Eğer umut hakkı şu ya da bu biçimde gerçekleşmezse, bu yönlü adım atılmazsa Kürtler bu işin içinde bir oyun mu var diye düşünürler. Biz şunu çok iyi biliyoruz ne bu Önderlik ne de Özgürlük Hareketi aldatılabilir. Bu açıdan bir oyalama düşünülüyorsa bu hesaplar bozulur. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış! Zaten bu nedenledir ki, Kürt halk Önderi gecikmeden adımların atılması konusunu vurguluyor
Dr. Hayri Hazargöl
DEM Parti heyeti iki ay kadar sonra İmralı’ya gitti. İki aylık gecikme bir sorun olduğunu gösterir. Bu da tabi ki dönemsel devlet olan AKP-MHP’den kaynaklanmıştır. DEM Parti çevrelerinden bazıları İmralı’da görüşme kesilerek Kürt Özgürlük Hareketi üzerinde baskı kurulmak istendiğini belirtiyor. Ancak bu baskı sonuç vermeyince yeniden görüşme yaptırılmış. Böylece AKP-MHP iktidarının bir özel savaş yöntemi olan şantaj politikasını sürdürdüğü görülüyor.
Bu tür özel savaş oyunları bir süre sonra iktidarın elinde patlayabilir. Bu nedenle Kürt halk önderi gecikilmesin, adımlar atılsın demiş. Tabi ki bunu iktidara söylüyor. Daha önce belirttiği gibi yine fiili olarak yürütülen şeyler yasallaşsın demiş. Böylece süreç hem özel savaş yöntemleri hem de dış etkenler karşısında güvenceye alınır. Şu anda atılmış adım yok; adımlar atılınca süreçte ilerleme sağlanır. Süreçte ilerleme oldukça her türlü etkilere karşı daha güçlü bir konum kazanılmış olur. Şimdi süreci dayanıklı kılacak bu tür adımlara ihtiyaç var. Bu da hem fiili durumun yasal hale getirilmesini hem de düşünce ve örgütlenme özgürlüğü temelinde engelsiz serbest demokratik siyasetin yapıldığı demokratik siyasi ortamı sağlayacak yasaların olmasını gerektiriyor.
Herhalde Kürt halk önderinin gecikmeden çerçeve yasa çıksın, demesi bu tür adımlarla ilgilidir. Eğer bu çerçeve yasa Kürt halk önderinin özgür çalışır konuma kavuşmasını sağlamazsa zaten hiçbir anlam taşımaz. Çünkü yaratacağı bir sonuç olmaz.
Bu sürecin ilk fişeğini Devlet Bahçeli ateşlemişti. Şunları yapsın umut hakkından sonuna kadar yararlansın, dedi. Hatta meclis kürsüsünde konuşsun, dedi. Meclise gidip kürsüde konuşsun demek siyaset yapsın demektir. Zaten bir iki defa İmralı dışında siyaset yapabilir, değerlendirmesi de oldu. Bırakalım demokratik siyaset alanına geçmesini sağlamayı; umut hakkı konusu bile konuşulmuyor. Devlet Bahçeli bu söylediklerini unutmuş gibi! Halbuki bu sürecin başlamasının temel boyutu buydu. Bunu kulak arkası etmek süreci sabote etmek değil midir? O zaman Devlet Bahçeli ya ne söylediğinin farkında değildir ya da kendine göre bir oyun yapmıştır.
Bu süreç boyunca en fazla Bahçeli konuştu. Bu sürecin devlet politikası olduğu sık sık vurgulandı. O zaman bu sürecin sözcüsü ve koordinatörlük görevi Devlet Bahçeli’ye verilmiş oluyor. Bu durumda Devlet Bahçeli’nin söyledikleri ciddiye alınır ve tutarlı olması beklenir. Hem bu sürecin öneminden söz edilecek hem de bu düzeyde tutarsız ve söylediklerini unutmuş görünecekler. Bu zaten başlı başına süreci bozma konumunda olmaktır.
Eğer umut hakkı şu ya da bu biçimde gerçekleşmezse, bu yönlü adım atılmazsa Kürtler bu işin içinde bir oyun mu var diye düşünürler. Biz şunu çok iyi biliyoruz ne bu Önderlik ne de Özgürlük Hareketi aldatılabilir. Bu açıdan bir oyalama düşünülüyorsa bu hesaplar bozulur. Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış! Zaten bu nedenledir ki, Kürt halk Önderi gecikmeden adımların atılması konusunu vurguluyor.
27 Mart görüşmesinde hem Kürt halk önderine hem de İmralı heyetine yasa hazırlama sözü veriliyor. Hem de bu yasanın hazırlanma ve meclise götürülme konusunu bir yol haritası biçiminde sunuyorlar. Ancak sonra 50 yıldan fazladır bir mücadele birikimine sahip Özgürlük Hareketine görüşmeyi bir şantaj olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bu yasa çalışmasının şimdiye kadar yapılmaması gayri ciddi ve basit bir yaklaşım oluyor. Bir devlet böyle yaklaşmaz diyeceğiz ama ne yazı ki böyle bir yaklaşım gösterilmiş. Onlarca yıldır sürdürülen özel savaş alışkanlıkları bu tür durumlar ortaya çıkarıyor.
Eğer mevcut süreci önemli görüyor ve ciddiye alıyorlarsa bu özel savaş yöntemlerinin bırakılması gerekir. Yoksa ellerinde patlayabilir.
Böyle bir süreçte CHP’ye bu düzeyde yönelim de dikkat çekicidir. Süreçle bağlantısı olduğu anlaşılmaktadır. CHP’ye yönelik yargı darbesinin arkasında mevcut iktidar var. AKP’lilerin bizimle ilgisi yok, demeleri alemi aptal ve sağır sanmaktır. Bu söylediklerine AKP’lilerin de önemli bölümü inanmaz. Demokratik siyasi alan bu hale getirilecek; ondan sonra gerillaya silahı bırak demokratik siyaset yoluna gir, denilecek? Zaten Kürt halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi bunu hedefliyor. Ancak bunu da sabote eden bizzat iktidarın kendisi oluyor. Bırakalım gerillanın gelişini; Avrupa’ya gitmek zorunda kalan siyasetçilerde bile, böyle bir ülkeye nasıl gidelim, yaklaşımı yaratılır.









