• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Nisan 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Girê Spî: Küçük bir Suriye

Rojava’da işgal edilen bölgeler – 3

22 Nisan 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Güncel, Manşet, Ortadoğu
  • Girê Spî tarihsel olarak tepeleri ve ovalarıyla bilinen bir yerleşim alanı. Kentin adı da ‘beyaz tepe’ anlamına gelen bir yükseltiden gelmektedir. Girê Spî’nin önemini artıran unsurlardan biri de coğrafi konumudur
  • Girê Spî Kürt nüfus yoğunlukta olsa da kentte Arap, Türkmen ve Ermeni toplulukları da yaşamaktadır. Bu çok kültürlü yapı nedeniyle kent zaman zaman ‘küçük bir Suriye’ olarak da tanımlanır
  • 10-13 Ekim tarihlerindeki hava saldırılarında sivillere karşı fosfor bombası kullanıldı. Kent ağır tahribatlar yaşadı. Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’ye dönüş 29 Ocak anlaşmasının kritik başlıklarından biri

Serdar Altan

Rojava Özerk Yönetimi ile Suriye geçici hükümeti arasında 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın en önemli başlıklarından biri işgal altındaki Kürt kentlerindeki işgalin sona erdirilmesiydi. Ancak aradan geçen zamana rağmen Türkiye bu bölgelerden halen tam manasıyla çekilmedi ve kent sakinleri evlerine dönmedi. İşgal altındaki bu şehirlerden biri de 2019 yılında gerçekleştirilen askeri saldırı sonrası işgal edilen Girê Spî’ydi.

Suriye’de 29 Ocak’ta Özerk Yönetim ve Suriye Demokratik Güçleri ile Şam’daki geçici yönetim arasında imzalanan anlaşma, çözüm için birçok önemli başlık içeriyor. Anlaşmanın 14. maddesinde, bazı Kürt bölgelerindeki işgalin sona erdirilmesi ve yerinden edilen halkın geri dönüşünün sağlanması öngörülüyor. Anlaşma metninde daha çok Efrîn ve Serêkaniyê’den bahsedilse de Kürtlerin işgal edilen en önemli kentlerinden biri de 2019 yılında Serêkaniyê ile birlikte işgal edilen Girê Spî’ydi. Her ne kadar anlaşma metninde adı geçmese de Girê Spî işgal sonrası tamamen Kürtsüzleştirilmek istendi. Tarihsel olarak da bir Kürt yurdu olan Girê Spî, hem “Arap Kemeri” projesi ile hem de işgal sonrası bu özelliğinden arındırılmaya çalışıldı. Sadece bununla da sınırlı değil, Kuzey Kürdistan’ın hemen sınırında olan ve Kobanê ile Serêkaniyê arasında yer alan kent, zamanında ilginç bir coğrafik hileyle Hesekê veya Halep yerine Rakka’ya bağlanarak, özünden uzaklaştırılmaya çalışıldı.

Dosya serisinin üçüncü bölümünde Girê Spî’nin tarihine, coğrafyasına, kültürel yapısına ve demografisine odaklanıyoruz. Ayrıca kentin Kürt bölgelerinden koparılması amacıyla Rakka vilayetine bağlanması sürecini, 2019’daki askeri operasyonu ve bu süreçte bölge halkının yaşadığı zorunlu göçü ele alacağız.

Stratejik bir sınır kenti

Girê Spî, Arapça adıyla Til Ebyad, Rojava Kürdistanı’nda yer alan önemli bir sınır kentidir. Kent, Kobanê’nin doğusunda ve Serêkaniyê’nin batısında bulunuyor. Urfa’nın Kaniya Xezala (Akçakale) ilçesi ile sınır komşusu olan Girê Spî, Kuzey Kürdistan sınırında stratejik bir noktada yer alıyor.

Sınır kapısı nedeniyle ticari ve lojistik açıdan önemli bir konuma sahip olan kent, aynı zamanda Kobanê ile Cizîrê bölgelerini birbirine bağlayan bir geçiş noktasıdır. Bu nedenle Girê Spî, Rojava’daki Kürt bölgeleri açısından hem siyasi hem de coğrafi açıdan önemli bir konuma sahip.

Bölge, verimli tarım arazileriyle bilinir. Rojava’nın birçok bölgesi gibi Girê Spî de uzun yıllar tarımsal üretimiyle öne çıkmıştır. 1980’li yıllara kadar bölgedeki doğal su kaynakları ve kaplıcalar, Suriye’nin farklı kentlerinden gelen ziyaretçilerin uğrak noktasıydı.

Girê Spî’nin coğrafi konumu

Girê Spî aynı zamanda tarihsel olarak tepeleri ve ovalarıyla bilinen bir yerleşim alanıdır. Kentin adı da buradaki “beyaz tepe” anlamına gelen bir yükseltiden gelmektedir. Bölgede Girê Kesk, Girê Sor ve Kopirlik gibi başka tepeler de bulunmakta. Ayrıca Xanê köyü gibi tarihi yerleşimler de bölgenin geçmişine ışık tutar.

Girê Spî’nin önemini artıran unsurlardan biri de coğrafi konumudur. Kent, Fırat havzası ile Cizîrê bölgesi arasında yer alan ve tarih boyunca ticaret yollarının kesiştiği bir geçiş noktası olarak bilinir. Kobanê ile Cizîrê kantonlarını birbirine bağlayan hat üzerinde bulunması, kenti hem ekonomik hem de askerî açıdan stratejik bir merkez haline getirmiştir. Bu nedenle Girê Spî’nin kontrolü, yalnızca yerel bir şehir yönetimi meselesi değil, aynı zamanda Kuzey Suriye’deki güç dengelerini doğrudan etkileyen bir unsur olarak görülmekte.

Bu bölgenin Arap bölgesi olduğu yönünde yanlış bir algı olduğu için Girê Spî’nin tarihine iyi odaklanmak gerekiyor. Bölge aslında yüzyıllardır Kürtlerin yaşadığı bir yöre. Bu nedenledir ki “Arap Kemeri” projesi çerçevesinde demografik yapısının değiştirilmesi arzulanmıştır.

Tarihsel güç dengeleri

Girê Spî’nin tarihini anlamak için bölgenin daha geniş tarihsel çerçevesine bakmak gerekiyor. Araştırmacı Baker Alkurdo’nun Kurd’Înalco dergisinde yayımlanan çalışması da bu konuda önemli bilgiler sunmakta.

Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu, 1514 yılında Çaldıran Savaşı’ndan sonra Kürdistan’ın büyük bölümünü kontrolü altına aldı. Ardından Osmanlı ordusu Memlük Devleti’ne karşı ilerledi ve 24 Ağustos 1516’daki Mercidabık Savaşı’nı kazanarak bugünkü Suriye topraklarının önemli bir kısmını egemenliğine kattı. 1517 yılında Suruç ve çevresinin Osmanlı kontrolüne girmesiyle birlikte Girê Spî bölgesinin de Osmanlı idaresine dahil olduğu kabul edilir.

Osmanlı yönetimi altında Kürt beyleri ile merkezi otorite arasında yapılan anlaşmalar doğrultusunda birçok Kürt emirliği belirli bir özerklikle varlığını sürdürdü. Botan, Hakkari ve Behdînan gibi mirlikler bu sistem içinde yer aldı.

Batı Kürdistan’daki bazı bölgeler ise Milan (Mili) aşireti gibi güçlü Kürt aşiretlerinin etkisi altındaydı. 18. yüzyılda Mili aşireti Rakka ve Deyr ez-Zor’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkiliydi ve Girê Spî de bu etkinin hissedildiği yerlerden biri olarak biliniyordu.

Ancak zamanla Osmanlı yönetiminin bölgedeki güç dengelerini değiştirmesi ve merkezi otoriteyi güçlendirme politikası, bölgedeki aşiret dengelerini de etkiledi. Bu süreçte bazı Arap aşiretleri bölgeye doğru hareket etmeye başladı.

Arap aşiretlerinin gelişi

17 ve 18. yüzyıllarda Tay, Şemmer ve diğer bazı Arap aşiretleri Arap Yarımadası’ndan kuzeye doğru göç ederek Deyr ez-Zor ve Hesekê’nin güneyine yerleşmeye başladı.

Daha sonraki yıllarda Efadla, Beggara ve diğer bazı kabileler de Fırat havzasına doğru göç etti. 19. yüzyılda Arabistan’daki siyasi ve dini hareketlerin etkisiyle göç dalgaları hızlandı ve bazı kabileler Fırat’ın doğusuna ve Cizîrê bölgesine yerleşti.

Bu süreçte Fedan ve Walida kabilelerinin Belih Nehri ve Ayn İsa çevresine yerleştiği biliniyor. Ancak tarihsel kaynaklara göre bu göçlerden önce Girê Spî bölgesi ağırlıklı olarak Kürt yerleşimleriyle biliniyordu.

Arap aşiretlerinin bölgeye gelişiyle birlikte bazı Kürt köyleri saldırılara maruz kaldı ve demografik dengeler kademeli olarak değişmeye başladı. Buna rağmen Berazî Kürtleri gibi bazı topluluklar özellikle Batı Girê Spî ve Kobanê hattında varlıklarını sürdürmeye devam etti.

‘Arap Kemeri’nin etkisi

Bu tarihi gerçeklikten yola çıkarak buranın aslında gerçek manada bir Kürt bölgesi olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Ancak Girê Spî’de demografik yapıyı köklü biçimde değiştiren en önemli süreç Baas rejimi döneminde başlatılan “Arap Kemeri” projesi oldu.

1960’lı ve 1970’li yıllarda uygulanan bu politika ile Türkiye sınırı boyunca uzanan Kürt yerleşim kuşağının parçalanması ve bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi hedefleniyordu.

Bu kapsamda Girê Spî, Kürt bölgeleriyle olan idari bağından koparılarak Rakka vilayetine bağlandı. Aynı dönemde ülkenin farklı bölgelerinden getirilen Arap aileler bölgeye yerleştirildi. Bu politika, uzun vadede Girê Spî’nin sosyal yapısını değiştirmeyi amaçlayan sistematik bir Araplaştırma projesi olarak değerlendirildi. Dikkat edilirse Girê Spî’nin hemen yanı başındaki Kobanê Halep’e bağlı, doğusundaki Serêkaniyê ise Hesekê vilayetine bağlı. Ancak Girê Spî ta güneydeki Rakka’ya bağlanmış durumda. Burada Baas rejiminin aslında ne yapmak istediği açıkça görülmekte.

Demografi ve kültürel yapı

Rojava Devrimi’nin ardından Özerk Yönetim’in kurulmasıyla birlikte Girê Spî 2015 yılında  DAİŞ ve diğer silahlı çete gruplarından temizlendi. Kentin çetelerden kurtarılmasının ardından Girê Spî, Kobanê Kantonu’na bağlandı. Bunun temel nedeni Kobanê ile Girê Spî arasında tarihsel, toplumsal ve ekonomik bağların bulunmasıydı.

Girê Spî’nin özellikle batı kesimlerinde Kürt nüfus yoğunlukta olsa da kentte Arap, Türkmen ve Ermeni toplulukları da yaşamaktadır. Bu çok kültürlü yapı nedeniyle kent zaman zaman “küçük bir Suriye” olarak da tanımlanır.

Ermeni topluluğu da kentin gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Osmanlı döneminin son yıllarında yaşanan tehcir ve katliamlar sonrasında bölgeye yerleşen Ermeni toplulukları Girê Spî’nin şehirleşme sürecinde aktif rol oynamıştır.

2019 yılına kadar kentte farklı etnik toplulukların bir arada yaşadığı bir sosyal yapı bulunuyordu. Çevre köylerde güçlü bir Kürt nüfusu vardı ve günlük yaşam büyük ölçüde birlikte yaşama kültürü üzerine kuruluydu.

9 Ekim işgal saldırısı

9 Ekim 2019’da Türkiye ve ona bağlı çete grupları Girê Spî ve Serêkaniyê’ye yönelik geniş çaplı bir askeri saldırı başlattı. Türkiye bu işgal girişimini “Barış Pınarı Harekâtı” olarak adlandırdı. İşgal saldırısı sırasında savaş uçakları, topçu birlikleri ve ağır silahlar kullanıldı. ABD’nin saldırıdan önce bölgedeki bazı üslerini boşaltması uluslararası kamuoyunda tartışma yarattı.

Girê Spî ve Serêkaniyê’ye yönelik saldırılar sırasında Ayn İsa ve Qamişlo gibi kentler de bombalandı. Sivil yerleşim alanları sık sık hedef alındı, sivil katliamlar yaşandı.

Saldırılar sırasında sağlık altyapısı da ağır zarar gördü. Bölgedeki 23 hastane ve sağlık merkezi tahrip edildi, 8 sağlık çalışanı hayatını kaybetti ve 7 sağlık çalışanı yaralandı.

Aynı dönemde bazı savaş esirlerinin öldürüldüğüne ilişkin görüntüler de yayımlandı. 10 Ekim’de Türk savaş uçakları su, gıda ve sağlık altyapısını hedef alan bombardımanlar düzenledi.

12 Ekim’de Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef, Til Temir-Ayn Îsa arasındaki M4 karayolunda çeteler tarafından vurularak katledildi. Bu katliamın görüntüleri Ahrar el-Şarkiyê çeteleri tarafından yayımlandı. Hevrîn Xelef’in planlı bir şekilde hedef alındığı açıktı; zira Hevrîn Xelef, Ortadoğu’da kadın özgürleşmesinin ve demokratik konfederalizmin kurulmasının öncülerindendi.

Fosfor bombası iddiası

10-13 Ekim tarihlerindeki hava saldırılarında sivillere karşı fosfor bombası kullanıldı. İsviçre’deki PEAS Enstitüsü yöneticileri tarafından yapılan araştırmaya göre, fosforlu silahların kullanıldığı tespit edildi. Ayrıca, Epidemiyoloji, Mikrobiyoloji ve İmmünoloji uzmanı Dr. Ebas Mensuran, yapılan araştırmaya göre, aralarında üç çocuğun da bulunduğu 30 kişide kimyasal silah etkilerine rastlandığını belirtti.

13 Ekim’de Serêkaniyê’ye giderek direnişi desteklemek isteyen sivillerden oluşan bir konvoy hava saldırısına maruz kaldı. Saldırıda ANHA muhabiri Samed Ehmed ve Çira TV muhabiri Mihemed Reşo dahil olmak üzere 13 sivil katledildi, 70’ten fazla sivil yaralandı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türkiye destekli çete gruplarının bazı sivilleri yargısız şekilde infaz ettiğini ve Kürt Kızılayı çalışanlarının da hedef alındığını bildirdi. Serêkaniyê ve Girê Spî’deki saldırılar sırasında gazetecilerin özellikle hedef alındığı, toplamda 4 gazetecinin yaşamını yitirdiği, 7 gazetecinin de yaralandığı rapor edildi.

Altyapı ağır zarar gördü

Saldırılar sırasında Girê Spî ve çevresindeki 360 köy hedef alındı. Kawamaza, Mişrafa ve Susa köyleri gibi bazı köyler tamamen yakılıp yıkıldı. Eğitim altyapısı da ağır zarar gördü. 21 okul tamamen yıkılırken 810 okulda eğitim faaliyetleri durduruldu. Yaklaşık 86 bin öğrenci eğitim hakkından mahrum kaldı. 95 civarında okul binası ve kamu kurumları ise askeri üs olarak kullanılmaya başlandı.

Hak ihlali raporları

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi (OHCHR) başta olmak üzere birçok uluslararası kurum, işgal sonrasında bölgede ciddi insan hakları ihlallerinin yaşandığını rapor etti. Raporda sivillerin zorla yerinden edilmesi, mülklere el konulması ve geri dönüşlerin engellenmesi gibi uygulamalar belgelendi.

Birleşmiş Milletler Suriye Soruşturma Komisyonu ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) raporlarında da keyfi tutuklamalar ve baskı uygulamalarının sürdüğü belirtiliyor.

Uluslararası Af Örgütü ve diğer kuruluşların raporları ise özellikle kadınlar, çocuklar ve yaşlılar açısından yaşam koşullarının ciddi biçimde kötüleştiğine dikkat çekiyor.

2019 yılında başlatılan işgal saldırısı yalnızca Girê Spî ve Serêkaniyê’deki yerel dengeleri değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda Suriye’nin kuzeyindeki siyasi tabloyu da önemli ölçüde etkiledi. Operasyonun ardından yüz binlerce sivil bölgeyi terk etmek zorunda kalırken, uluslararası kuruluşlar bölgede yaşanan zorunlu göç ve demografik değişim iddialarını raporlamaya başladı. Bu gelişmeler, Suriye’de devam eden siyasi çözüm tartışmalarında kuzey bölgelerinin statüsünü en tartışmalı başlıklardan biri haline getirdi.

İşgalin bitmesi bekleniyor

Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’nin son yıllarda yaşadığı süreç incelendiğinde, bu üç kentin benzer bir politik çerçevede ele alındığı görülüyor. Her üç kentte de askeri saldırılar ve işgalin ardından geniş çaplı zorunlu göç yaşandı, yerel nüfusun önemli bir bölümü yerinden edildi ve bölgelerin demografik yapısının değiştiğine dair çok sayıda rapor yayımlandı.

Uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporları, özellikle mülklere el konulması, sivillerin geri dönüşünün engellenmesi, keyfi tutuklamalar ve güvenlik ihlalleri gibi uygulamaların bu bölgelerde yaygınlaştığını ortaya koyuyor. Bu durum, söz konusu kentlerin yalnızca askeri kontrol altına alınmış bölgeler olmadığını; aynı zamanda siyasi, demografik ve toplumsal dönüşümün yaşandığı alanlara dönüştüğünü gösteriyor.

Rojava’daki Kürt siyasi aktörleri ise Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’nin statüsünün yalnızca askeri bir mesele olmadığını, aynı zamanda yerinden edilen yüz binlerce insanın geri dönüş hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle söz konusu bölgelerin geleceği, Suriye’de olası bir siyasi çözüm sürecinin en kritik başlıklarından biri olarak değerlendiriliyor.

Bugün itibarıyla Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’nin durumu sadece yerel bir sorun değil; uluslararası hukuk, insan hakları ve bölgesel siyaset açısından da tartışılan bir mesele olmaya devam ediyor.

BİTTİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürt meselesi, devlet aklı ve siyasetin daralması

Sonraki Haber

Cezasızlığa Gülistan Doku(ndu)

Sonraki Haber

Cezasızlığa Gülistan Doku(ndu)

SON HABERLER

Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel görevden uzaklaştırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Cezasızlığa Gülistan Doku(ndu)

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Girê Spî: Küçük bir Suriye

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Kürt meselesi, devlet aklı ve siyasetin daralması

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Üçüncü Cumhuriyet mümkün mü?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Gülistan Doku dosyası ile neler korundu? Neler dönüştürüldü?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

5 Haziran’ın hafızası anıtta, vicdanda ve gelecekte yaşayacak

Yazar: Yeni Yaşam
22 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır