KJK, 1 Mayıs vesilesiyle bir mesaj yayınladı. Mesajda ‘Bu yoldan çıkmış, hiçbir ahlaki ve vicdani ölçüsü olmayan kapitalist sisteme karşı, yeni etik felsefeye dayalı sosyalizm için mücadele etmeliyiz. Bugün her zamankinden daha fazla sosyalizme inanca ihtiyaç var’ denildi
Komalên Jinên Kurdistan – Kürdistan Kadın Toplulukları (KJK) Koordinasyonu, 1 Mayıs Dünya Emekçiler Günü vesilesiyle bir açıklama yayınladı. Açıklamada, dünya emekçilerinin ortak mücadelesine dikkat çekilerek, kadın özgürlüğü olmadan özgürlük ve emek mücadelesinin tamamlanamayacağı vurgulandı. Açıklamada 1 Mayıs’ın yalnızca kutlama günü olmadığı, aynı zamanda “emek, direniş ve sosyalist yaşam vaadi” olduğu belirtilerek, demokratik ve ahlaki sosyalizme çağrı yapıldı. Ayrıca kadının emeğinin tarihte en çok talan edilen emek olduğu ifade edilerek, “Kadın özgür olmadan emek özgür olamaz” denildi.
KJK Koordinasyonu’nun mesajı şöyle:
“1 Mayıs Dünya Emekçiler Günü, tüm dünya emekçilerini tek bir yürek altında birleştiren; başta Barış ve Demokratik Toplum’un en büyük emekçisi Önder Apo olmak üzere, Eskişehir’den Ankara’ya kadar emek hakkı için mücadele eden maden işçilerini, Gimgim, Kanîreş ve Giresun’da maden şirketlerine karşı tarihini, toprağını ve yaşamını savunan halkları, Rojava’da özgür ve demokratik bir yaşam kurmak için mücadele edenleri, Rojhilat’ta savaşa karşı özgür yaşam için emek verenleri, kadın katliamına karşı ayakta duran tüm kadınları, analarımızı, gençlerimizi ve çocuklarımızı selamlıyoruz. Mayıs ayı ne kadar emekçilerin ayıysa, o kadar da emeğin en büyük savaşçıları ve sosyalizm yolunda canlarını feda etmiş değerli şehitlerin ayıdır. Bu nedenle değerli şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, onlara bağlılığımızı yeniliyor ve sosyalist yaşamı kurma sözümüzü tazeliyoruz. Emekçiler yalnızca 1 Mayıs günü değil, tüm yaşamlarını emek hırsızlarına karşı mücadeleyle geçirirler. Bu, emeği değersizleştiren sisteme karşı ‘emek değerlidir, kutsaldır, yaşamı inşa eder’ diyoruz. Çünkü içinde yaşadığımız dünya, konuştuğumuz dil ve aldığımız nefes, milyonlarca canlı varlık tarafından ortak emekle yaratılmıştır ve devam etmektedir.
Despotik savaşlara karşı mücadeleyle emeğimize sahip çıkabiliriz
Her gün görüyoruz ki; devlet yöneticileri kendilerini patron, halkı da baş eğmesi gereken işçiler ve köleler olarak görüyor. Çıkar savaşlarında halklar adına karar veriyor ve kadınları, çocukları ve emekçileri savaşa sürüklüyorlar. Biz emekçiler olarak, halkların savaşı olmayan bu despotik savaşlara karşı mücadele ederek emeğimize sahip çıkabiliriz. Çünkü toprak emektir, tarih emektir, dil emektir; diktiğimiz ağaçlar, akan sular ve dağlar emektir. Bugünün iktidarları bunlara göz dikmiş, savaş, rant ve şirketlerle bunları yok etmeye çalışıyor. Bu nedenle köyümüze, bahçemize, suyumuza, dilimize, dağlarımıza ve yaylalarımıza sahip çıkmak, emeğimize sahip çıkmaktır. Bu emeği yok sayan sistemin sonuçları toplumda çok kötü etkilere yol açıyor. Okullarda çocuklar, öğretmenler ve genç kızlar katlediliyor. Devlette başlayan çeteleşme topluma yayılıyor; fuhuş ve uyuşturucuyla gençlerimizi zehirliyor. Analarımızın emeğiyle büyüttüğümüz gençlerimize ve çocuklarımıza sahip çıkmak, emeğimize, geleceğimize ve umudumuza sahip çıkmaktır.
Demokratik ve ahlaki sosyalizm için mücadele etmeliyiz
Bu yoldan çıkmış, hiçbir ahlaki ve vicdani ölçüsü olmayan kapitalist sisteme karşı, yeni etik felsefeye dayalı sosyalizm için mücadele etmeliyiz. Bugün her zamankinden daha fazla sosyalizme inanca ihtiyaç var. Tüketim dini, ekolojik katliam, dijital medya yoluyla toplumun köleleştirilmesi, yaratılan hastalıklar ve yaşamın anlamsızlaştırılmasına karşı demokratik ve ahlaki sosyalizmle mücadele etmeliyiz. Rêber Apo’nun dediği gibi: ‘İnsanlıkta ısrar, sosyalizmde ısrardır.’
Kadın özgür olmadan emek özgür olamaz
Kürdistan ve Ortadoğu halkları yüzyıllardır ülkelerinin ve emeklerinin gasp edilmesiyle emeğinden uzaklaştırılmış ve yabancılaştırılmıştır. Bu yüzden güçlü bir yurtseverlik mücadelesine ihtiyaç olduğunu ve özgür ve demokratik yaşam kurulmadan emeğin de özgür olamayacağını biliyoruz. Bu nedenle özgür ülkede emek, toplumsal emektir. Kolektifleştiren değil özgürleştiren, yaratıcı emektir. Özgür ve özgürleştiren yaşamı inşa etmek için verilen emek kutsaldır. Bu nedenle kadının ve annenin emeği en çok talan edilen emek olduğu gibi, en kutsal emektir de. ‘Jin Jiyan Azadî’ felsefesiyle, kadının emeğini hiçe sayan ve kadını vahşice katleden babaerkil sistemi yıkmadıkça özgürlükten ve emeğin gerçek değerinden söz edemeyiz. Yani kadın özgür olmadan yaşam, yaşam özgür olmadan emek özgür olamaz. Bu nedenle sosyalizmin yolu ancak kadın özgürlüğüyle mümkündür. Rojava’da kurulan özgür ve demokratik toplum, emeğin gerçek sahipleri olan kadınların emeğinin sonucudur. Bu sonuç, tüm emekçi kadınlar için umut ışığı olmuştur.
Demokratik gelecek için mücadele, emeğe sahip çıkmaktır
Unutulmamalıdır ki, emekçilerin tüm sorunlarının kaynağı demokrasinin yokluğudur. Demokratik sistemin çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Rêber Apo, “Demokrasiyi bilen toplum işsizliği barındırmaz. Nerede işsizlik varsa, o kadar anti-demokrasi vardır” diyor. Bu nedenle emeğin en büyük mücadelesi, esasında demokrasi mücadelesidir. Emeğe sahip çıkmak, halkların özgür yaşamını temsil eden komünlerle mümkündür. Komünal temelli ekonomik sistemleri geliştirerek bu sömürü çarkını zayıflatmak mümkündür. Bu nedenle 1 Mayıs Emekçiler Bayramı vesilesiyle, Rêber Apo’nun 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ikinci yılında; kadınları, gençleri, anneleri, köylüleri ve tüm emekçileri bu tarihi çağrıya sahip çıkmaya, demokratik sosyalizmi örmeye ve meydanları coşkuyla doldurmaya çağırıyoruz. Kadınların özgür yaşamı ördüğü emeğe bin yaşasın. Emekçilerin birlik, dayanışma ve direniş günü 1 Mayıs bin yaşasın!”
Kaynak: ANHA









