• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Deniz Aras

Güncel bir tehlike olarak İbrahim Kaypakkaya

18 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Deniz Aras, Yazarlar

Türkiye ve Türkiye Kürdistanı devrimci hareketinin 71 devrimci kopuşunun komünist çizgisini temsil eden İbrahim Kaypakkaya’nın Amed Hapishanesi’nde 18 Mayıs 1973’te katledilmesinin 53. yıldönümündeyiz. Kaypakkaya’nın T.C. devleti tarafından katledilmesine neden olan, onun ileriye sürdüğü görüşleri ve pratiği olduğu günümüz koşullarında, siyasal ve toplumsal pratik tarafından defalarca teyit edilmiş durumdadır. Nitekim sınıf düşmanlarının onu aylar süren işkenceler ile katletmelerinin nedenini, MİT raporlarında Kaypakkaya’yı “ihtilalci komünizmin en tehlikeli temsilcisi” olarak tanımlamalarından da anlaşılabilir.

Kaypakkaya’nın katledilmesinin üzerinden yarım asırdan fazla bir süre geçmesine rağmen sınıf düşmanlarının onu halen tehlikeli gördükleri pratikleriyle sabittir. Kaypakkaya’nın fotoğrafının eylem ve etkinlerde taşınması yasaktır. Mezarının başında karakol kurulduğu yetmezmiş gibi 7/24 kameralarla kayıt altına alınmaktadır. Son olarak ardıllarının İstanbul’da yapmak istediği anma kaymakamlık kararıyla yasaklanmıştır. Kısacası Kaypakkaya halen Türk hakim sınıflarının korkusu olmaya devam etmektedir.

Kaypakkaya’nın sınıf düşmanları tarafından halen güncel bir tehlike olmasının nedeni basittir. Onun başta Kürt ulusunun ‘Özgürce Ayrılma Hakkı’ yani ayrı bir devlet kurma hakkını kayıtsız şartsız savunması, T.C. devletinin kurucu ideolojisi olan Kemalizm’in sınıfsal niteliğini ve faşist karakterini ortaya koyarak ipliğini pazara çıkarması vb. gibi sınıf düşmanları açısından beka sorunu yaratan tezler ileriye sürmesi belirleyici önemdedir.

Kaypakkaya’nın sınıf düşmanları açısından halen güncel bir tehlike olarak algılanmasının bir diğer nedeni de ileriye sürdüğü tezlerin, coğrafyamızda devrimcilik ve komünistlik adına savunulagelen tezleri yerle bir etmiş olmasındandır. Kaypakkaya, kendi dönemine kadar devrimcilik ve komünistlik adına ileriye sürülen sınıf işbirlikçisi, revizyonist, oportünist tezlere ve pratiğe karşı, cepheden bayrak açmıştır. Döneminde solculuk adına savunulan bir avuç aydının ve ordunun darbesiyle “devrim” yapma gibi tezlere karşı işçi sınıfının önderliğinde, halk kitlelerine dayanan bir devrimi savunmuştur.

Benzer biçimde Kaypakkaya’nın devrimci pratiği ve tezleri, coğrafyamızda devrim adına savunulan yasalcılığa ve parlamentarizme karşı bir duruştur. Kaypakkaya Türkiye ve Türkiye Kürdistanı’nda devrimin ancak ve ancak illegal temelde komünist parti önderliğinde silahlı mücadele ile gerçekleştirilebileceğini savunmuştur. Bu anlamıyla Kaypakkaya, coğrafyamızda, devrimcilik ve komünizm adına söz kuran ve pratik adım atan herkes için bir ölçüdür. Ya Kaypakkaya’nın tezleriyle buluşursunuz ya da reddedersiniz. Ya devrimden yanasınızdır ya da değil. Başka yol yoktur.

Katledilmesinin ardından yarım asırdan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen halen Kaypakkaya’nın Türk hakim sınıfları tarafından sınıfsal reflekslerine uygun bir şekilde güncel bir tehlike olarak kodlanmasının yanında coğrafyamız sınıflar mücadelesi adına söz söyleyen ve pratik eyleyenler için bir ölçü olmasının nedeni onun devrimci yöntemidir.

Kaypakkaya’nın tezlerinin önemli bir kısmının hale güncel olmasının nedeni, tezlerini sınıf mücadelesinin pratiğinden çıkarması ve bu derslerini günümüzün en ileri bilimi olan Marksizm Leninizm Maoizm bilimiyle başarılı bir şekilde sentezleyebilmesidir. Kuşkusuz bu başarı aynı zamanda onun komünist önder olma niteliğiyle doğrudan ilgilidir. Kaypakkaya yaşadığı ve mücadele ettiği dönemde bir yandan uluslararası alanda yaşanan gelişmeleri takip etmiş, diğer yandan coğrafyamızda sınıf mücadelesinin “engin denizine atılmakta” tereddüt etmemiştir.

Gençliğin akademik demokratik mücadelesine ve anti-emperyalist eylemlerine, köylülüğün toprak işgallerine, işçi sınıfının grev, işgal ve yürüyüşlerine bizzat katılmış ve pratiklerden dersler çıkarmıştır. Örneğin 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’ne yaklaşımı bu pratiğini özetler. Kaypakkaya, 15-16 Haziran direnişi başladığında Ankara’dadır. Direniş haberini alır almaz İstanbul’a gider ve direnişe katılır. Ve bu direniş sonrasında şunları yazar: “15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi ve arkasından gelen sıkıyönetim, bazı kadroların bilincinde önemli bir sıçrama yarattı. Bu arkadaşlar, işçi hareketinden ve onu izleyen zor mücadele günlerinden önemli dersler çıkardılar.”

Özetle Kaypakkaya’nın tezlerinin önemli bir kısmının halen güncel olmasının nedeni, bu tezlerin sınıf mücadelesi pratiğinden çıkartılmış olmasıdır. Sınıf mücadelesi sürdüğü, sömürü, baskın, talan ve katliamlar sürdüğü müddetçe de Kaypakkaya’nın tezleri güncelliğini korumaya devam edecektir. Çünkü faşizmin ve baskının olduğu yerde direnişte vardır. Direnişin olduğu yerde ise direnenlerin Kaypakkaya ile buluşması kaçınılmazdır. Çünkü Kaypakkaya sadece ezen sınıflara karşı bir isyan çağrısı değil aynı zamanda ezilen sınıfların isyanının doğru temelde ifadesidir. “İhtilalci komünizmin” temsilcisidir.

Bu gerçeklik beraberinde İbrahim Kaypakkaya’nın 1 Mayıs 2026 Taksim yürüyüşünde halk gençliğinin elinde polis barikatlarını zorlamasında anlam kazanır. Bu gerçeklik aynı zamanda Temmuz’da Ankara’da toplanacak NATO zirvesine karşı başta halk gençliği olmak üzere işçi sınıfı ve halkın anti-emperyalist anti-faşist mücadelesinde de yer alacağı anlamına gelir. Çünkü nerede direniş ve mücadele varsa Kaypakkaya oradadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Trump: İran’a yönelik askeri saldırıyı erteledik

Sonraki Haber

Suriye’de entegrasyon mu? Sinsi bir ilhak mı?

Sonraki Haber

Tayyip Erdoğan’ın büyük kaybetme oyunu mu?

SON HABERLER

Merkezefendi Belediyesi soruşturmasında 11 tutuklama

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Colemêrg’de kayyım heyelanı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Munzur’da ‘yol çalışması’ adıyla tahribat

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Tayyip Erdoğan’ın büyük kaybetme oyunu mu?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Suriye’de entegrasyon mu? Sinsi bir ilhak mı?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Güncel bir tehlike olarak İbrahim Kaypakkaya

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır