• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Bir sığınmacının hayat hikayesi: İkinci El’in galası yapıldı

9 Nisan 2026 Perşembe - 09:32
Kategori: Editörün Seçtikleri, Kültür

Kağıt toplayıcısı bir sığınmacının hikayesine odaklanan İkinci El’in galası yapıldı. Yönetmen Ferhat Ertan, ‘Filmde sığınmacı karakterinin hiçbir repliği yok. Bu karakterimizin ayrıca milliyeti de belli değil çünkü bu sorun Dünya’nın her yerinde var’ dedi 

Yazarlığını ve yönetmenliğini Ferhat Ertan’ın, oyunculuğunu Hasan Göktaş, Oktay Dallı ve Viyan Arslan’ın yaptığı “İkinci El” filminin galası geçtiğimiz hafta İzmir’de Fransız Kültür Merkezi’nde yapıldı. İki polis ve bir sığınmacı karakterinin olduğu film bu temsiliyetler üzerinden devlet ve sığınmacılar arasındaki ilişkiye değiniyor. Tarihi geçmiş geçici kimlik kartı taşıyan sığınmacının polisten kaçışı gösterilen filmde, polisler üzerinden devletin sığınmacılar üzerindeki politikasına ışık tutuluyor. Film 14-18 Nisan tarihleri arasında İzmir’de 5’incisi düzenlenen Mülteci Film Festivali’nde gösterilecek.

Filmin yönetmeni ve yazarı Ferhat Ertan ile oyuncusu Viyan Arslan ile filme dair konuştuk.

Devlet ve sığınmacı ilişkisi

Filmin taslağının Ocak 2025 yılında devlet ve sığınmacılar arasındaki ilişkiye dikkat çekme amacıyla oluştuğunu söyleyen Ferhat Ertan, “Filmin fikri sınırları çizenlerin ve bu çizilen sınırların sonucunu yaşayan kişilerin çatışması fikriydi. Bu durum sürekli yaşanan bir durum. Biz de bunu kısa filmle nasıl anlatabiliriz diye düşündük. Daha sonra bu fikir kara komedi şeklinde kısa film olarak tasarlandı ve senaryoyu tamamladık” dedi.

Türkiye’de film yapmanın maliyetli olduğunu söyleyen Ferhat Ertan, filmi kendi kaynakları ile tamamladıklarını belirtti.

‘Sorun sistemin sorunu’

Filmde toprağından göçertilen bir kağıt toplayıcısı bir sığınmacının sınırı geçtikten sonra neler yaşadıklarını anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Ferhat Ertan, “Bu durumu yaratan devletin o kişiye nasıl bir muamele yaptığını anlatmak istedik. Filmin kendisi o kadar acıklı değil ama durumun kendisi çok acıklı. Durumu kara komedi biçimiyle anlattık. Durumun kendisi çok acıklı evet ama ‘seyir zevkini’ de ele alarak bu durumu da nasıl anlatabiliriz diye çok çalıştık. Filmde sığınmacı karakterinin hiçbir repliği yok. Bu karakterimizin ayrıca milliyeti de belli değil çünkü bu sorun Dünya’nın her yerinde var. Yakın zamanda yaşanan ve şu anda devam eden savaşlardan dolayı İzmir’den Yunanistan gibi yerlere çok fazla geçiş yapıldı. Midilli’den bir arkadaşımız ‘push back’ yani geri itme diye bir kavramdan bahsetti bize. Nedir diye sorduğumda, arkadaşımız ‘Ortadoğu’dan kaçan insanlar botlara biniyor ve eğer adaya ayak basarsa artık korunmaya ihtiyacı olan statüye girecek. Fakat oranın devlet temsiliyeti kişilerin karaya ayak basmaması için botlarını geri itiyor’ dedi. Bugün herkes mülteci olabilir veya korunmaya ihtiyacı olan bir duruma evirilebilir. Dolayısıyla bizim karakterimiz de tüm yersiz ve yurtsuzların temsiliyeti. 8 dakikada bu sorunu anlatmaya çalıştık ama en nihayetinde bu devlet veya sistem sorunu. Sistemin kendisi sınırları çiziyor ve yine bu sorunu da yaratan sistem oluyor. Filmin ismi film izlendiği zaman daha iyi anlaşılır” şeklinde konuştu.

‘Savaşların bedelini biz ödüyoruz’  

Viyan Arslan ise, oynadığı karakterin diyaloğunun olmadan derdini anlatmaya çalışmasının zor olduğunu dile getirerek, “Kendimi karakterle de bağdaştırıyorum. 7 yaşına kadar tamamıyla Kürtçeyle büyümüş biriyim. Daha sonra okulda Türkçeyle tanışıyorsun ve bu iki dil arasında sıkışıyorsun. Diyarbakır’da doğdum İstanbul’a gittim. Yani kendini bir yere ait hissedememe hali var. Derdini ne Kürtçe ne de Türkçe anlatabiliyorsun. Filmdeki karakterin işi daha zor. Duygularınla derdini hissettirmen gerekiyor. Bu da sistemsel bir durum. Sistemin bizi görme gibi durumu yok. Filmdeki polisler de bir temsiliyet aslında. Onların da seni anlama ve görme gibi bir niyetleri yok. Onlarda ‘aman hukuk ne der’ korkusu var. Yani onlar için o sığınmacının ne hissettiği çok da önemli değil. Suriye’den, Afganistan’dan, diğer ülkelerden Türkiye’ye gelen birçok insan var ve şu anda İran’da yaşanan savaştan dolayı gelecek olanlar var. Bu insanlar aslında göçertilirmiş insanlar ve burada da ‘topun ağzında’ olan insanlar. Dünya haritasını açıp baktığımızda da top ve silah seslerinin duyulmadığı çok az yer görürüz. Sistem savaş alanları yaratarak aslında aynı zamanda bir korku iklimi de yaratıyor ve bu şekilde bir avuç insan kendisini doyurmaya çalışıyor. Ancak bu savaşların bedelini de bizler ödüyoruz” diye konuştu.

Haber: Uğurcan Boztaş / MA 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İran, Hürmüz Boğazı’nda mayınlara karşı alternatif yolları açıkladı

Sonraki Haber

Hevsel’de çapa mesaisi başladı: Karın tokluğuna çapa sallıyoruz

Sonraki Haber

Hevsel’de çapa mesaisi başladı: Karın tokluğuna çapa sallıyoruz

SON HABERLER

Duran Kalkan: 27 Mart’ta mutabık kalınan yol haritası işletilmedi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Kızının mezarı için 10 yıldır aynı yolda

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Köykent Projesi’nden geriye kalan ‘yıkım’: Önce zorla getirdiler, şimdi de çıkın diyorlar

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

CHP’nin internet sitesinden PM ve MYK üyelerinin isimleri kaldırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Ertekin: Yargı politik mücadelenin aracı oldu

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Dr. Mithat İshakoğlu: ABD-Çin ziyareti gelişen savaşın yansıması

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Süveyda’dan Şam’a giden bir aile çocuklarıyla birlikte kaçırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır