Pîlemûriye’ye bağlı Gurîk köyünün mera vasfının değiştirilmesiyle beraber Dimin Madencilik yeniden harekete geçti. Köylüler, maden dayatmasına karşı yaşam alanları için kapsamlı bir direnişe hazırlanıyor
Duygu Kıt
Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (BERN)’ne göre çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak, su samuru gibi koruma altında bulunan birçok türe ve endemik bitki çeşitliliğine hayat veren Pîlemûriye (Pülümür) Gurîk (Karagöz) Köyü’nde Dimin Madencilik tarafından ısrarla yapılmak istenen krom madeni projesine halk büyük bir tepkiyle karşı çıkmaya devam ediyor. Altı köyü kapsayan ve parça parça ruhsatlandırılan bu alanlarda şimdiye kadar 1200’ü aşkın bitki kayıt altına alındı. Yeni bitkiler de dünya literatürüne girmek için gün sayıyor. Yaşayanların bir ‘cennet’ olarak tarif ettiği Gurîk’te halk maden projesi dâhil hayata geçirilmek istenen, planlanan her projeye karşı büyük bir eylem hazırlığı içinde.
‘Hızla bir birlik oluşturduk’
Köylülerden ve kampanya yürütücülerinden Uğur Tepe, sürece karşı geçmişte de önemli bir tepki gösterdiklerinden ötürü projenin durdurulması yönünde bir karar beklediklerini ama bugün aksi bir durumla yüz yüze bırakıldıklarını ifade etti. Tepe, “Biz bu projeye 2024 yılında ÇED raporu çerçevesinde bir halk toplantısı gerçekleştirirken tepkilerimizi göstermiştik. Süreç bir yılı aşınca bizde maden projesinin sonlandırıldığı yönünde bir beklenti hâkimdi. Olması gereken de bu aslında. Fakat yakın zamanda muhtarlıklara ve ilgili kurumlara yazı gönderildi. Özellikle bu yazının gittiği köylerle bir grup oluşturduk. Yine kurumlarla ve ilgili mercilerle görüşmeleri gerçekleştirmek üzere ilgili köy muhtarları, belediye başkanı, koyun keçi birliği, arıcılar birliği başkanı, dernek ve federasyon temsilcilerinin, baro başkanının olduğu bir koordinasyon grubu oluşturduk” dedi.
‘ÇED için vasıf değiştirildi’

Tepe, projede dayatılan ısrarla beraber bu süreçte önemli bir hukuksuzluğu da açığa çıkardıklarını belirterek, “İl Tarım’ın bir yıl öncesinde hemen yanımızdaki Dağbek köyündeki bir maden projesinde bölgenin nitelikli mera bölgesi olması üzerinden olumsuz bir raporu var. İl Tarım aynı raporu iyi mera vasfı üzerinden köyümüze yapılmak istenen projeye de sunmuş. Fakat yakın zamanda ÇED raporu içindeki bir miktar meranın vasfının değiştirilerek hazineye devredildiğini, bunun üzerinden İl Tarım’dan tekrardan rapor istendiği bilgisini edindik. Hem bölgemizin flora hem fauna zenginliği, hem de mevcutta özellikle mera üzerinden ciddi bir üretim değeri yarattığı gibi ciddi dayanaklarımız mevcut. Aynı zamanda bura tarihsel ve kültürel olarak da çok önemli mekânlarından birisi. Yani bizim ruhumuzun, kimliğimizin, benliğimizin önemli bir parçası” diye belirtti.
‘Adım adım örgütleniyoruz’
Köylülerin sürece karşı hem hukuki hem de toplumsal mücadele yürüttüğünü söyleyen Tepe, planlarını şöyle anlattı: “13 Nisan’da yapılacak toplantı öncesi hem halkın hem de muhtarlıkların, duyarlı kamuoyunun tepkisini aktarabileceğimiz güçlü bir dilekçe hazırlamaktı. Dersim Barosu’yla beraber hızla dilekçemizi hazır etmiş olduk. Geçtiğimiz pazar günü Asgirek köyünde köy muhtarlarının, belediye başkanının, baronun, dernek temsilcilerinin olduğu bir toplantı gerçekleştirip oradaki taslak planımızı karara bağlamış olduk. Koordinasyonda yer alan temsilcilerle İl Tarım Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ve Valilikle bir görüşme gerçekleştirmeyi planladık. Topladığımız imzaları 10 Nisan Cuma günü heyetle beraber Tunceli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne teslim ederek bir basın açıklaması gerçekleştireceğiz.”
‘Geçit vermeyeceğiz’

Dêrsim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Sekreteri Ulaş Yeğin ise madene açılmak istenen bölgenin zengin biyoçeşitliliği vurgulayarak şöyle dedi: “Dersim’in maden sahalarına açılacağını 26 Kasım 2025’te Dersim merkezde yapılan çevre mitinginde haykırmıştık. Pülümür Karagöz ve çevre köylerindeki maden projeleri yine gündeme geldi. Bu projeyi kapsayan bölgedeki köylülerin yan yana gelip bir platform oluşturması umut verici. Özellikle Dersim Barosu’nun çalışmaları ve Dersim’deki kurumların bu meselede birlik olması, bu meseleyi sahiplenmesi önemli bir yerde duruyor. Biz de Dersim Dernekleri Federasyonu olarak bu sürecin takipçisiyiz. Köy halkının muhtarların, belediye başkanının, baronun ekoloji örgütlerinin içinde olacağı bu platformu destekliyoruz. Bu maden şirketlerinin Dersim’e ilk sızma girişimidir. Bunun karşısında olacağız. Toprağımızı, havamızı, suyumuzu, yaşam alanlarımızı savunmaya devam edeceğiz. Pülümür’de ve Dersim’de maden şirketlerine geçit vermeyeceğiz.”









