Yaşam Nöbeti’nde konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, ‘Buraya taleplerimiz doğrultusunda güvenli ve şiddetsiz bir eğitim ortamı, okul ortamı nasıl olur, bunu buradaki sağır sultanlara hep beraber duyurmaya geldik’ dedi
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen), Riha’nın (Urfa) Sêwereg (Siverek) ilçesi ile Mereş’te okullara yönelik saldırılara karşı başlattığı kesintisiz “Yaşam Nöbeti” Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde üçüncü gününde de sürüyor. Eğitim emekçilerinin başlattığı nöbete lise ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi de destek verdi.
Üçüncü gününde devam eden nöbet alanında yapılan basın açıklamasında konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, seslerini duyurmaya çalıştıklarını belirterek, “Kulaklarını tıkamış sarayda oturanlara buradan bir şey anlatmak mümkün değil. Sağır sultanlara bir şey duyuramazsın” dedi.
Kemal Irmak devamında şunları kaydetti:
“Burada eğitimin birçok bileşeni var; çocuklar ve veliler burada, hepsinin duygusu ve talebi ortak. Taleplerimiz net; biz buraya taleplerimiz doğrultusunda güvenli ve şiddetsiz bir eğitim ortamı, okul ortamı nasıl olur, bunu buradaki sağır sultanlara hep beraber duyurmaya geldik.
Her şeyi okulların kendi bütçesine bırakan bir bakan var. Eğer zengin bir semtteyse okul, oradaki velilerin desteğiyle okula bir takım güvenlik önlemleri alınıyor; duvarlar yükseltiliyor, kapıya bir görevli bırakılıyor. Elbette ki bunlar da çok önemli ve yerinde. Fakat bunun bir bakanlık politikasıyla tüm okullarda hayata geçirilmesi gerekiyor. Sadece parası olanın güvenlikli bir okulda eğitim gördüğü, diğerlerinin kendi kaderine bırakıldığı bir Türkiye iklimini kabul etmediğimiz için bugün buradayız.”
DEM Parti’den ziyaret
DEM Parti milletvekilleri Heval Bozdağ, Ferit Şenyaşar ile Özgül Saki, de Yaşam Nöbeti’ni ziyaret etti.
DEM Parti Agirî (Ağrı) Milletvekili Heval Bozdağ şiddetin bir kültüre dönüştüğünü ve bunun toplumun tüm kesimlerine yayıldığını belirtti. Heval Bozdağ, Şiddetin iktidar aracılığıyla provoke edildiğini de kaydetti.
Güvenlikçi politikaların çözüm olmadığını söyleyen Bozdağ, “Okullarda daha fazla güvenlik görevlisinden söz ediliyor; Oysa sorunun kendisi şiddetken, şiddet üreten, şiddeti görünür kılan ve yaygınlaştıran sembolleri okullara kadar taşımaya devam ederseniz, nasıl geçebilirsiniz” diye sordu. Bozdağ eğitimde şiddete karşı toplumun her kesimi harekete geçmeye çağırarak ve Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifa etmesi gerektiğini söyledi.
‘Sorumlu AKP iktidarıdır’
DEM Parti Riha Milletvekili Ferit Şenyaşar ise sorumlunun çeyrek asırdır iktidarda olan AKP olduğunu ve bir iki kamu görevlisinin görevden uzaklaştırılarak çözüm sağlanmayacağını söyledi. DEM Parti’nin yaşanan olayları gündemine aldığını ve yaşanan saldırılara ilişkin araştırma komisyonu kurulacağının bilgisini veren Şenyaşar, yaşanılanların münferit olaylar olmadığının altını çizdi.
‘Sistem şiddet üretiyor’
DEM Parti Milletvekili Özgül Saki ise yaşananların kadın katliamlarıyla olan bağına dikkat çekerek, “Gülistan Doku dosyasında bir gelişme yaşandı. Oysa bu sonuç, altı yıldır kadın hareketinin, Gülistan Doku’nun ailesinin ve yakınlarının ısrarlı mücadelesi sayesinde ortaya çıktı. Bu durum ile Siverek ve Maraş’ta öğrencilerin ve öğretmenlerin katledilmesi arasında doğrudan bir bağ var” dedi.
Şiddeti üreten bir sistemin sonuçlarını yine şiddet araçlarıyla engellenemeyeceğine işaret eden Özgül Saki, “İktidarın çözümü de sorumluluğu kendi üzerinden atarak aileleri cezalandırmakta aradığını görüyoruz. Oysa burada açıkça söylemek gerekir ki bu, bireysel değil yapısal bir sorundur. Sistemin kendisinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, sorunun ciddiyetine uygun kapsamlı çözüm önerileri geliştirmek zorundayız. Öncelikle eğitimi; yeniden ele almalı, bilimsel, anadilinde ve laik bir eğitim sistemi olarak yeniden örgütlemeliyiz. Okulların mimari yapısından işleyişine kadar köklü bir dönüşüm gereklidir ve bu ancak birlikte mümkün olabilir” dedi.
Özgül Saki sözlerini şöyle tamamladı: “Bu nedenle şiddeti önleyecek politikaları; eğitimden sağlığa, tüm kamusal alanlarda yeniden inşa etmeliyiz. Ancak bu şekilde başka bir yaşamı mümkün kılabiliriz. Barışın, demokrasinin ve eşitliğin esas olduğu; insanların birbirinden güç aldığı özgür bir yaşamı kurmak mümkündür. Bunun için ise ortak ve birleşik bir mücadele şarttır.”
Kaynak: MA









