• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Nisan 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

‘Halk gerektiği zaman şehirleri özgürleştirecek’

14 Nisan 2026 Salı - 00:00
Kategori: Manşet, Ortadoğu, Söyleşi

Rojhilat Koalisyonu’nda yer alan PJAK’ın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn sorularımızı yanıtladı:

  • Kürdistan’dan yana büyük bir korkusu var. Kürdistan’ın pozisyonu ve Kürtlerin bu savaştaki tutumu tüm İran’ı da etkileyebilir. İran halkı için de Kürtlerin bu dönemdeki tutumu önemlidir. Kürdistan komşu ülkelerle olan sınırı nedeniyle jeostratejik bir öneme sahiptir. İran üs ve merkezlerini bırakıyor ve kendisini gizli şekilde şehirlerin içine yerleştiriyor
  • Sözde bir ateşkes varken, rejim fırsatları değerlendirmek isteyecektir. Halkın ayaklanmalarına ve hareketliliğine karşı durmak için yeni güçler örgütlemek isteyecektir. Devrim Muhafızları gizli bir şekilde kendisini şehirlerin içine yerleştirmek istiyor. Durum halkın güvenliği ve savunması üzerinde ciddi tehlikeler oluşturuyor
  • Devletin mekanizmasında ciddi bir boşluk var. Mevcut durumda en zorlu şartlar altında bu rejime karşı ayaklanan İran halkı, yıllarca rejim tarafından işgal edilen kurumları altın bir fırsat olarak ele geçirebilir. Çünkü bu İran halkının doğal bir hakkıdır. Halk gerektiği zaman şehirlerini özgürleştirecektir ve bu duruma her zamankinden daha fazla hazırdırlar.

Mehmet Ali Çelebi

İsrail-ABD ittifakı ile 47 yaşındaki İran rejimi, birbirlerini Suriye-Gazze-Lübnan sahasında test etmişti. İsrail ile İran ilk kez vekiller aracılığıyla değil doğrudan Temmuz 2025’te 12 Gün Savaşı’nda karşı karşıya gelmişti. ABD ve İsrail, bu savaşta İran’ın “bilinmezlik” duvarını çatlatmış içeri sızmış, rejimin sanıldığı kadar güçlü olmadığını deneyimlemişlerdi. Bu savaştan sonra hazırlıklarını yaparak daha büyük bir savaşa hazırlandılar. ABD Başkanı Trump; Grönland, Kanada, Veneuela, Küba, İran ve Panama Kanalı’na göz dikmişti. Hepsi, stratejik bölgelerdi, ticaret yolları, petrol, doğalgaz, madenler, nadir toprak elementlerine çökülecek yerler için sıçrama alanlarıydı. İran jeopolitiği de tarım, hayvancılık, su denetimi için, ticaret koridorları için ve Rusya ile Çin’i sınırlandırmak için önemliydi. İsrail Başbakanı, Aksa Tufanı’nda rol alan tüm aktörleri cezalandırmada iştahlı ve ısrarlı olduğundan Trump bundan yararlanıp bugüne kadar hiçbir ABD başkanının göze alamadığı şeyi göze alarak tarihe de geçmek istiyordu. Müzakereler sürerken bir nevi, İngiltere, Fransa, Rusya donanmalarının anlaşıp ani baskınla 1827’de Atina yakınında İyon Denizi’ne bakan Navarin Limanı’nda Osmanlı Donanmasını yok ettikleri gibi bir baskın yapıldı İran’a. Ki Navarin bozgunu sonrası Osmanlı, dönemin aktörlerinin oyuncağı haline gelmiş ve yıkılışa sürüklenmişti. ABD-İsrail, 28 Şubat 2026’ta ani bir baskınla Tahran ve Basra Körfezi’ni hedef alıp Dini Lider Ali Hamaney ve yanındaki kadrolarını, Genelkurmay Başkanını, Savunma Bakanını ve Genelkurmay’daki general tabakasını, İran Donanması’nın büyük kısmını yok etti. Peşi sıra Ali Hameney’in eli-ayağı olarak siyaset, ordu, bürokrasi arasında iletişim ve koordinasyonda rol alan Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani’yi, Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Mecid Hademi’yi, kuvvet komutanlarını ortadan kaldırdı. Şahlığı 47 yıl aradan sonra yeniden canlandırıp Teo-Şahlık kurulup Hamaney’in yerine dini lider seçilen Mücteba Hameney’i de yaraladı.  İran; Kuveyt,  Bahreyn, Katar, BAE, Suudi Arabistan, Ürdün, Umman’a balistik füzeler ve İHA’larla saldırdı ki Trump bunu beklemiyordu. İran, kodlarını değiştirmeyerek Ocak 2026 protestolarına katılan gençleri idam etmeyi sürdürürken Rojhilatê Kurdistan kentlerine yığınağı artırdı. İran’daki Kürtlerin ve Beluçların nasıl hareket edeceği savaş öncesi ve savaş sırasında yoğunca tartışıldı. ABD, Türkiye, İran, Suriye, Irak, Pakistan gibi ülkelerin gözü jeostratejik pozisyonda olan Kürtlerdeydi. 40. Gün ateşkes başlasa da herşey bıçak sırtında. Savaşı, İran’ın geleceğini, Kürtlerin ne istediğini Rojhilatê Kurdistan Siyasi Güçler Koalisyonu’nda yer alan PJAK’ın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn’e sorduk. Gelawêj Ewrîn, Kürtleri, İran halklarını, Kürtlerin ne istediklerini anlattı…

Gelawêj Ewrîn
  • ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta açtığı savaşı Trump dört hafta planladığını açıklamıştı. Ancak uzadı. Savaşın seyrini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kim neyi hedefliyor? Savaş İran ve Ortadoğu jeopolitiğini nasıl etkiledi?

Başlatılan savaş bir iki gün içinde sona ermez. Çünkü bu savaşın birçok temel amacı vardır. Savaş, yıllardır bölgede ulus-devlet statüsünü korumak isteyen İran gibi bir devletledir. Bu savaşın İran’ın içine sıçramaması için, İslam cumhuriyeti rejimi yıllardır kendisine bağlı güçlerle bölgede birçok savaşa gizli ve açık bir şekilde katıldı. Şimdi de ömrünü uzatmak için her türlü yöntemi kullanacaktır. Zaten İran’ın hem bölgedeki hem de içerideki politikaları, bugün böylesi bir savaşla yüz yüze kalmasına neden oldu. Eğer İran bölge üzerindeki hegemonyasını büyütme ve genişletme politikalarından ve eğilimlerinden vazgeçseydi, ayrıca halkın demokratik taleplerine kulak verseydi, şu an bu durum yaşanmazdı. Mesele, savaşın diğer tarafının İran’ı demokratikleştirme derdinde olması değildir. Böyle bir şey yoktur. İbrahim Anlaşması’na göre tüm bölge yeniden dizayn ediliyor. Bu konuda kapitalist güçler arasında da birçok çelişki bulunmaktadır. Bazıları, bizzat kendilerinin inşa ettiği yüz yıllık ulus-devlet statüsüne son vermek istiyorlar. Bazıları da bu statünün parçalanmasını ve ülkelerin demokratikleşme fırsatlarının ortaya çıkmasını istemiyorlar. Bu konuda hemfikir değiller. Evet, küresel güçler birçok hesap yapıyorlar ama hiçbir zaman bölge halklarının iradesini ve gücünü hesaba katmıyorlar. İslam cumhuriyetinin de her zaman hesaba katmadığı şey yine halkların iradesidir ki bu irade çoğu zaman onların hesaplarını boşa çıkarmaktadır. İran savaşın tüm bölgeye yayılmasını istiyor. Her iki taraf da bölgeyi cehenneme çevirmek istiyor. Onların İran’ı demokratikleştirme gibi bir dertleri yoktur. Değişimden çokça bahsediliyor fakat İran halkının istediği değişim ile savaş taraflarının dayattığı değişim birbirinden çok farklıdır.

  • Savaşın 40. günü ABD ile İran arasında yapılan iki haftalık ateşkes yapıldı. Bu ateşkes tutar mı?

Ateşkes, her iki tarafın da birbirinin taleplerini kabul etmesi şartıyla devam edecektir. Ancak sunulan 10 maddeye baktığımızda, ateşkesin kısa sürede bozulma ihtimali var. Çünkü bu maddelerden bazıları, örneğin nükleer mesele, balistik füze üretmeme ve farklı gruplara destek vermeme konuları, İran’ın kırmızı çizgileridir. Ayrıca İranlı yetkililer arasındaki çelişkiler de, özellikle bu ateşkes üzerinde, artmıştır. Her iki taraf da zaman kazanmak ve kendilerini daha farklı bir yöntemle başka bir savaşa hazırlamak istiyorlar. Her iki taraf bu durumu kendileri için bir zafer olarak değerlendiriyor ancak bu böyle değildir. Hiçbir taraf kazanmamıştır. Özellikle İran bu ateşkesi mecburiyetten kabul etmiştir. Her an savaş yeni bir aşamaya geçebilir ve farklı şekillerde devam edebilir.

  • Savaşın Kürdistan Eyaleti’ne ve Rojhilatê Kurtlerin yaşadığı diğer eyaletlere yansıması nasıl oldu? Şehirlerdeki Devrim Muhafızları kentlerdeki çekirdek yapısı ya da karargahları Tahran gibi yerlere mi taşındı? Yoksa Suriye, Yemen, Gazze deneyimi olan İran ordusu Kürt yerleşimlerde yeni tarz örgütlenme yoluna mı girdi?

Askeri üsler ve sonrasında rejimin özellikle Devrim Muhafızları Ordusu’na (Sipah-ı Pasdaran) bağlı kurumları birçok şehirde hedef alındı. Doğal olarak İran’ın Tahran, İsfahan, Şiraz ve Tebriz gibi büyük şehirlerinde bu merkezlerin sayısı daha fazla olduğu için buralar hedef alındı. Rojhilatê Kurdistan  şehirleri yıllardır İran rejimi tarafından militarize edilmiştir. Başta Kirmaşan, İlam, Urmiye ve Sine gibi Rojhilat’ın büyük şehirleri olmak üzere Kürdistan’ın diğer birçok şehir ve ilçesinde de Devrim Muhafızları’na bağlı binlerce üs ve kurum bulunmaktadır. Bu yüzden merkez şehirlerin yanı sıra Kürdistan şehirleri de bu dönemde şiddetli bir şekilde bombalandı. Kuşkusuz rejimin Kürdistan’dan yana büyük bir korkusu vardır, zaten bu kadar gücünü buraya yerleştirmesinin sebebi de budur. Çünkü Kürdistan’ın pozisyonu ve Kürtlerin bu savaştaki tutumu tüm İran’ı da etkileyebilir. İran halkı için de Kürtlerin bu dönemdeki tutumu önemlidir. Kürdistan komşu ülkelerle olan sınırı nedeniyle jeostratejik bir öneme sahiptir. Savaş uzadıkça, İran yıllardır İran dışında örgütlediği o güçleri şimdi İran topraklarının içine getiriyor. Kürdistan şehirlerinde Caş (işbirlikçi) ve rüşvetçi güçleri kullanıyorlar. Bu güçlerin yanı sıra halihazırda ordu da hedef haline gelen üs ve merkezlerini bırakıyor ve kendisini gizli bir şekilde şehirlerin içine yerleştiriyor. Bu durum halk ve tüm toplum üzerinde büyük tehlikeler yaratıyor. Bu yüzden halkımızın uyanık olması ve özellikle bu güçlere karşı kendisini örgütlemesi önemlidir. Bu güç halkımız üzerinde ciddi tehlikeler yaratmaktadır. Bu gizli güçlere karşı halkın bizzat kendisinin dikkatli olması, özellikle öz savunmasını güçlendirmesi gerekmektedir. Özellikle şu an sözde bir ateşkes varken, rejim fırsatları değerlendirmek isteyecektir. Şehirlerde dağılmış olan birçok gücünü yeniden bir araya toplayacaktır. Halkın ayaklanmalarına ve hareketliliğine karşı durmak için yeni güçler örgütlemek isteyecektir. Devrim Muhafızları gizli bir şekilde kendisini şehirlerin içine yerleştirmek istiyor. Çünkü artık eskisi gibi açıkça kalamıyor; bu yüzden de bu durum halkın güvenliği ve savunması üzerinde ciddi tehlikeler oluşturuyor.

Devrim Muhafızları camileri, okulları kullanıyor

  • Savaş başlatan aktörlerin gözleri İran demografik yapısındaydı. İran’daki demografik haritayı ve inanç haritasını çıkarsanız nasıl bir tablo çıkar. Yine su ve tarımsal kaynaklar, dağlık yerleşimlerdeki kaynaklar savaşı ve yeni İran’a dair stratejileri ne yönde etkiler?

İran, coğrafyası ve jeopolitik önemiyle her zaman dikkatleri üzerine çekmiş bir ülkedir. İran, halkların ve inançların beşiği ve mozaiğidir. Kuşkusuz İran’a yönelik müdahale kendi içinde sadece askeri bir amaç barındırmamaktadır. Askeri planların altında, küresel güçlerin sadece bugün değil yüz yıllardır ülkelerin demografisini kendi çıkarlarına göre değiştirmeye çalıştığı birçok başka plan vardır. İran, yüz yıllardır yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden dolayı sömürgeci güçler arasındaki rekabetin de alanı olmuştur. Savaşlarda İran çoğu zaman güçler tarafından parçalanmıştır. İran tarihinde İran iktidarlarının işgalci ve sömürgeci güçlerle imzaladığı birçok antlaşma vardır. Siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel antlaşmaların hepsi kendi içinde bir amaç barındırmıştır; o da iktidarın çıkarları amacıyla İran topraklarının parçalanması ve satılmasıdır. Pehlevi Şahları döneminde iktidarın siyasi iradesinin olmaması, tüm İran topraklarının ve ülkenin zenginliklerinin dış güçlere peşkeş çekilmesine neden olmuştur. Zenginliklerin bu şekilde satılması kuşkusuz beraberinde birçok toplumsal felaket ve krizi de getirdi. İran toplumları bu yöntemle de parçalandı ve halklar arasındaki düşmanlık da her zaman canlı tutuldu. İslam cumhuriyetinin gelişiyle birlikte bu zenginlikler dış güçlere peşkeş çekilmemesi adı altında tutuldu ama hiçbir zaman halkın hizmetine de sunulmadı. Devrim Muhafızları ülkenin tüm zenginliğine sınırsızca el koydu. Devletin malıdır ve devlet de topluma hizmet ediyor kisvesi altında, İran toprağının bu açgözlü ordunun işgali altına sokulmayan bir karış yeri kalmadı. Halkın sermayesi diye bir şey ortada kalmamıştır. 47 yıl boyunca halkın tüm zenginliğini kendi çıkarlarının çarkı altına soktular. Bakın, şu an sözde halka hizmet etmek için var olan birçok devlet kurum ve kuruluşu var. Şimdi saldırıların hedefi oluyorlar. Saldırıların hedefi olmalarının nedeni, bu kurumların ad olarak toplum kurumları olması ancak her zaman bir şekilde rejimin askeri amaçları için kullanılmış olmalarıdır. Devrim Muhafızlarının tüm İran’ı nasıl askerileştirdiği şimdi ortaya çıkıyor. Dikkat edin, en çok bombalanan bölgelerden biri Rojhilat şehirleridir. Çünkü bu toprakların bir karış yeri kalmamıştır ki Devrim Muhafızları kendisini orada konumlandırmamış, hırsızlık yapmamış ve kendi kirli çıkarlarının hizmetine sokmamış olsun. Okullardan tutun da üniversitelere, sağlık merkezlerine ve camilere kadar birçok sivil kurumun bodrum katları askeri amaçlar için kullanılmaktadır.

  • Kürtler, Azeriler, Beluçların siyasi, askeri, coğrafi durumları göz önüne alınırsa Suriye’de 19 Temmuz 2012’deki gibi bir kasaba ve kentlerden rejimi süpürme gibi bir potansiyel ortaya çıkması için somut koşulların olgunlaştığı kanaati var mı?

Kaos durumlarında kuşkusuz altın fırsatlar da her zaman ortaya çıkar. İran halkları, devletin kendisini en güçlü gördüğü süreçlerde en küçük bir fırsatı bile büyük devrimlerin fırsatlarına dönüştürmüştür. İran halklarının devrimleri gerçekleştirme konusunda bir tecrübesi vardır. Fakat maalesef öncü bir gücün olmaması, bazen karşı devrimlerin İran halkının karşısına çıkmasına neden olmuştur. İran’da isyanlar ve mücadelelerle rejim değiştirme tecrübesi oldukça fazladır. Her on yılda bir İran halklarının bir ayaklanma tecrübesi olmuştur. Bu mücadele ve direniş potansiyeli günümüze kadar da canlıdır. İran halkları, otoriter ve tekçi rejimler karşısında her zaman yan yana olmuşlardır. Bu rejimlerin çabaları hep halkları birbirine düşürmek olmuştur ama doğrusu ülkenin kaderinin belirleneceği dönemlerde halklar arasında birliğin sağlandığına şahit olmuşuzdur. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Kürdistan ve Azerbaycan Cumhuriyetleri örneğinde, Kürt ve Azeri Türk halklarının tutumu birdi ve hatta insan o dönemde onların birçok ortak noktasının ortaya çıktığını bile söyleyebilir. Söylemek istediğim şudur ki; İranlı halkların ve inançların bir arada olmasının çok güçlü ve köklü bir geçmişi vardır. İran ülkesinin bir avantajı şudur ki; konu iktidar olduğunda halk tüm çelişkilerini bir kenara bırakıp doğal bir şekilde birbirinin etrafında toplanmaktadır. Biz birbirlerine karşı hiç çelişki ve karşıtlık yoktur demiyoruz. Fakat iktidar rejimleri milliyetçi duygularla veya Şii inancını egemen kılarak diğer din ve inançları etkisizleştirmek istemesine rağmen, yine de halkları istediği gibi birbirine karşı kışkırtamamıştır. Nitekim biz geçmiş ayaklanmalarda, özellikle de ‘Jin Jiyan Azadî Devrimi’ sürecinde, İran halklarının ayrımsız bir şekilde kadınların öncülüğünde hep birlikte ve tek ses halinde günlerce sokaklarda direndiklerini de gördük. Dışarıdan birçok kişi ve hatta mevcut rejim bile ‘Jin Jiyan Azadî Devrim’ini özünden saptırmak istedi. Ancak İran halkları özgürlük için bir kez daha bir araya geldi. Devrim Muhafızları İran toplumunun tüm sivil kurum ve kuruluşlarını tamamen işgal etmiştir. Kurumları askerileştirme yoluyla her türlü hareketlilik ve eylemin önüne geçmeye çalışmıştır. Aynı şekilde halkın demokratik hakları için bir araya gelmesine izin vermemiş ve hiçbir sivil oluşumun kalmamasını hedeflemiştir. Bu savaşla birlikte Devrim Muhafızları büyük bir darbe yedi. Kurumlar üzerindeki o egemenliğinin bir dereceye kadar zayıfladığını söyleyebiliriz. Devletin mekanizmasında ciddi bir boşluk var. Mevcut durumda en zorlu şartlar altında bu rejime karşı ayaklanan İran halkı, yıllarca rejim tarafından işgal edilen kurumları altın bir fırsat olarak ele geçirebilir. Çünkü bu İran halkının doğal bir hakkıdır. Halk gerektiği zaman şehirlerini özgürleştirecektir ve bu duruma her zamankinden daha fazla hazırdırlar.

* Çeviri için Davut Özalp’a teşekkürler

Yarın: Kimler şehirlerini bir an önce Devrim Muhafızları’nın elinden kurtarmak istiyor? Eyalet sistemi nasıl avantaja dönüştürülmek isteniyor? İran’daki durumun neden en çok Türkiye’yi etkileyeceği düşünülüyor? Başûr kazanımları neden tehdit altında? Rojhilat için Kürt birliği oluşturmak neden hayati? Ortak Kürt Askeri Gücü girişimleri…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Toplumun üzerindeki iktidar pençesi: Zindan gerçekliği

Sonraki Haber

Silêmanî’de NRT Kanalı’na silahlı saldırı

Sonraki Haber

Silêmanî’de NRT Kanalı’na silahlı saldırı

SON HABERLER

Papa’dan Trump’a sert tepki: Dünya, savaşı meşrulaştıran tiranlar tarafından yıkılıyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2026

Mereş’te okul saldırısı: 5 öğrenci yoğun bakımda

Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2026

Zeynep Cansız’ın taziyesi son buldu

Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2026

Grevdeki Temel Conta işçileri gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2026

Neçirvan Barzani, ABD temsilcisi Barrack ile görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2026

Myanmar’da tüm idam cezaları kaldırıldı: Ulusal uzlaşı mı kozmetik adım mı?

Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2026

Gülistan Doku dosyası: Tuncay Sonel hakkında soruşturma başlatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır