‘Sol Elin Hatırası’ kitabına dair Vecdi Erbay ile konuştuk:
Kendimi kötü hissedip geri çekildiğim zamanlar oldu, yazarak kurtulmak istediğim de. Profesyonelce dönüp baktığım, müdahale ettiğim öyküler Sol Elin Hatırası adlı bir ürün olarak ortaya çıktı
Hüseyin Kalkan
Kürt coğrafyası büyük acılardan geçip geldi. Köyler yakıldı insanlar infaz edildi. Savaş bütün bir coğrafyayı kasıp kavurdu. Bunların sanata dönüşmesi kaçınılmazdı. Zaten peş peşe filmler yapıldı, şiirler yazıldı, ağıtlar yakıldı, roman ve öyküler yazıldı. Elimizde yeni çıkmış bir öykü kitabı var. Öykülerin yazarı Vecdi Erbay. Coğrafyayı yakında tanıyan, acılarını bilen ve paylaşan bir isim. Vecdi Erbay, öykülerini ’Sol Elin Hatırası’ isimli kitapta topladı. Daha dumanı tüten kitabına dair Vecdi Erbay ile konuştuk.
- Son kitabındaki öykülere sinmiş bir hüzün hemen fark ediliyor. Bu öyküler ve bu hüznün nereden /neden kaynaklanıyor?
Hüzün her hâlükârda hayatlarımızın bir parçası. Hikâyesini yazdığım karakterler de kaçamıyorlar bu duygudan. Kaçma girişimleri de hüzün duvarına çarpıyor. Öte yandan Hilmi Yavuz’un dile pelesenk dizeleri de haklı: “hüzün ki en çok yakışandır bize/belki de en çok anladığımız”. Coğrafyanın, toplum olarak iktidarların bize yaşattıklarının hüzünle hemhal olmamızda katkısını da yadsıyamayız sanki. Bütün bunlara bakınca öyküleri hüzünden azade düşünmek ve kurmak pek mümkün olmazdı gibi geliyor bana.
- Biraz okuması zor öyküler. Yazmak zor oldu mu?
Zor öyküler yorumunu öykülere sinmiş hüzünden dolayı yaptıysan, kimi öyküleri yazmak hakikaten zor oldu. Kendimi kötü hissedip geri çekildiğim zamanlar oldu. Ya da tam tersine, bir çırpıda yazarak kurtulmak istediğim de oldu. Profesyonel bir bakış açısıyla birçok kez geri dönüp baktığım, müdahale ettiğim öyküler Sol Elin Hatırası adlı bir ürün olarak ortaya çıktı. Öykü yazmak zor, Ruken’i, Sol Elin Hatırası’nı, Karşılaşma’yı yazmak daha da zor oldu.
- Ruken, Ali… çıkıp gidiyorlar. Neden gittiklerini biliyoruz. Öyküler bunu söylüyor bize. Bir gün dönüp gelecekler mi? (Gerçi bu edebiyatın yanıtlayacağı bir soru değil ama, ben yine de sormuş olayım)
Ruken ve Ali geri dönmüyorlar. Gidişlerinin haklılığını bir yana bırakarak söyleyecek olursam, gidişlerinin nedeni ve dönmeyişleri insanlık adına utanç verici. Hüzünlü ve hatta kahredici. Öykülerini yazdığım Ruken ve Ali geri dönmyecekler, bu mümkün değil artık fakat yolları gözlenen binlerce Ruken ve Ali var. Onların geri dönme ihtimali bile heyecan veriyor. Bir gün dönsünler umudunu hep diri tutmak ve bu dönüşü sağlamak için mücadele etmek gerekiyor.
- Senin külliyatına baktımız zaman öykü ağır basıyor. Şiir yetersiz mı kalıyor bu coğrafyanın acılarını anlatmaya?
Çoğrafyanın acıları içinde doğdum, büyüdüm. Acıların son bulması için kendimce bir mücadelenin içinde de yer aldım. Ancak edebiyatın gücünü de hiç küçümsemedim ve belki de beni yazmak için motive eden esas şeylerden biri de bu inanç oldu. Edebiyat kadar sanatın diğer dalları da coğrafyanın acılarını anlatabilmek için kudretlidir. Şiirler ve öyküler yazdım ve burada gösterdiğim kişisel dünyamı coğrafyadan ayrı tutmadım. Değil mi ki şekillenmemde içine doğduğum coğrafyanın katkısı büyüktür, o halde duygusal ve politik olarak zaten burada durmam gerekiyor. Sözünü ettiğimiz acının tam ortasında…
- Her öykünün başında gidenlerden dizeler var. Bu bir selam mı, bir özlem mi?
Gidenlerin adını bir de burada yad etmiş olayım: Arjen Arî, Adnan Satıcı, Öztürk Uğraş, Mehmet Çetin, Fadıl Öztürk, Emirali Yağan ve Didem Madak. Didem Madak’la iki kez telefonla konuşmuştuk, zamana yayılan bir dostluğumuz olmadı maalesef. Ama kısa hayatıyla ve şiirleriyle hayatımda yer tutmuş insanlardan biri oldu. Diğerleri ideolojik olarak da yakın olduğum, birlikte çok zaman ve macera yaşadığım şair arkadaşlarımdı. Hayatlarıyla ve şiirleriyle bana çok katkıları oldu. Ve hepsi erken gitti. Vefa borcumu ödemenin bir yolu olarak, dizeleriyle anmaya çalıştım onları.
- Son soru. Sırada bir roman mı var?
Başladığım ve birkaç sayfa sonra silip unuttuğum çok roman girişimim oldu. Hep daha geniş bir zamana ihtiyaç duyuyorum roman yazmak için. Ama bu arada biriken şiirler var. Romandan önce belki bir şiir kitabı gelir.

Vecdi Erbay kimdir?
Mêrdîn, Şenyurt’ta doğdu. Çeşitli dergilerde yazıları, şiirleri, öyküleri yayımlandı. On yıla yakın bir süre Özgür Gündem gazetesinin kültür sanat editörlüğünü üstlendi. Çeşitli yayınevlerinde çalıştı.
Yayımlanmış iki şiir kitabı var: Kuşkular Zamanı (Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 1997), Yaz Sayıklamaları (Piya Kitaplığı, 2003). Öykü kitabı Masalın Ölümü, 2006 yılında Agora Kitaplığı’ndan çıktı.
İnatçı Bir Bahar-Kürtçe ve Kürtçe Edebiyat derleme kitabı ise, Ayrıntı Yayınları’nda çıktı. Şiir: Görülmüştür (şiir antolojisi, Aram Yay.), Türkiye Barışını Arıyor (Aram Yay.) kitaplarından bazıları.







