Wan’da düzenlenen ‘Her Nakış Bir Hikayedir’ etkinliğinde kadınlar, kadın emeği ve geleneksel el sanatlarının kültürel mirasını anlattı. Programda kilimler, halılar, yün çoraplar ve kuşaklar üzerindeki motiflerden bahseden anneler, daha sonra hep birlikte şarkılar seslendirdi
Wan’ın Rêya Armûşê (İpekyolu ) Belediyesi öncülüğünde Sanat Galerisi’nde “Her Nakış Bir Hikayedir” adlı çîrok gecesi programı düzenledi. Kürt kültürüne uygun bir divan şeklinde gerçekleştirilen program, patik, yün çorap, süzgeç, heybe, el değirmeni ve beşik gibi eşyalarla süslendi. Barış Anneleri Wan Meclisi Üyeleri sırayla, kadınların emeği ve nakışlarıyla inşa edilen köy hayatlarını anlattı. Kilimler, halılar, yün çoraplar ve kuşaklar üzerindeki motiflerden bahseden anneler, daha sonra hep birlikte şarkılar seslendirdi. Programa kente bulunan siyasi ve sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Programda konuşan Rêya Armûşê Belediyesi Meclisi üyesi Faysal Yacan, Kürt kültürünü yok etme çabalarının sonuçsuz kaldığını hatırlatarak şunları söyledi:
“Annelerimiz büyük bir emekle Kürt kültürünü bugüne taşıdı. Onlar her nakışa acılarını ve yaşamlarını dokudu. Bu yüzden her nakış, annelerin bir hikayesidir. Umuyoruz ki yeni nesiller bu mirasa sahip çıkar. Kürtçe’nin sesinin ve renginin ölmesine izin vermeyen annelerimize minnettarız.”
Barış Anneleri Wan Meclisi üyesi Hanife Koçak da günümüzdeki duruma tepki gösterek, “Artık annelerimiz bile Kürt kıyafetlerini giymiyor, geleneksel saç örgülerini yapmıyor ve Kürtçe konuşmuyor. Bu bir eksikliktir, anneler bunu yapmamalı” dedi.

El emeği yerini makineye bıraktı
Barış Anneleri Wan Meclisi üyesi Kewê Işık, eskiden her şeyin el emeği olduğunu belirterek el emeğinin yerine makine gücünün geldiğini vurgulayarak, “Kadınlar büyük emek verirdi. İşlerini daha iyi ve hızlı bitirmek için erkeklerle yarışırlardı, bazen yoğun işten dolayı günde sadece bir saat uyurduk. Her nakışın bir adı vardı ve bu nakışlar üzerine şarkılar söylenirdi. Gulsarya, Tiyarî, Hemze Begî gibi nakışlar yapardık. Atını seven her erkek, atını annelerin yaptığı süslerle süslerdi. Anneler bu nakışları doğadan topladıkları bitki ve meyvelerden elde ettikleri kök boyalarla renklendirirdi” diye konuştu. Besna Akdoğan da köydeki yaşamı anlatırken, “Köylerde teşimizi eğirir, sağım işine gider, çocuklarımıza bakar ve evi çekip çevirirdik. Tüm bunların yanında bir de erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısı vardı” dedi.

‘El sanatlarını köylerde öğrendik, şehirle birlikte kültürümüz zayıfladı’
Hediye Koçak ise eskiden kadınlar olarak her işi bilmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Eskiden bir gelin ev ve köy işlerini bilmezse bu büyük bir kusurdu. Ama kaynanası onu severse yavaş yavaş öğretirdi. Biz bu el sanatlarını köylerde öğrendik. Şehre taşındıktan sonra bu kültürümüzü bıraktık. Eğer bırakmasaydık ve devam ettirseydik, bugün kızlarımız da bu sanatları biliyor olurdu” dedi.
Program, annelere hediyelerin verilmesi, alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde sona erdi.
Kaynak: MA









