• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Ekolojist Gümüşel: Enerji bağımsızlığı ve iklim kriziyle mücadelenin diğer yüzünde yıkım var

19 Mayıs 2026 Salı - 10:10
Kategori: Ekoloji

Ekolojist Deniz Gümüşel, ‘Enerji bağımsızlığı ve iklim kriziyle mücadele adına atılan adımlar madalyonun diğer yüzünde ciddi bir doğa yıkımı potansiyeli barındırıyor’ dedi

Türkiye ve Kürdistan’da ekolojik talanın yarattığı tahribat katmerleşerek devam ediyor. Ormanlardan tarım alanlarına, zeytinliklerden akarsulara, deniz kıyılarına kadar tüm coğrafya yok ediliyor. Toprağın, suyun ve gıda kaynaklarının şirketlere peşkeş çekildiği yetmediği gibi son olarak AKP iktidarı geçtiğimiz yıl çıkardığı 7554 Sayılı Kanun ile şirketlere sınırsız haklar tanıyan ilgili bakanlığın yetkilerini artırdı. Güneş Enerji Santrali (GES) ve Rüzgar Enerji Santrali (RES) gibi enerji üretim santrallerinin, insanı ve doğayı hiçe sayma pahasına önünü açan yasa, ekolojik yıkımı derinleştiriyor.

Deniz Gümüşel

Kamuoyunda pek fazla konuşulmayan ve toplumsal refleksin zayıf kaldığı yasa, birçok olumsuz uygulamayı içeriyor. En güncel örneklerinden biri ise, Limak Şirketi’nin yasanın içerdiği “acele kamulaştırma” ile Akbelen Ormanı ve İkizköy’deki zeytinliklere dönük saldırısı oldu. Ekolojist Deniz Gümüşel, yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘Madalyonun diğer yüzü var’

Yasanın rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji yatırımlarına ivme kazandıran içeriğine dikkat çeken Deniz Gümüşel, “Enerji bağımsızlığı ve iklim kriziyle mücadele adına atılan bu adımlar, madalyonun diğer yüzünde ciddi bir doğa yıkımı potansiyeli barındırıyor. Yasanın getirdiği üç temel düzenleme; mera tahsislerinin kolaylaştırılması, acele kamulaştırma yetkisinin 2030’a kadar uzatılması ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na verilen geniş imar, ruhsat yetkileri, ‘yeşil dönüşüm’ adı altında ekosistemleri feda etme riskini doğuruyor” diye belirtti.

‘Ekolojik hassasiyetleri görmezden gelme anlamı taşıyor’ 

Yasa ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na ön lisans veya üretim lisansı olan RES ve GES’ler için doğrudan imar planı onaylama, yapı ruhsatı ve iskan verme yetkisi tanındığının altını çizen Deniz Gümüşel, “Yatırımcı yararına bürokratik süreçleri hızlandırmak ve yerel yönetimlerin hantallığını aşmak gibi gerekçelerle yapılan bu düzenleme, çevresel denetim açısından oldukça kaygı verici” dedi. Bir bölgeye kurulacak enerji santralinin o bölgenin toprağına, suyuna, flora ve faunasına etkisini en iyi değerlendirebilecek olanların yerel aktörler ve yerel mekanizmalar olduğunu ifade eden Deniz Gümüşel, imar ve ruhsat süreçlerinin tek bir merkezden, Ankara’dan yönetilmesinin projelerin “çevresel etkilerinin” göz ardı edilmesini doğuracağına dikkat çekti. Çevre koruma vizyonu, yerel halkın ve yerel dinamiklerin katılımıyla büyüyebileceğini dile getiren Deniz Gümüşel, bu süreçlerin baypas edilmesinin ise ekolojik hassasiyetleri görmezden gelme anlamı taşıdığını söyledi.

‘Meralar boş arazi değil canlı ekosistem’

Mera Kanunu’nda yapılan değişiklikle yenilenebilir enerji kaynak alanları için ihtiyaç duyulan mera alanlarının tahsis amacı değişikliğinin kolaylaştırılmasının, yasanın en tartışmalı çevre başlıklarından biri olduğuna işaret eden Deniz Gümüşel, “Meralar sadece hayvancılık yapılan alanlar değil, aynı zamanda ciddi miktarda karbon yutağı olan, biyoçeşitliliği barındıran ve toprak erozyonunu önleyen canlı ekosistemlerdir. Temiz enerji üretmek adına bu alanların solar panellerle veya rüzgar türbinleriyle kaplanması, doğal yaşam alanlarının parçalanmasına (habitat fragmantasyonuna) neden olacaktır. Küresel ısınmayla mücadele ederken, yerel ölçekteki mikroklimayı ve biyoçeşitliliği kaybetmek, uzun vadede kaş yaparken göz çıkarmaya benzer” ifadelerini kullandı.

 ‘Üstün kamu yararı zırhıyla hızlandırdı’

Gerçek bir çevre koruma politikasının, enerji santrallerinin hızlı kurulmasını değil, doğru yerde, yerel ekosisteme zarar vermeden ve toplumsal mutabakatla doğru kurulmasını gerektirdiğini belirten Deniz Gümüşel, 7554 Sayılı Yasa’nın bürokrasiyi azaltırken, ekolojik koruma mekanizmalarını ve halkın katılımını da etkisizleştirmeye kapı aralamak olduğunu söyledi. Kanunun ayrıca rüzgar ve güneş santrallerinin kurulumunu kolaylaştırmakla kalmadığını söyleyen Deniz Gümüşel, bu teknolojilerin ham maddesi olan lityum, nikel ve bakır gibi madenlere “stratejik ve kritik madenler” tanımlaması getirerek, bu madenlerin çıkarılmasını da “üstün kamu yararı” zırhıyla hızlandırdığına dikkat çekti.

Bürokratik engelleri aşmak adına kurulan yeni kurul mekanizmasının, çevre veya tarım politikalarından sorumlu kurumların madencilik faaliyetine yönelik vetolarını tek kalemde baypas etme yetkisine sahip olduğunu kaydeden Deniz Gümüşel, şöyle devam etti:

“Kurula, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık ediyor. Kurul üyeleri ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı,  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı ve Maden sahasıyla ilgili izinler hakkında karar vermeye yetkili olan diğer bakanlardan oluşuyor. Bu düzenleme ekosistemleri ve biyoçeşitliliği ‘acele kamulaştırmalarla’ feda etme riskini doğuruyor.”

Haber: İbrahim Açıkyer \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İzmir’de bir kadın katledildi

Sonraki Haber

Wan’da 1 yılda 26 silahlı kavga 30 can kaybı

Sonraki Haber

Wan'da 1 yılda 26 silahlı kavga 30 can kaybı

SON HABERLER

İran idam ettiği Kürt gençlerin cenazelerini ailelerine vermiyor

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Avrupa Yeşiller Partisi DEM Parti’yi ziyaret etti

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

TAJÊ kongresi sonuç bildirgesi: Êzidi kadın mücadelesini büyüteceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

ÖHD Eş Genel Başkanı: Bahçeli’nin açıklamaları kıymetli ama hayata geçirilmiyor

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

İsrail saldırmıştı: Sumud Filosu Gazze’ye ilerliyor

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Çeşme’de doğalgaz projesi için ‘acele kamulaştırma’ kararı

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

6 kişiyi katleden Metin Öztürk intihar etti

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır