• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Suriye’de Kürtler ‘vatandaş’ olduğunu ‘kanıtlamaya’ çalışıyor

13 Nisan 2026 Pazartesi - 09:45
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ortadoğu

Suriye’de yıllardır ‘mektum’ ve ‘ecnebi’ olarak tecrit edilip kimliksiz bırakılan Kürtler, yeni nüfus kayıtlarında ‘Suriyeli’ olarak tanımlanıyor. Ancak Kürtler, vatandaşlık ve haklarının iadesinin güvencesini istiyor

Rojava’da Kürtler; ellerinde kimlik bilgileri, ikametgâh belgesi, okul kayıtları ve toplayabildikleri her türlü evrakla “Suriye vatandaşı” olduklarını “kanıtlama” telaşında. 6 Nisan’da Qamişlo, Dêrik, Hesekê, Çilaxa ve Dirbêsiyê şehirlerinde açılan nüfus kayıt merkezleri önünde uzun kuyruklar oluşturan Kürtler, bir yandan geçmişle hesaplaşıyor bir yandan da tüm haklarının garanti altına alınacağı yeni anayasa talep ediyor. 64 yıl önce bir gecede kendi topraklarında “yok” sayılan Kürtler, kimliklerinin ve varlıklarının inkar edilmesinin bedelini ekonomik, sosyal, siyasal, sağlık ve eğitim gibi her alanda ödedi.

Suriye’de 1962 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı Nazım El Kudsi ve Başbakan Beşir El Azma yönetimindeki hükümet, “Arap Kemeri” projesi kapsamında Hesekê’de yaptığı “özel nüfus sayımıyla” yüz binlerce Kürt’ün hayatını kararttı. Gerekçe ise Kürtlerin “yasadışı yollarla Türkiye’den Suriye’ye sızdığı” iddiasıydı. Başta Hesekê olmak üzere Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Cizirê Bölgesi’nde bir gecede nüfus sayımı yapıldı; 250 ila 300 bin Kürt’ün vatandaşlık hakkı elinden alındı, mal ve mülklerine el konuldu.

Kürtlerin bir kısmı “ecnebi” (yabancı) olarak kaydedilirken, bir kısmı ise nüfus kütüğüne hiç kaydedilmeyerek “Mektum” (gizli/kayıtsız) olarak adlandırıldı. Bu sayı, her geçen yüz binleri bulan devasa bir insani krize dönüştü. Kürtler, yıllarca kendi topraklarında sesleri duyulmadan yaşadı. 1963 yılından 2024 yılına kadar Suriye’yi yöneten Baas rejimi de Kürtleri, kimlikleri üzerinden teşhir ve tecrit etmeyi sürdürdü.

Her yerde ‘yok’lar

“Mektum” kategorisinde yer alanlar, resmi bir diplomaya sahip olamıyor ve yükseköğrenim haklarından yararlanamıyor. Dahası, devlet kurumlarında memur olarak çalışamıyor ve ev, otomobil veya taşınmaz mülkleri kendi adlarına alamıyor. Pasaport alamadıkları için sınır kapılarından veya havalimanlarından yasal yollarla yurt dışına çıkış yapamıyor.

Önce Araplaştırma sonra kimliksizleştirme

İnsan Hakları Savunucusu Avukat Xalid Cebîr, Suriye’de o dönem Kürtlerin dışında kimsenin bu ayrımcılıkla karşılaşmadığına dikkat çekerek şu örneği veriyor:

“Arapların yaşadığı Dêrazor’da böyle bir politika yürütülmedi. Orada hiç kimse kimliksiz kalmadı. Önce ‘Arap Kemeri’ projesi kapsamında Araplar, Kürtlerin bölgelerine getirilip yerleştirildi; ardından Kürtlerin kimliği inkar edilerek tüm hakları gasp edildi. Düşünün, hastasınız veya bir taziyeniz var ama bir şehirden başka bir şehre gidemiyorsunuz.”

Avrupa’da 200 bin kimliksiz Kürt

Kürtler, yıllar boyunca yalnızca rakam olarak yok sayılmadı; yok sayılmışlık, günlük hayatı bile etkileyen krizlere neden oldu. Örneğin evlilikler resmi olarak tescil edilemiyor, sonraki yıllar “mektum” statüsünde yüzlerce çocuk doğuyor ve onlar da kayıt dışı kalıyordu. Kürtler, bir suç durumunda hukuk önünde hakkını savunamıyor; devlet topraklarına rahatça el koyabiliyor ve özel bir iş yeri açamıyordu.

Öte yandan, Kürtlerin iş yeri açma ve çalışma hakkının olmaması hem derin bir yoksulluğu hem de Avrupa’ya göçleri beraberinde getirdi. Binlerce kişi ekonomik zorluklardan dolayı göç yollarına düştü. Ancak kimlikleri olmadığı için gittikleri ülkelerde de bürokratik engellerle karşılaştı. Bugün Avrupa’da yaşayan Rojavalı yaklaşık 200 bin Kürt’ün kimliğinin olmadığı belirtiliyor.

 ‘Senin toprağın ama koruyamıyorsun’

Qamişlo’nun Çetelê köyünden olan Jînda Ehmed de kimliksiz Kürtlerden ve şunları söylüyor:

“Babam, dedelerim burada doğdu. Çok zengin sayılmazdık. Arazilerimiz vardı ama resmi olarak bizim arazilerimiz değildi. Devletin el koymaması için tanıdık aile dostlarımız, tapuları üstüne almıştı. Yüzlerce insanın evlerine ve arazilerine el konuldu. Hukuk önünde de hakları olmadığı için geri alamadılar. Kürtler yoksulluğa ve açlığa itildi. Tarlalarını ise başkaları ekip biçti. Varsın, senin yerin, toprağın ama koruyamıyorsun ve üzerinde hakkın yok.”

Ulusal bağı da yok ediyor

Jînda’nın Nisêbîn şehrinde de akrabaları yaşıyor ancak pasaportları olmadığı için ziyaretlerine gidemiyordu. Bu durumun aslında sosyal ilişkileri ve Kürtler arasındaki bağı da yok ettiğine işaret eden Jînda, şöyle devam ediyor:

“Benim için en büyük zorluklardan biri eğitim hakkımın gasp edilmesiydi. Dokuzuncu sınıfa kadar okudum ve hiçbir kaydım yoktu. Ablam lise son sınıfa kadar okudu ancak diploma vermediler. Amcam bir imzayla üniversiteden atıldı. Ya ajanlık yapacaktı ya da eğitim hayatı bitecekti.”

Vatandaş olmayan erkekler aynı zamanda devlete “askerlik” de yapamıyor. Jînda, bu durumun Kürtler için tek artı olduğunu söylüyor: “Babam, erkek kardeşim, amcalarım ve kuzenlerim kimse askerlik yapmadı.”

Sadece çalışma hakkı tanındı

Kimlikleri üzerinden tecrit edilen Kürtler, yıllarca ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlarla mücadele ederken, 2011 yılında Beşar Esad, bir nimetmiş gibi “çalışma hakkı” vereceğini duyurdu. O dönem Ortadoğu’da “Arap Baharı” olarak bilinen halkların otoriter rejimlere karşı isyanı başlamıştı. Esad rejimi de halkın ayaklanması üzerine bir dizi “reform” kararı almış ve Kürtlere “işyeri açma ile çalışma hakkı tanınacağını” açıklamıştı. Ancak ardından başlayan Rojava Devrimi süreciyle, Suriye’de dengeler değişti.

Geçici değil kapsayıcı ve kalıcı anayasa

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim bölgelerinde yaşayan Kürtler, tüm temel haklarına kavuştu. Sadece Kürtler değil, Araplar, Süryaniler, Ermeniler ve diğer halklar da demokratik ve eşitlikçi bir sistemde 13 yıldır haklarına erişiyor. Ancak Suriye’deki tüm vatandaşların haklarını garanti altına alan bir anayasa olmadığı için durum oldukça hassas.

Aralık 2024’te Şam’da yönetimi ele geçiren Colani (Ahmed El Şara) ve çete grupları, Baas rejimi ile benzer politikaları yürütüyor. Colani rejimi, ülkedeki krize son verecek kapsayıcı bir anayasa yerine 3 Mart 2025’te beş yıl süreyle geçerli olacak 53 maddelik geçici anayasa bildirgesi imzaladı. Uluslararası hukuk mekanizmaları işletilmeden, halkların talepleri dinlenmeden, anadil ve kültürel hakları garanti altına alınmadan hazırlanan bu bildirgenin yeni krizlere yol açacağı olacağı aşikâr.

Herkes artık ‘Suriyeli’

29 Ocak’ta Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ve Şam’daki geçici hükümet arasında imzalanan anlaşmaya göre, 1962 yılından bu yana kimliksiz ve temel haklarından mahrum bırakılan Kürtler vatandaş olarak kaydedilecek ve hakları iade edilecekti. Bu kapsamda 6 Nisan’da Rojava’nın beş şehrinde nüfus merkezleri açıldı ve başvurular alınmaya başlandı.

Ancak Kürtlerin, başvuru formlarında “Kürt” olarak değil, “Suriye Arap Cumhuriyeti”nde yaşayan “Suriyeli Araplar” olarak kaydedildiği ortaya çıktı. Kürtlerin tepki göstermesi üzere Colani rejimi, 9 Nisan’da geri adım atarak “Suriyeli Araplar” ibaresini kaldırdı ve yerine sadece “Suriyeli” tanımını koydu.

Sorun şu an için çözülmüş ve kimlik başvurularının süresi bir ay daha uzatılmış olsa da Kürtlerin kimlik, anadil ve kültürel hakları anayasada garanti altına alınmadığı için halk endişeli. Sonuç olarak yaklaşık beş milyon Kürt’ün haklarının güvencesi, Suriye’nin geleceğinin de güvencesidir.

Haber: Gurbet Sarya / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için 580 imza: Türkiye’ye daha çok baskı yapmalıyız

Sonraki Haber

DEM Parti’den 1 Mayıs genelgesi: Barış ve demokrasi için alanlardayız

Sonraki Haber

DEM Parti'den 1 Mayıs genelgesi: Barış ve demokrasi için alanlardayız

SON HABERLER

DEM Parti: Barış yasası çıkarılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Celal Talabani Uluslararası Havalimanı’nda uçuşlar başladı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Zeynep Cansız için taziye kurulacak

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Avustralya ordusuna ilk kez kadın komutan atandı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Kop’ta trafik kazası: 7 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Şubat’ta 7.5 milyar dolar cari açık verildi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

KYK yurdunda 28 öğrenci yemekten zehirlendi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır