• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Kariane Westrheim: Öcalan’ın özgürlüğü barış için hayati önemde

27 Nisan 2026 Pazartesi - 09:53
Kategori: Dünya, Manşet

Kariane Westrheim, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün ve sürece katılımının, sadece adalet için değil, kalıcı barış, demokrasi ve istikrar için de hayati önem taşıdığını vurguladı

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için başmüzakereci olarak kabul gören Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a ‘Umut Hakkı’nın tanınarak fiziki özgürlüğünün sağlanması temel talep olarak gündemdeki yerini koruyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Abdullah Öcalan’ın ‘Umut Hakkı’nın ihlal edildiğine ve uygulanması gerektiğine ilişkin kararı ise henüz uygulanmadı. Son olarak 2025 yılının Eylül ayında toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK) Türkiye’ye kararın uygulanması için Haziran ayına kadar süre tanıdı.

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için çeşitli kampanyalarda yer almış, uluslararası isim ve kurumlara çağrılar yapmış Avrupa Birliği Türkiye Sivil Komisyonu (The EU Turkey Civic Commission-EUTCC) Başkanı Norveç Bergen Üniversitesi üyesi Prof. Dr. Kariane Westrheim ‘Umut Hakkı’nın dair değerlendirmelerde bulundu. Tarihi 27 Şubat çağrısını temkinli bir açılım olarak değerlendiren Kariane Westrheim, “Bu çağrı, özellikle demokratik reformları, hukuki güvenceleri ve güvenlik odaklı politikalardan siyasi çözümlere geçişi vurgulayarak, Türkiye’de gerginliğin azaltılmasına ve siyasi diyaloga yönelik beklentileri yeniden canlandırdı” dedi.

‘Sembolik kalma riskiyle karşı karşıya’

Kariane Westrheim, sonrasında kamuoyunda yasal gelişmeler ve kurumsal düzenlemelere ilişkin tartışmaların sınırlı olduğunu ve sürecin şeffaf bir yol haritası, resmi müzakere mekanizmaları ve güven arttırıcı adımlardan yoksun olması nedeniyle de kırılgan olduğunu belirtti.

Kariane Westrheim, “Yasal güvencelerin iyileştirilmesi, daha geniş siyasi katılım ve çatışmayla ilgili konularda netlik gibi somut önlemler alınmazsa, bu girişim sembolik kalma riskiyle karşı karşıya kalacak ve sürdürülebilirliği, hem devlet kurumlarının hem de siyasi aktörlerin ilk çağrıyı yapılandırılmış ve doğrulanabilir reformlara dönüştürüp dönüştürmemelerine bağlı olacaktır” diye ifade etti.

‘Uzlaşmacı bir üslup oluşturmak yerine yıkıcı bir söylemi pekiştirdi’ 

Meclis komisyonunu raporunun çok sınırlı olduğunu belirten Kariane Westrheim, “Raporun başlıca sonuçları, siyasi partiler arasında diyaloğu kolaylaştırmak, sivil toplum ve uzmanlardan tanıklıklar toplamak ve demokratikleşme, haklar ve silahsızlanma konusunda genel öneriler sunmaktı. Rapor ayrıca PKK ve terörsüz bir Türkiye hakkındaki genel söylemi sürdürdü. Bu anlamda, uzlaşmacı ve kucaklayıcı bir üslup oluşturmak yerine yıkıcı bir söylemi pekiştirdi. Komisyon ayrıca bağlayıcı kararlar, müzakereler için net bir yol haritası veya uygulanabilir yasal reformlar üretmedi ve çalışmaları en iyi ihtimalle danışma niteliğinde kaldı. Sonuç olarak, gerilimin azaltılması ve kurumsal değişim üzerindeki etkisi çok mütevazı oldu ve süreç, gelecekteki müzakereler için bir yol haritası oluşturacak kalıcı bir parlamento öncülüğündeki barış çerçevesine dönüşmedi” ifadelerini kullandı.

‘Devlet teması taktiksel bir araç olarak ele alıyor’ 

Abdullah Öcalan’ın içinde bulunduğu koşullardan kaynaklı sınırlı görüşmeleri ve mesajları olduğunu, bunun da  devletin tecrit politikasında yapısal bir değişiklik yapmadığının göstergesi olduğunu söyleyen Kariane Westrheim, “Türkiye’deki yetkililer, teması kontrollü ve araçsal bir şekilde yönetiyor gibi görünmektedir; altta yatan kısıtlamaları sürdürürken, daha geniş siyasi sürecin ihtiyaçlarına hizmet ettiği durumlarda iletişime izin vermektedir. Bu durum, devletin, düzenli erişim, şeffaflık ve hukuki temelli iletişime yönelik ilkesel bir dönüşüm benimsemek yerine, bu teması taktiksel bir araç olarak ele aldığını göstermektedir” şeklinde konuştu.

Kariane Westrheim, resmi bir değişiklik olmadan seçici görüşmelerle tecridin sürdürülmesinin devlete esneklik sağlayan ancak sürecin ciddiyeti ve sürdürülebilirliği konusunda belirsizlik yaratan bir durum olduğunu kaydetti.

‘Öcalan’ın özgürlüğü demokrasi için hayati önem taşıyor’

Avrupa Parlamentosu’nda yer alan Sol Parti’nin AK’ye gönderdiği mektubu hatırlatan Kariane Westrheim, mektupta ‘Umut Hakkı’nın hatırlatılarak Abdullah Öcalan’ın bölgedeki barış ve demokratik özyönetim için baş müzakereci olduğunu belirtti. Kariane Westrheim, “Öcalan’ın özgürlüğü ve sürece katılımı, sadece adalet için değil, kalıcı barış, demokrasi ve istikrar için de hayati önem taşıyor. Öcalan’a avukatlarıyla tam görüşme hakkı tanınmalı, konuşmak istediği uluslararası ziyaretçileri kabul edebilmeli ve elbette ailesi onu düzenli olarak ziyaret edebilmelidir. Bu henüz gerçekleşmemiştir ve bu nedenle yetkililerin AİHM’nin kararını ve ‘Umut Hakkı’nı takip edeceğine dair pek bir işaret yoktur. Bu durum, zaten kırılgan olan barış süreci için –eğer buna barış süreci denilebilirse– doğrudan sonuçlar doğurmaktadır” dedi.

‘Yaptırımların uygulanması siyasi iradeye bağlı’

Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye yeniden süre tanımasının otoritesini zedelemekle sonuçlanabileceğini kaydeden Kariane Westrheim, “Diyalog yoluyla uyumun sağlanmasını teşvik etmek amacıyla ek süre tanınması haklı görülebilir; ancak son tarihler defalarca sonuçsuz bir şekilde geçiştirildiğinde, bu durum kararların uygulanmamasına hoşgörü gösterildiğinin işareti olur. Türkiye’nin bu uzatmalara rağmen harekete geçmemesi, siyasi kaygıların yaptırımların önüne geçtiği algısını pekiştirerek, hem Konsey’in denetim mekanizmalarının güvenilirliğini hem de kararlarının caydırıcı etkisini zayıflatmaktadır. O halde soru, son tarih karşılanmazsa Avrupa Konseyi’nin ne yapacağıdır. Geçmişte bu duruma yeni bir son tarih verilerek yanıt verilmiştir. Eğer bu tekrarlanırsa, Kürtler ve adalete ve hukukun üstünlüğüne inanan, Konseye güvenen dünyanın dört bir yanındaki tüm insanlar, Avrupa Konseyi’nin bu konuda harekete geçmek istediğine dair inançlarını yitireceklerdir” ifadelerini kullandı.

AK’nin Türkiye’ye yatırım uygulamakta isteksiz davrandığını ifade den Kariane Westrheim, “Ayrıca, yaptırımların tarafların tutumlarını sertleştirebileceği ve işbirliğini azaltabileceği endişesi de bulunmaktadır. Türkiye’nin Haziran ayına kadar harekete geçmemesi durumunda yaptırımların uygulanıp uygulanmayacağı, üye devletler arasındaki siyasi iradeye bağlıdır; yasal araçlar mevcuttur, ancak bunların kullanımı, hükümetlerin, uyumsuzluğun devam etmesinin, yaptırımların uygulanmasının diplomatik maliyetlerinden daha büyük bir risk oluşturduğu sonucuna varıp varmayacağına bağlı olacaktır” dedi.

‘Somut atıflarda bulunmamakta’ 

Kariane Westrheim, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması talebiyle uluslararası kurum ve isimlere gönderilen mektuplara yanıtların oldukça sınırlı olduğunu belirterek,  gelen yanıtlara ilişkin şunları söyledi:

“88 Nobel ödüllüsünün çağrılarına yalnızca iki cevap mektubu aldık. Bunlardan biri, Ekim 2025’te CPT’den gelen mektuptu. Mektupta, Öcalan’ın davasını ve İmralı’daki diğer tutukluları hâlâ yakından takip ettiklerini belirtmişlerdi ama ‘Umut Hakkı’na uygun somut bir taahhüt verilmemişti. Aynı mektuba İsviçre Devlet Sekreterliği Barış ve İnsan Hakları Bölümü’nden 20 Ağustos 2025’te bir yazılı yanıt geldi; bu yanıtta şunlar belirtilmişti: ‘İsviçre, Öcalan Türkiye davasında Mahkeme kararlarının uygulanmasının bu çabanın bir parçası olduğunu düşünmektedir. Bu kararlar, hapishane koşullarının ötesine geçmekte ve özgürlük ve güvenlik hakkı ile adil yargılanma hakkı gibi temel haklarla ilgilidir. İsviçre, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde insan haklarına saygı ve işkence ile kötü muamelenin yasaklanmasını desteklemeye devam edecektir.’ Gerçekte, bu mektupların hiçbiri Türkiye’nin AİHM kararlarına uymasını sağlamak için herhangi bir cevap vermemekte veya somut önlemlere atıfta bulunmamaktadır. Bu genel yanıtlar, değişim için çok az umut sunmaktadır. Mektubun alıcılarının birçoğunun, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üye devleti veya AB üyeliği aday devleti olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğine muhtemelen katılacaklarını düşünüyorum, ancak somut önlemler alma veya yaptırım uygulama kararı, çeşitli AB organları tarafından alınmaktan çok uzaktır.”

‘Uluslararası tutum ihtiyatlı’

Uluslararası toplumun Türkiye’deki “Umut Hakkı” ve tecride yaklaşımının kademeleri baskı, hukuki denetim ve siyasi ihtiyat ile şekillendiğini belirten Kariane Westrheim, kurumların müebbet hapis cezası ve tecridin temel insan haklarını ihlal edeceği konusunda net olduklarını ancak uygulamada sürecin yavaş ve diyalogdan ibaret kaldığını belirtti. Kariane Westrheim, Türkiye’ye yönelik bu pasif tutumun Türkiye’deki yetkililerle muhatap olan tüm siyasi aktörler arasında görülen bir eğilim olduğunu söyleyerek Avrupa’nın yaklaşımının ilkeli insan haklarının korunması ve jeopolitik kaygılar arasındaki bir dengeyi yansıttığını kaydetti.

Genel duruma bakıldığında yapısal bir değişimden ziyade temkinli sinyallerle karakterize edilen bir sürecin hissedildiğini dile getiren Kariane Westrheim, kararlar ve Abdullah Öcalan’ın çağrılarının bir tartışma alanı yaratsa da Türkiye tarafından siyasi reformlar ve kurumsal garantilerin sağlanmasına yol açmadığını kaydetti. Yine AK ve diğer Avrupalı aktörlerin çekingen yaklaşımının diplomatik kanallar açık da olsa olması gereken belirleyici önemde olmadığını söyleyen Kariane Westrheim, Meclis’te kurulan komisyonun da dönüştürücü olmak yerine temkinli bir danışma niteliğinde kaldığını kaydetti.

Kariane Westrheim konuşmasının sonunda şunları dile getirdi:

“Her tarafın siyasi ihtiyatının şekillendirdiği, hiçbir önemli gelişmenin yaşanmayacağı kadar kırılgan ve geri dönüşümlü bir süreç hissediyoruz. Sınırlı temaslar ve periyodik diyalog, tam bir durgunluğu önlemiş olabilir, ancak şeffaf bir planın, uygulanabilir taahhütlerin, güven artırıcı önlemlerin ve en önemlisi, nihayetinde bir üçüncü tarafın yokluğu, süreçteki ilerlemeyi sınırlamıştır. Yasal ve siyasi reformlar, düzenli iletişim ve açıkça tanımlanmış bir müzakere çerçevesi yoluyla kurumsallaştırma olmadan, bu girişimler sembolik kalma riskiyle karşı karşıyadır; bu da barışçıl ve demokratik normalleşmeyi belirsiz hale getirir ve kalıcı bir değişimden ziyade değişken siyasi hesaplamalara bağlı kılar.”

Haber: Hîvda Çelebi \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Zeki Bayhan yeniden İmralı’ya götürüldü

Sonraki Haber

Meral Danış Beştaş: Artık en büyük sorumluluk AKP’de

Sonraki Haber

Meral Danış Beştaş: Artık en büyük sorumluluk AKP'de

SON HABERLER

Taksim’e yürümek isteyen grup darp edilerek gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Aydın Kaşkal’ın ‘Saklı Gölge’ kitabı çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

İBB davasınında reddi hakim talebi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

İran rejimi Nergis Muhammedi’nin tedavisini engelliyor

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Cizîr’de konferans: Komün belediyedir, belediye komündür

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Özgüneş Taşımacılık Firması işçilerinin eylemi 118’inci gününde

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Ulusal Birlik Konferansı sonuç bildirgesi: Ortak duruşla birlikte çalışılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır