikkat çekerek ‘Koçgîrî, inkâr düzenine karşı canlı bir toplumsal hafızadır’ vurgusu yaptı

Koçgiri Kültür-Tarih-İnanç Araştırma Dernekleri, Koçgîrî Katliamı’nın 105’inci yıldönümü dolayısıyla İstanbul Ümraniye’de bulunan Koçgîrî Kültür Derneği binasında panel ve anma düzenledi. İki oturumdan oluşan ve moderatörlüğünü gazeteci Çilem Küçükkeleş ile Avukat Hatice Doğan’ın yaptığı panelde, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, Tarihçi-Yazar Gültekin Uçar, Alişan Akpınar konuşmacı olarak yer aldı.

Panele, Veysi Aktaş ile Çetin Arkaş, Özgür Kadın Hareketi’nden (TJA- Tevgera Jinên Azad) Sebahat Tuncel’in yanı sıra çok sayıda kişinin izleyici olarak katıldı.

Açılış konuşması yapan Koçgîrî Kültür Derneği Başkanı Rıza Karaman, katliamı unutmayacaklarını ifade etti. Türkiye’de uzun yıllardır inkar ve imha üzerinde kurulu bir siyasal yapının yarattığı krize işaret eden Karaman şu ifadeleri kullandı:

“Bu kriz yalnızca bir yönetim sorunu değil, cumhuriyetin temelindeki teksi homojenleştirici anlayışın artık sürdürülemez hale gelmesidir. Bugün yaşanan toplumsal ve siyasal sözlüme geçmişte bastırılan kimliklerin, inançların ve hakların yeniden görünür olmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu noktada Koçgiri sadece tarihsel bir olay değildir. İnkar düzenine karşı duran canlı bir toplumsal hafızadır. Alevi Kızılbaş inancı Kürt kimliği ve komünal yaşam geleneğiyle Koçgîrî, merkezi iktidarın tekçi yapısına karşı alternatif bir yaşam model sunmaktadır. Cumhuriyet boyunca bu tür bastırılmış olsa da bugün Kürt meselesi, Alevi inancı, anadil, demokrasi talepleri artık birer sorun değil. Türkiye’nin yeni demokrasisinin temel başlıkları haline gelmiştir. Bu da yeni bir tarihsel eşiği işaret etmektedir. Koçgîrî, bu eşiğin en önemli taşıyıcılarından biridir. Yüzyıllar boyunca doğa ile uyumlu, eşitlikçi, dayanışmacı ve bir yaşam biçimi korumuş. Bu değerleri Alevi Kızılbaş inancı içinde bu güne taşımıştır. Bu yönüyle yalnızca bir topluluk değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesidir.”

Açılış konuşmasından sonra Moderatörlüğünü Avukat Hatice Doğan’ın yaptığı birinci oturumda 16 ve 19’uncu Yüzyıl Osmanlı Arşiv Belgelerinde bulunan “Koçgîrî Tarihi” konusu dikkat çekildi.  İlk oturumda Tarihçi-Yazar Gültekin Uçar ve Alişan Akpınar değerlendirmelerde bulundu.

 Aşiret: Gericilik değil, siyasal bir kimlik inşa mekanizması

Aşiret kavramlarına dair kısa bir sunum yapan tarihçi Gültekin Uçar, “Aşiret genellikle Türk tarih yazınında toplumsal olarak geri kalmış feodal ilişkilerin hakim olduğu bir sosyolojik form olarak anlatılır. Cumhuriyet ideolojilerinin tamamının yazışmalarında feodaliteyle gericilik ve aşiret birlikte anılır. Bu aslında bir anlamda sosyolojinin inkarı anlamına gelir. Yakın döneme gelindiğinde yabancı tarihçiler ve sosyologlar artık Alevi-Kürt ve sosyalist cenahtan yetişenler aşireti bir siyasal organizasyon olarak tartışmaya başladılar. Bugünkü aşiret tanımı bizim kafamızda gerici, feodal, ağalık düzeniyle özdeşleştiren tanımlama solun değerlendirmesidir. Oysa Engels’in,  ‘Ailenin, Devletin ve Özel Mülkiyetin Kökeni’ tartışmasında aşiret asla gerici, feodal bir sosyolojik yapı olarak tanımlanmaz. Bulunduğu ve oluştuğu dönemde bir siyasal temsiliyet aracı ve kimlik inşa mekanizmasıdır. Eğer insanlar kendilerini ifade etmek için devletleşme düzeyine ulaşamamışlarsa çeşitli alt fonksiyonlar üretirler. Aşiret bu anlamda hem kimlik üreten, kendine biz diyen, birbirine benzer insanların diğerleri ile ilişki kurarken kurduğu yapıdır” dedi.

Koçgiri tarihi: Arşivlerden yükselen direniş ve kimlik

Tarihçi Alişan Akpınar da şunları ifade etti:

“Son on yılda özellikle Koçgirililer kendi tarihlerini yazıyorlar. Burada iki önemli şey var. Birincisi belgelere ve kaynaklara dayalı olarak bir tarih yazılıyor. İkincisi, Koçgirililer tarihlerini kendisi yazıyor. Arşiv belgelerinde baktığımızda 16’ncı yüzyıldan itibaren bu bölgede yani tarihi Çemişgezek bölgesinde Desümlü, Şadiyanlı, Şeyh Hasanlı aşiretlerini görüyoruz. Hatta Şadiyanlıların bölgede tımar sahibi olduklarını görüyoruz. Çünkü Osmanlı Devleti 17’nci yüzyılda Kızılbaş politikasında değişiklikler yapıyor. Şadiyanlı aşireti bir Kızılbaş Kürt aşireti olmasına rağmen Bölgede tımar da almayı başarabiliyor. 18’inci yüzyılda bu aşiretler devlet için büyük bir problem ve eşkıyalık olarak değerlendiriliyor. Oysa bu insanlar madenlerde çalışmaya zorlanıyorlar. Dolayısıyla bu insanlar artık isyan etmeye başlıyorlar. Özellikle Desümlü ve Şeyh Hasanlı aşiretleri olmak üzere orada bu aşiretlerin isimlerini çok görüyoruz.”

Moderatörlüğünü gazeteci Çilem Küçükkeleş’in yaptığı ikinci oturumda ise “Türkiye ve Ortadoğu’daki Güncel Gelişmeler” başlığı ele alındı. Bu oturumda ise Ortadoğu uzmanı yazar Faik Bulut ve DEM İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek konuşmacı olarak yer aldı.

‘Ortadoğu’da taşlar yerine oturmuyor

Ortadoğu’da güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulunan Faik Bulut, “Biz önce o bölgeyi ve insanlarını anlayalım, İranlıları anlayalım. Onları anlamadan konuşmak ahlaki değildir. Ama esas gerçek soru şudur; Bu ölümlerden kim istifade ediyor ve kimin çıkarınadır? Ortadoğu’da birkaç deli taş atmış kuyuya insanlar çıkaramıyor. Dolayısıyla o taşlar yerinden oynamış maalesef bu taşların yerine oturacağa benzemiyor. Orta ve kısa vadede taşların yerine oturmaması savaş ve kan demek” dedi.

Ortadoğu’da savaşın uzun süre devam etmesinin devletlerin insanları öldürmeye devam etmesi anlamına geldiğini dile getiren Bulut şöyle devam etti:

“İran’da düşmende daha 80’ne yakın insanın ajanlıktan gözaltına alındığını okuduk. Bu durum Ortadoğu’da olayların ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Eskiden Kürtleri dört parçaya bölen devletler, Kürdistan’da kendi bölgelerindeki Kürtleri döver ama diğer parçada bulunan Kürlerle işbirliği yapardı, severdi. Ama 2017’de Federe Kürdistan’da yapılan referandumundan artık dört parçada Kürtlerin imha edilmesini isteyen devletler var. Türkiye Dış İşleri Hakan Fidan’ın baktığımızda Rojava Kürtlerini baş düşman ilan etti. Hiç ömründe tek bir defa bile Türkiye’ye silah doğrultmamış İran Kürtlerini tehlike görüyor ve oradaki Kürtleri imha etmeye çalışıyor. İran ise artık Kendi Kürt’ünü dövmekle yetinmiyor, İsrail ve ABD İran’a vuruyor, İran geliyor Kürtleri vuruyor. Yani bölgedeki üç devletin konsepti Kürt diye bir şey tanımıyoruz ve birlik olursak oradaki Kürtleri ortadan kaldırırız düşüncesiyle hareket ediliyor.”

‘Cumhuriyet’in kurucu eşiği ve Kürt inkarcılığının kırılma noktası’

Cengiz Çiçek, “Toplumsal, siyasal ve kurumsal olarak 1923’te kurulan123 yıllık Cumhuriyet’in sistemin harcı Kürt inkarcılığı üzerinden kurulmuş. Bu kimlik öyle inşa edilmiş ki neredeyse birçok olguya siyasal, toplumsal, kurumsal gibi olgulara baktığımızda bunu söyleyebiliriz. Bu yönüyle Koçgîrî kilit bir pozisyonda yer alıyor. Koçgîrî, devletin Kürt inkarcılığı politikalarını ilk pratikleştirdiği ve sonraki Cumhuriyetin kimlik oluşumunda bir kurucu eşik olarak tariflenebilir. Yani Koçgîrî, Cumhuriyet tarihi açısından bir kurucu eşik” dedi.

10 Şubat 1922’de Meclis’te yapılan bir gizli oturuma işaret eden ve şimdi gizlenen bu görüşmede Kürtlere özerklik hakkının tanındığını belirten Çiçek,  “Orada Kürtlerin kolektif ve toplumsal taleplerin karşılanma arayışlarının tetikleyen, Kürtlerin hak arama mücadelesi ve talepleri gibi şeyler mevcut. Aslında Koçgiri bu anlamda bir olanak. Fakat devletin Koçgîrî’ye yönelimi şu şekilde oluyor. Bugüne kadar Kürtlere dönük olağandışı hukukunun inkar ve imha yöntemleriyle, olağanlaşma sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.

Panel, soru ve cevaplardan sonra dağıtılan lokma ve yakılan ağıtların ardından sona erdi.

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Duhok ve Hewlêr saldırılarına tepki

Sonraki Haber

ABD-İsrail, İran’da nükleer santral çevresini hedef aldı

Sonraki Haber

ABD-İsrail, İran’da nükleer santral çevresini hedef aldı

SON HABERLER

Hatimoğulları Almanya’da konuştu: Masada müzakere, sokakta mücadele ediyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Mazlum Ebdî, Barzani’nin konutuna saldırıyı kınadı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Yoksul olduğum için mi sesim size gelmiyor?

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Savaş su hâkimiyeti üzerinden genişleyebilir

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Direnişimize hep dokundunuz

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Newroz ve çözümün yolu

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Dêrsim’in kalbi yok edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır