İran’da halkın hem ABD-İsrail hem de rejimin saldırılarına maruz kaldığını söyleyen Şehla Mihemmedi, savaş sonrası ihlallerin arttığını söyledi
İran’da cezaevlerinde yaşanan ağır hak ihlalleri, kadınlara yönelik yasaklamalar yıllardır gündemdeki yerini koruyorken, ABD-İsrail’in başlattığı saldırılar sonrası yaşanan ihlaller artmış durumda. Rojhilat Info’nun verilerine göre, sadece 58 günde 32 kişi idam edildi, tutsaklar işkence koşullarında tutulmaya devam ediyor. İnsan hakları örgütlerine göre kadınlar ve çocuklar da ağır ihlallerle karşı karşıya.
“İran’da namus cinayetlerine SON” Raportörü ve gazeteci Şehla Mihemmedi, savaş sürecinde hem cezaevlerinde hem de kadınlarların yaşadıkları zorlukları değerlendirdi. Savaş öncesi de kadınlar ve çocukların çok kötü bir durumda olduklarını dile getiren Şehla Mihemmedi, “Sadece savaşla ilgili bir durum değil, tüm alanlarda çocuk ve kadınlara yönelik bir yönelim var. Toplumsal sorunlar da fazla. Mesela ‘namus’ adı altında kadınlara yönelik büyük bir yönelim var. Kürt, Beluc ve diğer kadınların durumu savaşla birlikte çok kötü oldu. Savaş başladıktan sonra kadınlar, ekonomik, sosyal ve psikolojik alanda büyük sıkıntılar yaşıyor. İnternet kesintileri olduğu için durumu tam bilmiyoruz. Ama kadınlar özellikle ekonomik konusunda büyük sıkıntı yaşıyor. Kendilerine küçük bir işletme kuran ve bunun üzerinden geçimini sağlayan kadınların işleri artık yok. Yine online satış yapan kadınlar işlerini bıraktı. Savaşta kadın ve çocukların durumu kimsenin umurunda değil. Durumları asla gündem olmuyor. İnsanlar sorunlarını yaşadıklarını aktardıklarında, yakalanınca ‘ajan’ denilerek idam ediliyor. Artık hiçbir rapor gelmiyor, çünkü bu durum onların idamına yol açabiliyor” diye konuştu.
Kadınlara idam, erkeklere 2 yıl ceza!
İran’da kadınlara yönelik bir katliam ya da ihlalde erkeklere çok az bir ceza verildiğine dikkati çeken Şehla Mihemmedi, “Geçen yıl 48 kadın eşlerini ya da yakınlarını öldürdükleri için idam edildi. Ama kadınları katleden erkekler için aynı şey uygulanmıyor. Bir erkek eşini ya da kızını öldürdüğünde bazen 2 yıl ceza alıyor. Yani sistem tamamen erkekler için var. Siyaset savaş üzerine olduğu için bu durumların hiçbiri konuşulmuyor bile. Yine cezaevlerinde çok ağır bir durum var. Cezaevlerinde siyasilere yönelik ağır bir politika devrede. Bu durum da maalesef dünyanın gündeminde değil” ifadelerin kullandı.
‘Savaşın en etkili olduğu yer cezaevleri oldu’
Savaşın kadınların yaşamını sürdüremez hale getirdiğini söyleyen Şehla Mihemmedi, “İran’daki 56 cezaevinde idamların durdurulması için büyük bir kampanya var. Bize gelen bilgilerde cezaevleri üzerinde çok ağır bir durum yaşanıyor. İdam edilenler savunma bile yapamayacak bir durumda. Yani erkek tutsaklara yönelik bu durum varken, kadınlar için durum çok daha kötü. Zeynep Celaliyan, Pexşan Ezizî, Werişe Muradî gibi kadınlara yönelik ayrı bir politika işletiliyor. Evin ve diğer cezaevlerinin etrafı bombalanmıştı. İçeride ne olup bittiğini bilmiyoruz. Bazı tutsaklar idam ediliyor ama ne zaman yargılandıkları, ne zaman tutuklandıklarını aileleri bile bilmiyor. Bu savaşın en etkili olduğu yer cezaevleri oldu” dedi.
‘Halkını kendisine tehdit gören bir ülke söz konusu’
İran’da halkın iki savaşla karşı karşıya olduğunu dile getiren Şehla Mihemmedi, “Birincisi ABD ve İsrail’in saldırıları, ikinci rejimin halka yönelik saldırısıdır. Yani İran, ABD ve İsrail’e karşı yaptığı savaşın iki katını içeride halkına yönelik yapıyor. Her gün yüzlerce insan tutuklanıyor. Gözaltına alınan herkesin yaşamı tehdit altındadır. Yani iki ülke arasında savaş olduğunda içeride cepheyi güçlü tutman gerekirken, maalesef halkını kendisine tehdit gören bir ülke söz konusu” diye kaydetti.
‘Kadınlar hem savaşa hem rejime hem de toplumsal baskıya karşı mücadele ediyor’
Tüm baskılara rağmen kadınların itirazlarının devam ettiğini söyleyen Şehla Mihemmedi, şunları kaydetti:
“Kadınlar haklarını elde etmek için büyük bir mücadele veriyor ama rejim halk gerçeğini görmek istemiyor. Savaş boyunca da rejimin tavrında bir değişiklik görmedik. Kadınlar hem savaşa hem rejime hem de toplumsal baskıya karşı mücadele ediyor. Kadınlar bir araya geliyor ama bu yeterli değil. Oysa tüm kadınların sorunları aynı, birlikte hareket etmeleri gerekiyor. Parçalı oldukları için kimsenin mücadelesi bir amaca ulaşmıyor. Rejime ve savaşa cevap olabilmemiz için kadınların bir araya gelmesi gerekiyor. Tüm bu eksikliklere rağmen bir mücadele var. Kürt halkı bu savaşta bir olgudur ve önemli bir durum ortaya çıkardı. Bu durum herkese çok büyük bir umut verdi. Çünkü örgütlenmek dışında bir yol yok.”
Haber: Adnan Bilen \ MA









