Hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için yapılan eylemlerde, Mehmet Ali Tosun ve Hüseyin Bilecan’ın tahliyesi talep edildi
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, her hafta düzenledikleri “F oturması” eyleminin 733’üncüsünü Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, Marmara 2 Nolu L Tipi kapalı cezaevinde tutulan tutsak Mehmet Ali Tosun’un durumuna dikkat çekildi. Açıklamaya, çok sayıda hak savunucusu destek verdi. Basın metnini İHD’li Sevil Turgut okudu.
Sevil Turgut, “Marmara 2 Nolu L Tipi Cezaevinde tutulan yüzde 53 engelli olan ağır hasta tutsak Mehmet Ali Tosun (72) Kalp, yüksek tansiyon, İnme ve Prostat hastası olup, ileri derecede görme ve işitme engeli bulunmaktadır. İşitme engeli nedeniyle birçok defa ameliyat olan ve halen kulak pili kullanan Tosun, beyin damarlarına pıhtı atması sonucu meydana gelen felç nedeniyle denge sorunu yaşamakta, baston kullanarak yürüyebilmekte ve yaşamını ancak başkalarının yardımı ile sürdürebilmektedir” diye ifade etti.
‘Kaygımız çok’
Mehmet Ali Tosun’un baston kullanarak yürümeye çalıştığını ve başkalarının yardımıyla yaşamını sürdürebildiğin aktaran Sevil Turgut, “Kardeşi, 7 Nisan’da komisyonumuza verdiği bilgide; ‘Mehmet Ali abim 72 yaşında, yüzde 53 engelli raporu var. Kalp, tansiyon gibi kronik hastalıkları da olan abim 2018 yılında felç geçirdi ve beyin damarlarında tıkanıklık var. Her iki kulağından ameliyat geçirdi, duyma problemi hat safhada. Kulaklık olmadan duyamıyor. Yaşa bağlı sorunları da olan abim, dışarıda düzenli tedavi ve bakım ile hayatını sürdürüyordu. 3 Şubat’ta evinden gözaltına alındı ve hiçbir neden yokken tutuklandı. Tedavisi aksadı. Şu ana kadar hiç hastaneye götürülmemiş. İlk başta düzenli kullandığı ilaçlarını bile alamadı. Bu arada kulaklığının bir tanesi arızalanmış. Ciddi bir duyma sorunu yaşıyor şu anda. Ayrıca, diş rahatsızlıkları baş göstermiş. Kulaklık tamiri için dilekçe yazdığını söyledi. Bizlerin endişelendiğini düşünerek hastalıkları ile ilgili olumsuz çok fazla bir şey söylemiyor ama kardeşleri olarak bizim kaygımız çok.
Bu yaşta ve hastalıkları olan birinin içerde hayat geçirmesi çok zordur. Daha uygun koşullarda yaşaması bizim talebimizdir. Herhangi bir suç isnat edilirse de mahkemesi tutuksuz görülebilir. Bir an önce serbest bırakılmasını ve tedavisinin, düzenli gittiği Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde devam etmesini istiyoruz’ demiş, ağabeyinin serbest bırakılarak tedavi imkanına kavuşabilmesi için destek talep etmiştir. Ağır hasta tutsak Mehmet Ali Tosun ve hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan bütün hasta tutsakların, serbest bırakılarak sağlık ve yaşam haklarının korunması için, yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz” dedi.
Ankara
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutsakların durumuna dikkat çektiği eylemlerin 605’nci haftasında bir kez daha Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi. İnisiyatif, bu hafta Sincan 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Hüseyin Bilecan’ın durumuna dikkat çekti.
Açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eşbaşkanı Ömer Faruk Yazmacı okudu. Hüseyin Bilecan’ın sağlık sorunlarının çoklu ve ağır olduğunu söyleyen Ömer Faruk Yazmacı, “Hüseyin Bilecan, uzun süredir süren şiddetli baş dönmesi, başında baskı hissi ve denge kaybı yaşamaktadır. Bu durum öyle bir noktaya gelmiştir ki yalnızca sağ tarafına yatabildiği, sırtüstü/düz yatamadığı belirtilmektedir. Bu haliyle görüntüleme, ameliyat ve tedavi süreçlerinin güvenli biçimde yürütülmesi zorlaşmakta; tıbbi işlemler sürekli ertelenmekte ya da ‘kısa müdahalelerle’ geçiştirilmektedir. Her iki gözünde gözyaşı kanallarının tıkalı olduğu ve ameliyat gerektiği; safra kesesi iltihabı ve taş nedeniyle dayanılmaz ağrı krizleri geçirdiği ve safra kesesinin alınmasının gerektiği; dizlerinde yırtık bulunduğu ve yürümeyi zorlaştıran bu durumun ameliyat ihtiyacı doğurduğu; ayrıca bel fıtığı nedeniyle ciddi tedaviye ihtiyaç duyduğu aktarılmaktadır” dedi.
Ömer Faruk Yazmacı, Bilecan’ın ayrıca kalp ritminde bozulma, yüksek tansiyon ve akciğere pıhtı atması bulgularının da saptandığını belirterek, “Acil tedavi ve ilaç düzeni gerektiği bildirilmiştir. Bu tablo, ‘takip gerektirir’ denilerek ertelenebilecek bir tablo değildir. Her bir başlık tek başına dahi acil müdahale gerektirebilecek niteliktedir” diye belirtti.
Hastanede beş gün kelepçe ile bekletildi
Ömer Faruk Yazmacı, “Hüseyin Bilecan 26 Aralık 2025 tarihinde tedavi amacıyla Kırşehir S Tipi Cezaevi’nden Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edilmiştir. Kendisiyle 10 Mart tarihli görüşmede, sağlık durumunun hayati tehlike boyutuna ulaştığını ve bu hafta içinde hastaneye kaldırıldığını aktarmıştır. Hastane sevklerinde “ağız içi arama” dayatmasının olmadığı, buna rağmen hastanede beş gün boyunca kelepçeli şekilde tutulduğunu ifade etmiştir. Ağır hasta bir mahpusun, hastane yatağında dahi kelepçeli tutulması; dinlenmesini, iyileşmesini ve tedaviye uyumunu engelleyen insan onurunu zedeleyen bir uygulamadır. Bu yaklaşım, tedaviye yardımcı olmak bir yana, hastalığı ağırlaştıran bir kötü muamele biçimine dönüşmüştür” dedi.
İlgili tüm kurumları görevlerini yapmaya çağıran Ömer Faruk Yazmacı, Hüseyin Bilecan’ın tedavi hakkınınım derhal güvenceye alınması tahliyesinin ertelenmesinin durdurulmasını istedi.
Adana
İnsan Hakları Derneği (İHD) Akdeniz Bölge Şubeleri (Adana, Mersin, İskenderun, Hatay ve Antalya), hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla İnönü Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada ilk olarak söz alan İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir, sürecin ilerleyebilmesi için somut adımların atılması gerektiğini vurgularak, “Sürece halkın inanması ve barışçıl bir ortama geçişin sağlanması için bazı basit adımlar atılmalıdır. Buna ‘yol temizliği’ de denilebilir” diye konuştu.
‘Hasta mahpuslar neden hala içerde’
Hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Hakkı Demir, ağır hasta tutukluların cezaevlerinde tutulmaya devam ettiğini belirterek, “Birçok hasta mahpus yaşamını yitirerek ancak dışarı çıkabiliyor. Bazıları ise insan hakları örgütlerinin mücadelesi sonucu sınırlı da olsa tahliye edilebiliyor” dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını hatırlatan Demir, “Bu hükümetten ve devletten bağımsız olarak barış mücadelesini, hak ve hakikat mücadelesini inatla sürdüreceğiz” dedi.
‘Yeni isimler listelere ekleniyor’
Ortak metni okuyan İHD Adana Şube Başkanı Yasemin Dora Şeker, derneklerinin 28 Nisan 2025 tarihli raporunu hatırlatarak, tespit edilebildiği kadarıyla en az bin 412 hasta tutsak, bu tutsaklardan 335’inin ağır hasta olduğunu, 230’unun yaşamını tek başına sürdüremediğini, 105’inin ise sürekli bakıma ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Hasta tutsakların büyük bölümünün kanser, kalp hastalıkları, KOAH, böbrek yetmezliği, diyabet ve nörolojik hastalıklarla mücadele ettiğini belirten Yasemin Dora Şeker, hastane sevklerinin geciktirilmesi, kelepçeli muayene ve ağız içi arama gibi uygulamalar nedeniyle tedaviye erişimin engellendiğini söyledi.
“Türkiye’de hapishaneler giderek birer ölüm bekleme odasına dönüşmektedir” diyen Yasemin Dora Şeker, ağır hasta tutsakların cezaevinde tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporlarına rağmen tahliyelerin gerçekleşmediğini belirterek bunun sistematik bir hak ihlaline dönüştüğünü ifade etti.
Hasta tutsaklar meselesinin yalnızca “sağlık hakkı” değil, aynı zamanda “barış ve toplumsal güven meselesi” olduğunu vurgulayan Yasemin Dora Şeker, “Yaşam hakkının ihlal edildiği bir infaz sistemi, toplumsal barışın zeminini zayıflatır” dedi. Yasemin Dora Şeker, ağır hasta tutsakların serbest bırakılmasının bir “iyi niyet” değil, hukukun gereği olduğunu belirterek, bu konunun siyasi tartışmalara konu edilemeyeceğini söyledi.
Kaynak: MA









