Notabene Yayınları’ndan çıkan Engin Bozkurt’un ‘Kentin Politik Tasarımı’ kitabı, kente alışılmış bakışın dışından yaklaşıyor
Yaşadığımız ya da hatta bazen içinden geçip gittiğimiz kent, hayatımızı nasıl biçimlendirir? Biz sokaklara, evlere, dükkânlara nasıl bakarız ve onlar bize neler katar? ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama kökenli Engin Bozkurt’un “Kentin Politik Tasarımı” kitabı, kente alışılmış bakışın dışından yaklaşan, okuru kaldırımdan meydana, pencereden sokağa, belediye binasından asi şehir deneylerine taşıyan bir kitap. Tanıl Bora’nın sunuş yazısıyla Notabene Yayınları’ndan yayınlanan kitap, şehir plancılarından mimarlara, yerel yöneticilerden mekânın ruhunu arayanlara kadar geniş bir okur kitlesini, yaşadığı kente yeniden bakmaya çağırıyor.
Kitabın tanıtım yazısına göre, iki bölümden oluşan metinlerin ilk bölümü, kentin gündelik hayatla kurduğu büyülü, huzursuz ve çoğu zaman fark edilmeden işleyen ilişkisini görünür kılarken, ikinci bölümde mücadele mekânlarının sert ama umut verici dünyasına bağlanıyor. Dünyadaki yeni nesil belediyecilik hareketleri, Türkiye solunun neden giderek yerel yönetimlere ağırlık verdiği, ülkedeki farklı sol akımların belediyecilik yaklaşımları ve merkez-yerel çatışmasının ekonomi politiği, kitabın siyasal omurgasını kuruyor. Latin Amerika’nın asi şehirlerinden ABD’de belediye sosyalizmi tartışmalarına, kibbutz deneyiminden Venezuela komünlerine, tekno-feodalizmden dijital sosyalizme uzanan hat içinde Philippe Rio ve Elke Kahr gibi dünyanın en iyi belediye başkanlığı ödülünü alan iki komünist lider de yerini alıyor. Komünist kadınların aralıksız yönettiği Morsang-sur-Orge ise yerel siyasetin sınıfsal, feminist ve tarihsel sürekliliklerini düşünmek için etkileyici bir örnek olarak öne çıkıyor.
Böylece, Kentin Politik Tasarımı, şehri gündelik hayatın akışı içinde yeniden okumaya çağıran; belleğin, sınıfın, iktidarın ve özgürlük arayışının mekâna nasıl sindiğini zarif bir dikkatle gösteren bir kitap. Sayfalar ilerledikçe okur, yaşadığı kente daha dikkatli bakmaya, yürüdüğü yolların anlamını yeniden düşünmeye ve başka bir şehir ihtimalini hayal etmeye başlıyor.
Özcesi, her gün gelip geçtiğimiz sokaklara ve mekânlara yeniden bakmak için Bozkurt, bize bir fırsat sunuyor.
KÜLTÜR SERVİSİ









