Baas rejiminin yıllarca Kürt inkarcılığını derinleştiren politikası, bugün, adına geçici dediğimiz Şara ve yönetimi tarafından sürdürülüyor. ‘Kendin çal kendin oyna’ tarzında gerçekleştirdiği mizansen seçime KDP’nin Suriye’deki kolu ENKS de dahil oldu
Özgür Avzem
Suriye ve Rojava’da 29 Ocak mutabakatından sonra bilinmezliklerle dolu bir entegrasyon süreci yaşıyoruz. Nasıl bir devlet yapısı inşa edileceğinden tutalım, Özerk yönetime bağlı inşa edilmiş idari yapıların, kurumların, savunma ve güvenlik güçlerinin, eğitim sisteminin Şara öncülüğündeki Şam Geçici Hükümeti’ne nasıl entegre edileceğine kadar, bilinenden daha karmaşık bir durum var. Birçok konuda çözümsüzlük derinleşirken, ortaya koyduğumuz bu soruların karşılığı meçhul kalıyor. Baas sisteminden kalma yol ve yöntemlerle yeni Suriye’nin yönetilmesi daha da kötü sonuçlara yol açtığı gibi, taraflar arasında yapılan anlaşmanın Şam tarafından tam hızla yürütülmemesi, anlaşmanın dışında geliştirdiği farklı karar ve uygulamaları devreye koyması ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler ışığında hareket etmesi, anlaşmanın kırılganlığını derinleştiriyor.
Şam, şantajcı ve keyfi uygulamalarla Rojava’nın devrim sürecinde inşa edilen kurumlarının, selefi-cihatçı yapıya entegre edilmesini zorlarken, esas gaye, Özerk yönetim kurumlarının bir tür tasfiyesini gerçekleştirmektir.
Kendin çal kendin oyna
Hal vaziyet buyken, gerçek bir demokratik entegrasyon mantalitesinden uzak olan Geçici Şam Hükümeti, 24 Mayıs’ta Rojava’nın Hesekê, Qamişlo ve Kobanê kentlerinde demokrasi ilkelerinin dışında bir mizansen seçim gerçekleştirildi. Halkın katılmadığı ve Özerk Yönetim’in iradesinin yok sayıldığı bu dolaylı seçim sonuçlarına göre; Qamişlo’da Ridwan Sîdo, Ebdulhelîm Elî, Kîm Îbrahîm ve Mehmûd Madî, Hesekê’de Îbrahîm El Hebeş, Umer El Hayîs ve Fesla Yûsif, Kobanê kentinde Ferhad Enwer Şahîn ve Kobanê’deki Şêxler beldesinde ise Şewax Îbrahîm Esaf seçildi.
Halk meclisi temsilcilerinin belirlendiği bu seçimde, Şara’ya bağlı Suriye Yüksek Seçim Kurulu, Rojava bölgelerinde seçim kurulları oluşturdu. Seçim kurulları 200 kişiden oluşuyordu. Seçime bu kurulların belirlediği isimler katıldı ve bu isimlerin çoğu ENKS örgütünden. Nihayetinde bu isimler seçim kurulları tarafından seçildi. Seçim kurullarının “kendin çal kendin oyna” gibisinden gerçekleştirdiği bu mizansen seçimde, Kürtleri tanıyan bir oluşum olmadığı gibi, Şara ve geçici Şam Hükümeti’nin Baas rejiminin Kürt inkarcılığını devam ettirici gücü oluyor.
Rojava’nın payı yüzde 40 olmalı
Toplamda 210 üyeden, 70 üyenin Şara tarafından atanacağı, Kürtlere mecliste sadece 4 kontenjan temsil hakkının tanınacağı belirlenmişti. Suriye’nin güncel nüfusu (yıllık yüzde 3. 041 büyüme) 25 ya da 25 milyon bandında. Rojava’da bugünkü nüfusu için en güvenli rakam ise, 5 veya 6 milyon bandında olarak kaydediliyor. Bu güncel ve resmi rakamlara göre, Rojava’daki nüfusu Suriye toplamının yaklaşık yüzde 18’ine tekabül ediyor. Yani Şara hükümetinin belirlediği 210 sandalyeli parlamenter nüfuz oranına göre, Rojava’nın payına düşmesi gereken sandalye sayısı 40’tan az olamaz. Şam’ın bu seçimlerle sadece istatistiki yönden irade gaspına başvurmadığı çok açık. Kürtlere sadece 4 sandalye ayırıp, Özerk yönetimin Rojava’yı yüzde 2’nin altında temsil ettiğini göstererek, Kürtlerin üzerinde siyasal ağırlık kurma hedefini de ortaya koyuyor. Yani esas amaç, Özerk Yönetimi Rojava Kürtleri gözünde zayıflatmak ve bitirmektir.
Psikolojik savaş seçimi
Tüm bu gelişmelerin ışığında, Rojava’da siyasi parti faaliyetlerini sürdüren 24 Kürt siyasi partisi, Şam’ın mevcut seçim mekanizmasına tepki gösterip, bu uygulamanın Kürtleri dışlama politikalarının bir devamı olduğunu belirterek, seçimleri boykot etti. Öncelikle bu seçimin kamuoyunda bir kafa karışıklığına yol açtığını belirtmem gerek. Basında yeteri derecede işlenmediği ve sadece Şam’a bağlı yayın organlarının algı yaratıp, gerçekleştirilen seçimlerde Özerk Yönetime bağlı üyelerin halk tarafından seçilmediği haberleri geçti. Seçim dolaylı olduğu gibi, psikolojik savaş aygıtlarının algı üretme elemanları da hazırdı. Baas rejiminden kalan bütün basın organlarını, televizyonları kendi tekeline almış, dezenformasyon mekanizması kurmuş ve tek yanlı propagandayla psikolojik savaş yürütüyor.
Baas pratiği ortada
Baas rejimi yıllarca meşruiyet elde etmek için Suriye’de seçimler yapıyordu ama hiçbir zaman gerçek anlamda bir seçim yapılmamıştı. Her şey merkezden planlanıp, belirleniyordu. Halkın demokratik iradesi tanınmıyordu. Seçim sonuçlarında hiçbir zaman sürpriz ve farklıklar olmamıştı. Kendisinden olmayanı, parti sistemine katılmayanı dışlamıştı. Baas rejiminin yıllarca Kürt inkarcılığını derinleştiren politikası, bugün, adına geçici dediğimiz Şara ve yönetimi tarafından sürdürülüyor. Baas pratiği ortada. Şara ne yapıyor? sözde bir parlamento kurup, üçte birisini kendisi atayacak ve gerisini de kendisinin belirlediği bir komite atayacak. Bu seçim, demokrasi ve halkın iradesinin yansıması olur mu? Tabi ki de olmaz.
ENKS Baasçıyı kabul etti
Bu inkarcılığın bir başka onayı da KDP’nin Suriye’deki siyasi kolu olan ENKS’den geldi. ENKS, yasal ve meşru olmayan bu seçime fırsat bu fırsat anlayışıyla girerken, Kürtlerin siyasi iradesini tanımayan, kabul etmeyen ve inkâr eden Şam’ın Baasçı politikalarını kabul etti. ENKS antidemokratik ve mizansen seçimi meşrulaştırmak için, koltuk sayısını kabul etti ve Şam’a gitmek için biat kollarını sıvadı. Açık ki, ENKS’nin, Rojava Özerk yönetimiyle ortak bir tutum içerisine girmeyip, bu mizansen seçimi olduğu gibi kabul etmesi ve Şam’a gitmesi, Kürtler arası birliği zora sokuyor, aynı zamanda 26 Nisan’daki Rojava’da gerçekleştirilen Rojava Kürt Birliği ve Ortak Tutum Konferansı’nda alınan kararı da boşa çıkarıyor.
Rojava’yı temsil etmiyor
Diğer yandan hem Kürt siyasi partileri hem de Rojava halkı, Kürt inkarcılığının ve Kürtleri dışlayıcı gören bu seçim uygulamasına dönük büyük bir tepki gösteriyor. Halk iradesinin tanınmadığı bir seçime, Halk Meclisi temsilciliklerinin seçimleri diyebilir miyiz? Halkın oy kullanma hakkının elinden alındığı ve iradesinin yok sayıldığı bir seçimde belirlenen kesimler, hangi politikayla bölgede etkinliğini sürdürecek? Kuşkusuz hukuksuzluğun ve antidemokratik uygulamanın hüküm sürdüğü bu seçimde, seçilenlerin Kürt halkını ve Rojava’yı temsil etmediği bir gerçek.
Tekçi ve merkeziyetçi bir aklın doğuracağı sonuçları ve olumsuzluklara dönük Aldar Xelil, “Bu antidemokratik yaklaşımlar, bölgeyi istikrarsızlaştırıp, Suriye’yi tekrardan bir savaşa götürebilir” demişti. Evet, çok açık ki, sancılı geçen bu entegrasyon süreci, ya da entegrasyon aldatmacasının altında bir tasfiye planı hedefleniyor. Seçimlerin iptal edilmediği ve sürecin bu şekilde devamı halinde, Aldar Xelil’in de dediği gibi bölgede yeni bir çatışmanın ve savaşın boy vermesi kaçınılmaz hale gelecektir.








