Yerine kayyım atanan Êlih Belediyesi Eşbaşkanı Gülistan Sönük, Gülistan Doku’nun arkadaşı olan Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümüne dair, ‘Dêrsim’deki suç şebekesinin Êlih ayağı var mı?’ diye sorarak, kayyım atanan illerde kurulan yapıların, şüpheli kadın ölümlerindeki rolünün araştırılması gerektiğini söyledi
Türkiye ve Kürdistan’da yıllardır süregelen şüpheli kadın ölümleri, cezasızlık tartışmalarıyla birlikte yeniden gündemde. Kadınların şüpheli ölümleri ise kayıtlara intihar ya da kaza olarak geçerken, yürütülen soruşturmalar etkin ve şeffaf biçimde yürütülmüyor. Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren kadınlardan biri de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku oldu. Altı yılın ardından yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltı ve tutuklamalar oldu.
Gülistan Doku’nun soruşturmasının yeniden gündeme gelmesi ile birlikte, yakın arkadaşı olan Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesine ilişkin araştırma yapılması için çağrılar yükseliyor. Rojwelat Kızmaz, 9 Şubat 2024’te Êlih’te evinden ayrıldıktan sonra kayboldu ve 12 Şubat’ta Ilısu Baraj Gölü’nde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Daha önce kaybettirilen Gülistan Doku ile arkadaş olması, iki olay arasında bağlantı tartışmalarını gündeme getirdi. Aile, kayıp başvurusu yapmasına rağmen sonuç alamadı ve aramaları kendi imkânlarıyla sürdürdü. Kamera kayıtları talep edildiğinde “çalışmıyor” denildi; ancak resmi belgelerde kayıtların incelendiği ve Rojwelat Kızmaz’ın Hasankeyf’e gittiğinin tespit edildiği yer aldı.
TJA aktivisti ve yerine kayyım atanan Êlih Belediye Eşbaşkanı Gülistan Sönük, Rojwelat Kızmaz, Gülistan Doku ve şüpheli kadın ölümlerine dair konuştu. Şüpheli kadın ölümlerinin arkasında erkek-devlet şiddetinin olduğunu söyleyen Gülistan Sönük, “Türkiye’deki bütün kadın ölümlerinin arkasında gizlenmiş bir erkek-devlet şiddeti olduğunu vurgulamak isteriz. Bu şiddet çoğu zaman açık ve örgütlü bir biçimde yapılıyor. Gülistan Doku cinayeti de bunun en somut, en güncel halidir. Çünkü aile ilk günden bu yana kızlarının intihar etmediğini söyledi. Devlet ve katiller birlikte bu cinayeti örtbas etmeye çalıştı. Aileyi yıllarca yanlış yere yönlendirdiler” dedi.
‘Tek adam rejiminin nasıl bir suç örgütü yaratabileceğinin de en bariz örneği oldu’
Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin gözaltı ve tutuklamalara değinen Gülistan Sönük, “Delillerin karartılması bir kez daha bize şunu gösterdi: Bütün kadın katliamları politik ve ideolojiktir. Çok organize bir şekilde katliam işlenmiş, cenazenin yeri değiştirilmiş. Bu durum kamu görevlilerinin, mülki amirlerin, valilerin ve çocuklarının nasıl sınırsız yetkiye sahip olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Tek adam rejiminin hem ülkede hem de yerellerde nasıl bir suç örgütü yaratabileceğinin de en bariz örneği oldu” diye belirtti.
‘Ölüm biçimlerinin aynı olması da tesadüf değildir.’
Gülistan Sönük, Gülistan Doku dosyasıyla birlikte geçmişte üstü örtülmüş şüpheli kadın ölümleri dosyalarının yeniden bağımsız ve şeffaf mekanizmalarla incelenmesi gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:
“Kentlerde yaşanan olayların daha titiz bir şekilde ele alınması, adalet duygusunun güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Kayyım atanan illerde valilere sınırsız yetkiler verildi. Gülistan Doku cinayeti ile birlikte ortaya çıktı ki bu valiler kendilerine suç örgütleri, suç şebekeleri oluşturmuş. Tam da yine bu süreçte, yine kayyum atanmış bir kentte ve Gülistan Doku’nun çok yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz’ın ölüm biçimlerinin aynı olması da tesadüf değildir.”
‘Cenazesine de ailesinin çabası ile ulaşıldı’
Rojwelat Kızmaz’ın kaybolduğu gün ailesinin en yakın karakola giderek kayıp başvurusunda bulunduğu, ancak başvurudan herhangi bir sonuç çıkmadığını dile getiren Gülistan Sönük, ailenin bunun üzerine kendi imkânlarıyla arama yaptığını aktardı. Gülistan Sönük, “Rojwelat’ın evden ayrıldığı günden cenazesinin bulunduğu güne kadar Batman Emniyeti herhangi bir arama kurtarma çalışması yürütmedi. Rojwelat’ın cenazesine de ailesinin çabası ile ulaşıldı. Kamera kayıtlarına ailesi kendi imkânlarıyla ulaştı. Ama Batman Emniyeti bunu ısrarla ve inatla inkâr etti. Rojwelat’ın evden ayrıldığı saatte ailenin ihbarı sonrası etkili bir arama kurtarma çalışması yapılmış olsaydı, biz bugün Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümünü konuşmuyor olacaktık” ifadelerini kullandı.
‘Dêrsim’deki suç şebekesinin Êlih ayağı var mı?’
Rojwelat Kızmaz’ın davasının yeniden ele alınması gerektiğini aktaran Gülistan Sönük, “Rojwelat’ın olmayan denilen HTS kayıtları kim tarafından silindi? Dêrsim’deki bu suç şebekesinin Êlîh’te bir ayağı var mı, yok mu? Bütün bunların araştırılması lazım. Çünkü hepimizin kafasında aynı sorular var: Rojwelat öldürüldü mü? İntihara mı sürüklendi? Bulunduğu yerde mi hayatını kaybetti? Birileri sonradan mı onu oraya götürdü? Bütün bunlar soru işaretidir ve aydınlatılması gerekir” sözlerini kullandı.
‘İnsanlar çocuklarını üniversitelere gönderemiyor’
Gülistan Sönük, Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümünün aydınlatılmasının yalnızca yakınları için değil, Êlîh için de büyük önem taşıdığını vurguladı. Gülistan Sönük şöyle devam etti:
“İnsanlar çocuklarını üniversitelere gönderemiyor. Rojin Kabaiş üniversiteye gidişinin ilk haftasında şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Rojin’in ölümü kesinlikle bir cinayet. Çünkü üzerinde iki erkek DNA’sı bulundu. Buna rağmen dosyanın üstü örtülmeye çalışılması, aklımıza Dêrsim’de Gülistan Doku’nun nasıl organize şekilde işlendiğini de getiriyor.
Rojin Kabaiş’in cinayetinin arkasında kimler var? Rektör, protesto eylemi yapan öğrencilere karşı neden sert bir tutum sergiledi? Wan Emniyeti bu işin örtülmesinin neresinde? Bütün bu soru işaretlerinin giderilebilmesi ve kadınların sokakta kendilerini daha güvende ve daha özgür hissedebilmesi için bu ölümlerin ivedilikle yeniden ele alınıp daha etkili, bağımsız heyetler tarafından soruşturulması gerekiyor.”
Gülistan Sönük, son olarak şüpheli kadın ölümlerindeki dönemin İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı’nın da sorgulanmasını istedi.
Haber: Rabia Önver \ JINNEWS









