• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mehmet Nuri Özdemir

Dönüşümü görmek

29 Mayıs 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Mehmet Nuri Özdemir, Yazarlar

Bu yazıda HDP-DEM geleneğinin 2015 sonrası otoriterleşen iktidar karşısında müzakere- mücadele dengesini esas alan siyasal stratejisini aktüel siyaset üzerindeki etkilerini kısaca tartışacağız. HDP-DEM geleneği, uzun süreden beridir sağ ve sol popülizmin tırmandığı bir eşikte kendi siyasal aklıyla tutarlı bir pratiği esas alarak yol yürüdü. Amaçlar-hedefler bağlamında kişileri, konjonktürleri değil; toplumsal, siyasal alanın içinde kişileri, konjonktürleri de tedricen dönüştürmeyi esas alarak politika yaptı. Bu politik aklın asıl hedefi çoğu zaman farklı klikler tarafından iddia edildiği üzere ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine angaje olmak, ne de salt Erdoğan karşıtlığına savrulan dar, kutupçu siyasete sırtını dayamaktı. Esasen bu stratejinin asıl derdi Kürt meselesinin demokratik çözümünü Türkiye’nin gündemine taşıyarak demokratik dönüşüme odaklı kurucu bir siyasal alan inşa etmekti.

Aktüel siyasetin dayattığı pragmatizmin basıncı altında etik ilkelerden taviz vermeyen bir tarihsel-toplumsal dönüşüm aksı hedeflenerek kurucu bir siyasal teori ve pratiğin izlerini takip eden bu seçenek zor ve riskli bir seçenekti. Bir taraftan yargı vesayeti ile parti kapatma davalarına varan politikanın tümden yasaklanmasını hedefleyen iktidarın otoriter, güvenlikçi, sağ popülist şiddeti; diğer taraftan devletin kurucu partisi sıfatıyla, fazlasıyla devlet nostaljisine sırtını dayayarak reel siyasete kör, toplumsal-siyasal dönüşüme omuz silken kibirli bir muhalefetin gevşekliği ve acizliği… Ve son olarak her iki tarihsel bloğun içine ve çeperine mevzilenerek yeri geldiğinde bu bloklara ayar vermeye çalışıp -2023 seçimlerinde açığa çıktığı üzere- derin devlet tandanslı operasyonel tüccar klik (Meral-Sinan ikilisi).

Yapısal ve iç sorunları bir kenara bırakarak söylersek; böylesi bir denklemde ayakta kalabilmek her şeyden öte politik bir direnç, ahlaki bir ölçü ve insani sınırları aşan bir sabır gerektiriyordu. Bu açıdan bugün CHP’nin yaşadığı demokratik dönüşümü, AKP-MHP’nin savaş politikasından barış politikasına geçerek yürüttüğü Kürt sürecini ve de derin devlet tandanslı tüccar muhalefetin siyasal etik olarak saplandığı bataklığı anlamak için dönüp HDP-DEM geleneğinin teori-pratiğine bakmak gerekiyor. Gelinen aşamada her iki tarihsel blokun yaşadığı dönüşüme ve derin yapıların savrulduğu bataklığa bakınca HDP-DEM geleneğinin ödediği bedelin, gösterdiği sabrın ve direncin adil bir okuma yaptığımızda son derece belirleyici olduğunu görmüş oluruz. Bugünlere uzun soluklu, kılı kırk yaran kararlı ve sabırlı yürüyüşle; korkunç emek ve sayısız riskler üstlenilerek gelindi. Bu açıdan özellikle Kürt halkı gelinen aşamayı gündelik siyasetin krizleri üzeriden değil, uzun soluklu ve zorlu bir dönüşümün sonuçları olarak okuyabilmeli. Hakeza tüm dinamikler, ülkenin içinden geçtiği politik türbülansı ve bu türbülanstan çıkışın yol levhalarını yaşanan dönüşümü referans alarak değerlendirmeli.

Bugün CHP dar ulusalcı bir kimlikten daha çok demokrasi mücadelesi veriyor ve buradan geri dönemez. Zira iktidara talip olan bir parti olarak CHP, AKP’nin otoriter rejimi karşısında ancak kapsayıcı bir demokrasi mücadelesi vererek amacına ulaşabilir. AKP-MHP bloğu ise ülkeyi iç ve dış risklerden korumak için savaş politikasına geri dönemez ve kaçınılmaz bir şekilde hem ülke barışı için hem Ortadoğu barışı için Kürt meselesinde somut adımlar atabilmeli. Bunun yanında tüm dinamikler derin ve tüccar kılıklı siyasetin sırf Kürtler belirleyici olmasın diye ülkeyi içine sürükledikleri rezil taktiğin sonuçlarıyla yüzleşiyor. Operasyonel klikler bugün yaşanan demokrasi krizinin temel unsurlarıdır. Onların taktiksel politikasının artıkları bugün hala sahte demokrasi savunusu altında CHP ile, sürecin bitmesi için AKP ile yakın temastalar. Bu norm dışı siyasal kliklerin hangi amaçla iş başında oldukları gayet açık.

CHP’nin tüm baskılara rağmen demokratik direnişte ısrar etmesi, AKP-MHP’nin gecikmiş ve oyalamacı pratiklerine rağmen süreci sürdürmedeki kararlılığı, DEM’in hem sürecin sağlıklı yürümesinde hem de demokrasi konusunda taviz vermeden son derece kritik bir müzakere-mücadele dengesini koruyan rolü tüm olumsuzluklara rağmen umudumuzu besliyor.

İçinden geçtiğimiz ve henüz çıkamadığımız türbülansa savaş ve darbe mekaniğinden medet umarak; hakeza operasyonel derin tandanslı tüccar siyasetine alan açarak çıkamayız. Gelinen aşama niceliğin niteliğe dönüşebileceği kurucu bir momenttir.  Türkiye’nin bu aşamada en temel sorunu ne savaş ne darbe mekaniğidir, artık temel sorun sayın Öcalan’ın son görüşmede ısrarla dikkat çektiği “demokratik siyaset” krizidir. Bu kriz zaman zaman tırmansa da kronikleşen ve ülkenin yüz yılını yıkıma götüren siyasal tezlere geri dönmemek, siyasetin demokrasiyle uyumunu güçlendirmek tüm siyasal dinamiklerin görevidir. Bu bakımdan tüm yeni ve eski vesayet biçimlerine karşı barışı ve demokratik siyaseti hep birlikte savunmalıyız. “Daha çok barış, daha çok demokratik siyaset” ilkesi ile hareket etmeliyiz.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bir Mazlum dosyası: Hasan suçsuz bir çocuktu!

Sonraki Haber

Butlan, muhalefet ve siyasal denge

SON HABERLER

Butlan, muhalefet ve siyasal denge

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Dönüşümü görmek

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Bir Mazlum dosyası: Hasan suçsuz bir çocuktu!

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Şiddete karşı çözüm komünalizmdir – 1

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Sivil darbeden fazlası…

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Mücadele ve direniş senkronları

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Her şey askıda

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır