Efrînli genç Avdan Mahmud, 1 yıl 3 ay 17 gün boyunca tutulduğu cezaevlerinde işkence, açlık ve ölüm tehdidiyle yüz yüze kaldığını anlattı
Efrîn’den Şehba’ya, Kilis’ten Serêkaniyê’ye, Reqa’dan Qamişlo’ya uzanan bir hat… Bu hat, genç bir Efrînli olan Avdan Mahmud’un esaret günlerini, zorluklarla dolu yaşam mücadelesini ve tüm baskılara rağmen kaybetmediği umudunu anlatıyor.
Mahmud, 1 yıl 3 ay 17 gün boyunca farklı cezaevlerinde açlık, işkence, psikolojik baskı, ölüm tehdidi ve zorla sorgulamalara maruz kaldığını belirtiyor.
‘Göç, işgal, savaş… hepsini yaşadım’
1993 doğumlu Efrînli Avdan Mahmud, yedi kardeşli bir Kürt ailesinin en küçüklerinden biri. 2015 yılından itibaren Demokratik Suriye Güçleri (QSD-DSG) saflarında yer aldı. 2018’de Efrîn’e yönelik saldırıların başlamasıyla ailesiyle birlikte Şehba bölgesine göç etti.
O dönemi şöyle anlatıyor:
“2018 yılında Efrîn işgal edildi. Evimiz vuruldu, zeytin ağaçlarımız kesildi. Evlerimiz talan ediliyordu. Göç, işgal, savaş ve direniş gören bir insanım.”
2024: Değişen dengeler ve esaretin başlangıcı
28 Kasım 2024’te Beşar Esad rejiminin düşmesiyle Suriye’nin birçok bölgesinde dengeler değişti. Halep ve Şehba hattında Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Türkiye’ye bağlı silahlı grupların saldırıları yoğunlaştı. Bu süreçte Şehba’dan geri çekilen siviller arasında bulunan Mahmud, Sultan Murad grubuna bağlı silahlı kişiler tarafından esir alındı.
Yaşadıklarını şöyle özetliyor:
“Kürt olduğum için beni hedef aldılar. Bizi toplu halde tutukladılar ve günlerce işkence ettiler.”
Kilis’e götürülme ve sorgu süreci
Esir alındıktan sonra Türkiye’nin Kilis kentine götürülen Mahmud, burada Türk istihbaratına teslim edildi. Sorgu sürecinde hem fiziksel hem psikolojik işkenceye maruz kaldığını ifade ediyor:
“‘Kürt müsün? Neden DSG’ye katıldın?’ diye defalarca sorguladılar. Görüntülerimi çekip şantaj yaptılar. ‘Seni öldürüp ailene teslim edeceğiz’ diyerek günlerce tek hücrede tuttular.”
Ailesi bu süreçte Mahmud’un nerede olduğuna dair hiçbir bilgiye ulaşamadı.
El Raia Hapishanesi: Suriye’nin en kötü cezaevi
Mahmud daha sonra El Raia hapishanesine gönderildi. Hapishanenin koşullarını şu sözlerle anlatıyor:
“El Raia, gördüğüm en kötü yerdi. 10 yıldır orada tutulanlar var. İşkence, kötü muamele, açlık… Her şey vardı.”
Yaklaşık bir yıl süren tutukluluğun ardından Kilis Cezaevi’nden çıkarılan Mahmud, bu kez Serêkaniyê’ye götürüldü.
Serêkanıyê’de baskı ve psikolojik işkence
Serêkaniyê’deki koşulların da ağır olduğunu belirten Mahmud, burada QSD’den ayrılması için baskı yapıldığını söylüyor:
“Amaçları irademizi kırmak ve teslim almaktı. Psikolojik işkence çok yoğundu.”
‘Her şeye maruz kaldım’
Mahmud, esaret sürecini şöyle özetliyor:
“1 yıl 3 ay 17 gün boyunca cezaevlerinde işkence, psikolojik baskı, açlık, susuzluk, uykusuz bırakma, iradeyi kırma, korkutma, sindirme… Her şeye maruz kaldım. Ama sonunda aileme ve arkadaşlarıma kavuştum.”
Esaretin son durağı
Serêkaniyê’den çıkarılan Mahmud, Geçici Şam Hükümeti’ne teslim edildi. Bir ayı aşkın süre Reqa’da tutuldu. Burada esir takası yapılacağı bilgisi kendisine iletildi.
“Bizi ailelerimize teslim edeceklerini söylediler. Esir takası olacağı haberini aldık ve sonra bizi bıraktılar.”
Mahmud, yaşadıklarını şu sözlerle tamamlıyor:
“Bu zorlu günlerin ardından hiç umudumu yitirmedim. Bir gün aileme kavuşacağımı hep hayal etmiştim. Şimdi ailemin yanındayım ve mutluyum.”
Haber: Enes Yıldız / ANF









