• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Nisan 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Halkla tartışmak halkla çalışmak

14 Nisan 2026 Salı - 11:11
Kategori: Güncel, Manşet

Ne yapacağız sorusunun cevabı kesinlikle halkla tartışmak, halkla yaşamak ve halkla çalışmaktır. Halka giden, halkla tartışan ve halkla yaşayıp halkla çalışan herkes, aradığı çözümü mutlaka bulur. Demokratik Komünal Toplum Manifestosu’nu doğru anlamak ve başarılı uygulamak için halkın içine bilmeli

Ali Fuad Rıza Yeni Özgür Politika Gazetesi’nde kaleme aldığı “Halkla tartışmak halkla çalışmak” yazısında önemli konulara değindi.

Ali Fuad Rıza’nın yazısı şöyle:

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın konuşmalarından oluşan “Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu” esas alınarak bir komisyon tarafından hazırlanan “Demokratik Komünal Toplum Manifestosu” Türkçe olarak Avrupa’da basıldı. Başta Türkiye olmak üzere başka alanlarda da basılacağı ifade ediliyor. Yine başta Kürtçe olmak üzere belli başlı Avrupa dillerine de hızla çevrilerek her alanda basılması bekleniyor.

‘Demokratik Komünal Toplum Manifestosu’nu ilk olarak Mart’ta yayın hayatına başlayan “Komînal” dergisi yayınladı. Başta Kürtler olmak üzere tüm devrimci ve sosyalistler, böylece hem aylık bir dergiye ve hem de yeni bir Manifesto’ya kavuşmuş oldular. Kuşkusuz dergi deyip geçilemez; sosyalist hareketler ve kadrolar düzenli aylık eğitimlerini böylesi dergiler üzerinden gerçekleştirirler. Yine bir Manifesto’ya sahip olmak, başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm toplum açısından yaşanan sorunların ortaya konması ve çözüm yollarının gösterilmesi demektir. Manifesto sahibi kuşaklar ve toplumlar geleceğe umutla bakarak büyük sıçrama kaydederler.

Önder Abdullah Öcalan’ın konuşma ve yazılarından derlenerek hazırlanan Demokratik Komünal Toplum Manifestosu, giriş ve sonuç dışında toplam 8 bölümden oluşuyor. Giriş okuyucuyu ciddi bir tarihsel sosyoloji analizine hazırlarken, sonuç ise ortalama bir kitap büyüklüğündeki Manifesto’nun açığa çıkardığı Hakikatleri özetliyor.

Manifesto’nun “Doğa ve Anlam” başlıklı birinci bölümü doğayı, insanı, toplumu, insan ilişkisinin anlam ve önemini tanımlıyor. Önder Abdullah Öcalan’ın kısaca “Anlamcılık” olarak tanımlayabileceğimiz felsefi bakış açısını veriyor. Yine yıkıcı olmayan, yapıcı ve inşa edici diyalektik yöntemini içeriyor. Önder Abdullah Öcalan, kaba materyalizmin insanı ve toplumu sadece fizik olarak gören ama metafizik yanını görmeyen, dolayısıyla düşünce ve maneviyatın gücünü küçümseyen bakış açılarını eleştiriyor. Yine diyalektiğin dogmatik ele alınışını eleştirerek, olay ve olguların kuantumik çeşitlilik ve sonsuzlukla ele alınması gerektiğini belirtiyor.

“Toplumsal Doğa ve Sorunsallık” başlıklı ikinci bölüm ise toplumsal doğa kavramsallaştırmasını ve toplumun ahlâkî ve politik karakterini tanımladıktan sonra, esas olarak anacıl komün toplumundaki ilk yarılma ve avcı erkek kulübünün ortayı çıkardığı sorunsallığı izah ediyor. Manifesto bu noktada yeni ve iddialı bir tarih tezi ortaya koyuyor. Toplumsal yarılmanın sınıf ve devletle başladığını iddia eden tarih anlayışlarını eleştirerek, toplumsal tarihin komün ve devlet ikileminden oluştuğunu anlaşılır bir biçimde izah ediyor.

“Tarihsel Toplumda Komün ve Devlet İkilemi” başlıklı üçüncü bölüm, her dönemin özgünlüğünde bu tarihsel tezi inceliyor. Avcı erkek kulübünün nasıl kastik katile dönüştüğünü, söz konusu kastik katil sistemin anacıl komün toplumunun değerlerine nasıl saldırdığını, bu saldırılara karşı komünal toplum değerlerini korumak için kadının nasıl direndiğini, kadının yenilgisi üzerinden kastik katil sistemin iktidar ve devlet sistemine nasıl dönüştüğünü ve devletçi sistemin nasıl gelişip yayıldığını, aristokrasinin ilk çağını ve felsefenin eksen çağını anlaşılır bir biçimde ortaya koyuyor.

Manifesto’nun “Modernite” başlıklı dördüncü bölümünde de Önder Abdullah Öcalan son derece iddialı ve anlamlı tezler ileri sürüyor. Savunmalarında genişçe izah ettiği “Avrupa modernitesinin tekil olmadığı ve başta Ortadoğu olmak üzere her alandaki değerlerin toplamından oluştuğu” tezini tekrarladıktan sonra, kapitalizmin moderniteyi yaratmadığı, tersine hırsızladığı tezini ortaya koyuyor. Bu temelde de başta Marksizm olmak üzere kapitalizmi ilerici gören anlayışları eleştiriyor. Değil ilerici olmak, kapitalizmin toplum karşıtı olduğunu ve kastik katil sistemin son temsilcisi olarak toplumu bitirmek üzere saldırı yürüttüğünü değerlendiriyor. Böylece kapitalist modernitenin toplum düşmanlığına karşı demokratik sosyalist modernitenin sorun çözücü ve toplum inşa edici gerçeğini ortaya koyuyor.

Bu değerlendirmeler temelinde beşinci bölümde Ortadoğu’yu, altıncı bölümde ise Kürdistan gerçeğini inceliyor. Bu bölümlerde Ortadoğu ve Kürdistan’ın nasıl anacıl komünal toplumun beşiği olduğunu, toplumsallığın bu coğrafyalarda nasıl geliştiğini, aynı zamanda toplumsal yarılma ve bu temelde gelişen mücadelenin nasıl sürdüğünü, Ortadoğu ve Kürdistan’ın kadın öncülüklü komünal toplum değerlerinin her türlü toplum karşıtı saldırıya karşı nasıl direndiğini ve kendini yaşattığını, Avrupa kapitalist modernitesinin son 200 yıllık saldırıları karşısında komünal değerlerin ne hale geldiğini ve demokratik modernite çözümünün nasıl bir anlam ifade ettiğini geniş ve anlaşılır bir tarzda ortaya koyuyor.

Manifesto, yedinci bölümünde Önder Abdullah Öcalan’ın fesih ardından tarihe mal olmuş PKK değerlendirmesine yer veriyor. PKK’nin inkârcılığa karşı Kürt halkının diriliş ve direniş hareketi olduğunu, PKK direnişiyle Kürt varlığının kazanıldığını, PKK üzerindeki modernite etkilerini ve özellikle reel-sosyalizmden etkilenme düzeyini, dolayısıyla PKK ile özgürlüğün kazanılamayacağını ortaya koyarak, PKK’nin feshinin bir son değil, tersine yeni bir başlangıç olduğunu açıkça ifade ediyor. Bunlar temelinde PKK’nin yaşadığı sorunlarla birlikte sağladığı kazanımları da ortaya koyuyor.

“Yeni Dönemin Özellikleri ve Görevleri” başlıklı sekizinci bölümde Önder Abdullah Öcalan, ‘özgürlüğü kazanma’ olarak tanımladığı yeni dönemin teori, program, strateji ve taktiklerini ortaya koyuyor. Demokratik komünal modernite teorisini, demokratik ulus programını, öz savunmaya ve bütüncül hukuka dayalı demokratik siyaset stratejisini ve yeni dönemin eylem biçimlerini yeniden ve birbiriyle bağ içinde ifade ediyor.

Demokratik Komünal Toplum Manifestosu, bir eğitim, örgütlenme ve eylem kılavuzu olarak her şeyi o kadar açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyuyor ki, “Önder Apo ne diyor, Hareket ne için ve nasıl mücadele ediyor, bir türlü anlamıyoruz” diyen herkesi yalanlıyor. Gerçekten anlamak ve uygulamak isteyenler için eşi bulunmaz bir kılavuz olma özelliğini her bakımdan içeriyor. Tabii yeterli anlayabilmek için de belli bir teorik birikime sahip olmak gerekiyor. Bu nedenle Manifesto’yu yalnız okumak kadar halkla birlikte okumak ve tartışmak da gerekiyor. Temel bir eğitim materyali olarak her alanda halkla okumak ve halkla tartışmak, bu temelde halkın anlam gücünü geliştirip uygulama düzeyini güçlendirmek gerekiyor.

Manifesto en fazla “Komün” kelimesine yer veriyor, komünü inceliyor ve komünaliteyi temel çözüm olarak gösteriyor. Demokratik entegrasyon çözümünü gerçekleştirebilmek için demokratik cumhuriyet ve demokratik toplum gerekiyor. Demokratik cumhuriyet kendine özgü mücadele ve örgütlenme biçimlerini gerektirirken, demokratik toplum komün örgütlenmesini ve komünal mücadeleyi gerekli görüyor. Bu nedenle, her şeyden çok komünü anlamamız ve komünal toplum çalışması yürütmemiz gerekiyor. Önceki yazıda da belirtmiştik, mevcut haliyle en yaygın biçimde “Komün” kelimesi kullanılıyor, ancak komün örgütlemek için halkın içine gidilmiyor. Bu nedenle de her şey söylemde kalıyor, pratiğe ve eyleme dönüşmüyor.

Peki bu durumda ne yapacağız? Çok açık ki halka gideceğiz, kadınların ve gençlerin içine gireceğiz, işçi ve emekçilerle birlikte yaşayıp birlikte çalışacağız. Ne yapacağız sorusunun cevabı kesinlikle halkla tartışmak, halkla yaşamak, halkla çalışmaktır. Komün ezbere olmaz. Komün tekil de değildir. Komün bir yaşam bilinci, felsefesi, ilkesi, tarzı ve pratiğidir. Komün yaşamı rengârenktir, bir komün diğerine benzemez. Bu nedenle, her komünü kendi özgünlüğünde oluşturmak gerekir. Bu da yerinde olmayı ve halkla tartışarak çözüm bulmayı gerektirir. Halka giden, halkla tartışan ve halkla yaşayıp halkla çalışan herkes aradığı çözümü mutlaka bulur.

O halde Demokratik Komünal Toplum Manifestosu’nu doğru anlamak ve başarılı uygulamak için halkın içine, derinliklerine girmeyi bilmeli ve bunu da tam bir seferberlik anlayışıyla yapmalıyız!

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Gazeteci Boltan’a ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten hapis cezası

Sonraki Haber

KCK, Enfal’de yaşamını yitirenleri andı: İnsanlık vicdanında mahkûm edilmiştir

Sonraki Haber

KCK, Enfal'de yaşamını yitirenleri andı: İnsanlık vicdanında mahkûm edilmiştir

SON HABERLER

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltılar: Dêrsim Barosu şüphelilere avukat görevlendirmeyecek

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Macron, Trump ve Pezeşkiyan ile görüştü: Hürmüz Boğazı ve ateşkes gündemde

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Kerboran’da öğrenciye taciz: Fail müdür yardımcısı hakkında suç duyurusu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Eğitim Sen heyeti okul saldırısı için yarın Sêwereg’e gidecek

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Colemêrg-Çelê yolu çığ nedeniyle kapandı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Özel: Ara seçimden kaçmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

İngiliz Bakan: Çıkış planı olmayan bir savaş ‘delilik’

Yazar: Yeni Yaşam
14 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır