Mesele Kürt sorunu olduğunda nüans düzeyinde farklar olsa da AKP ile MHP’nin siyasal görüşünün örtüştüğü aşikâr. Dolayısıyla devam eden süreç konusunda da benzer bir politik yaklaşım içinde olmaları işin doğası gereğidir. Aynı fikirler aynı pratik sonuçları doğurur çünkü
Ali Sinemilli
Önder Apo’nun statüsüne ilişkin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son yaptığı açıklama tartışılmaya devam ediyor. Bahçeli’nin Önder Apo için ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ önerisinde bulunması birilerini oldukça şaşırtmış görünüyor. Bahçeli daha önce de benzer bir çıkış yapmış Önder Apo için ‘Gelsin Meclis’te DEM Parti grup toplantısında konuşsun’ demişti. O çağrının ardından gelen bu değerlendirme genel olarak Bahçeli’nin süreç konusundaki tutarlı yaklaşımı biçiminde yorumlanıyor, bu yönlü analizler öne çıkıyor. Doğrusu, Bahçeli sürecin başından bu yana yaptığı açıklamalar, söylediği sözler ile dikkatleri üzerine çeken, takip edilen bir siyasi aktör olmayı sürdürüyor.
Fakat Bahçeli her konuştuğunda gözlerin Erdoğan’a döndüğü, Erdoğan ne diyecek, nasıl tutum alacak diye merak edildiği de bir o kadar gerçek. Malum! İktidarı oluşturan iki partiden biri AKP diğeri MHP oluyor. Bahçeli ile Erdoğan’ın bu sürecin başından beri düzenli olarak bir araya geldikleri, sürece dair ortak yaklaşım sahibi oldukları konusunda genel bir kanaat mevcut. Zaten Erdoğan da yakın zamanda yaptığı açıklama ile bunu tekraren de olsa teyit etti: Terörsüz Türkiye bölgemizde yürütülen paylaşım karşısında bir mevzidir. Bu mevzinin fikri ve siyasi karargahı elbette Cumhur İttifakı’dır.
Gerek AKP’nin gerekse de MHP’nin politik perspektifine bakıldığında, hele ki mesele Kürt sorunu olduğunda, birbirlerinden çok ayrı bir yaklaşım içinde olmadıkları rahatlıkla görülüyor. Mesele Kürt sorunu olduğunda nüans düzeyinde farklar olsa da AKP ile MHP’nin siyasal görüşünün örtüştüğü aşikar. Dolayısıyla devam eden süreç konusunda da benzer bir politik yaklaşım içinde olmaları işin doğası gereğidir. Aynı fikirler aynı pratik sonuçları doğurur çünkü.
Hal böyleyken, Erdoğan’ın Bahçeli’nin dediklerini geçiştirmesini, çok genel ifadeler ile karşılamasını nasıl değerlendirmek gerekir? Cumhur İttifakı bu süreci yürüten aklın sahibi ise, pratikte yaşanan bu durumu nasıl yorumlamalıyız? Bir yanda Bahçeli’nin söyledikleri diğer yanda Erdoğan’ın söyledikleri ya da söyleyemedikleri. Bir yanda Bahçeli’nin hızlanmalı, yasal adımlar atılmalı dediği süreç diğer yanda Erdoğan AKP’sinin sessizliği ve ağırdan aldığı süreç.
Mevcut duruma bir danışıklı dövüş var diyebilir miyiz yoksa farklı bir durum mu söz konusu? Mesela, Devlet Bahçeli çokça dile geldiği üzere ‘Devlet’ adına konuşuyorsa Erdoğan nerede durmaktadır? Bahçeli böyle bir pozisyonda ise önünde nasıl bir engel var ki, sözlerini pratikleştirmeyen bir görüntünün ortaya çıkmasına izin vermektedir?
Kuşkusuz iki genel başkanın da bir siyasal ajandası var. Bunlardan bağımsız bir süreç okuması eksik kalacaktır. Bu minvalde Erdoğan’ın ciddi bir iktidar hesabı yaptığı, iktidarını korumak istediği anlaşılıyor. Bunun için çok sıkı bir biçimde sürecin gidişatına dair halkın nabzını yokladığı biliniyor. Buna karşın Bahçeli’nin daha devletçi bir yaklaşım içinde olduğu, bunu öncelediği genel değerlendirme konusu. Tüm bunların Erdoğan’ın da Bahçeli’nin de attığı adımları etkilediği tartışma götürmez. Lakin ağır aksak da olsa devam eden sürecin böyle bir ikircikli yaklaşımı kabul etmeyeceği de görülüyor. Öyle ki, eğer erken davranılmaz, sürecin ihtiyaçlarına uygun yasal adımlar atılmaz, Önder Apo’nun statüsü ile ilgili somut bir gelişme olmazsa, bunun giderek bir toplumsal algıya dönüşeceği, sürece dair güvensizliği derinleştireceği de gün gibi ortada.
Mevcut durumda, genel algı Bahçeli ile Erdoğan’ın sürecin devamı konusunda ortak bir görüş içinde oldukları yönündedir. Erdoğan ayrı Bahçeli ayrı düşünüyor da bundan dolayı pratik adımlar atılmıyor düşüncesi zayıftır. Daha çok böyle istendiği, böyle planlandığı için süreç bu biçimde ağır, zamana yayılarak ilerletiliyor düşüncesi hakimdir. Yani öyle söz ile pratik uyumsuzluğuna işaret eden bir değerlendirme yoktur.
Dikkat edelim. Bahçeli, Önder Apo’nun statüsü ile ilgili öneride bulunduğunda, DEM Parti heyetinin İmralı’ya gidemeyişinin üzerinden 40 gün geçmişti. Hakeza, Bahçeli’nin bu öneriyi yapmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Erdoğan’da dahil tek bir AKP’liden bu konuyu ile ilgili bir açıklama gelmiş değildir. O çok konuşan AKP’lilerin bile aldıkları talimatların etkisiyle olsa gerek, ağızlarını bıçak açmıyor.
Dolayısıyla şunu söylemek mümkün; Barış ve Demokrtatik Toplum süreci çokça değerlendirildiği bir tıkanıklık yaşamakta ve pratik adımlar istemektedir. Bu adımların ne olduğu, hangi tarafın bu adımları atacağını en çok AKP bilmektedir.
Ya bu adımlar atılır, sürecin önü açılır, toplum genel olarak derin bir nefes alır ya da bu söz söyleyip yapmama hali, en fazla da Erdoğan’ı etkiler, siyasi olarak darbeler ve kendisine olduğu kadar ortağına da büyük kaybettirir.









