• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Afşin Aybar

Şiddete karşı çözüm komünalizmdir – 1

29 Mayıs 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Afşin Aybar, Manşet, Yazarlar

Her türlü anlam, değer, toplumsal normdan vs. artık bağımsız kalan birey ve toplumun diğer üyeleri için güç ve fırsata dayalı Makyavelist anlayış geçerlilik kazanır. Şiddet bunun en kristalize olmuş görünümü olarak belirginlik kazanır. O zaman, kanser uru gibi toplumsal bünyenin her doku ve hücresine yayılan şiddetin çözümünü komünalizmde aramak gerekiyor

Afşin Aybar 

İnsan zihni toplum içinde şekil alır. Zihnin toplumsallıkla diyalektik ilişkisi istem, amaç ve ideallerin biçimlenmesinde dikkate alınması gereken bir etkendir. Zihnin diyalektik ikilemi; ruh ve düşüncenin sürekli bir mücadele alanı olarak karakter kazanmasına ve bilinç gelişimi için gerekli olan hareketin de bu mücadele zemininde açığa çıktığını gösterir. Tasavvufta bu nefs mücadelesi olarak değerlendirilir ve büyük önem verilir. Çünkü bireyde gelişen özellikler topluma da sirayet eder, etkiler. Böyle olmasaydı, herkes uyumsuz bir farklılıkla toplum oluşturacak yetenekten mahrum kalırdı. Oysa toplumu oluşturan ortak değerlerin varlığı ve bireylerin de bu değerleri önemsemek durumunda olması söz konusu mücadelenin insan var olduğu sürece devam edeceğini gösterir.

Düşüncesi, ruhu, kişiliği toplum içerisinde şekillenir bireyin. Bireyler, düşünce dünyaları ve ruh halleri ile de topluma etkide bulunurlar. Her birey gittiği yerlerde etkisini bırakır ve o toplumun yaşam tarzında değişimlerin olmasına vesile olur. Hakeza olumsuz örnekler için de aynı durum geçerlidir. Bu nedenle toplumlar, her zaman istikrarlı bir şekilde yaşamlarını sürdürmezler, inişli-çıkışlı, ilerleyen-gerileyen süreçler yaşarlar; toplumsal değişime yol açan da budur.

Krizler, çürümeler, bozulmalar belli dönemlerde yaşanabilir. Savaş, göç, katliamla yüz yüze kalma vb. gibi durumlar tarihin her döneminde yaşanmıştır. Toplumsal sorunların kriz boyutlarında yaşandığı bir dönemde bulunuyoruz. Küresel ölçekte yaşanan durum neredeyse her yerde toplumsal çürümeye işaret ediyor. Kişilerde yaşanan hakim psikoloji, salt bireysel çıkarlara odaklı olarak gelişir haldedir. Güce ve fırsata dayalı ilişki ve yaşam tarzı hiçbir dönemde olmadığı kadar genel bir geçerliliğe sahiptir. Varlığını garantiye almak için bireyler maddi güç veya statü elde etmeye odaklıdır. Toplumsal adalet, vicdan gibi kavramlardan uzak bir şekilde, kişinin sadece kendisini düşündüğü bir ‘ilişkisellik’ (özünde ilişkisizlik) yaşanmaktadır. Böyle bir ortamda samimiyetsizliğin, yalanın, hırsızlığa varan maddiyatçılığın, cinayete varan şiddet eğiliminin doğal bir durum olarak algılanması toplumsal çürümeyi ortaya koyan göstergelerdir.

Toplumun çürüdüğü koşullarda birey diyalektik düşünme yeteneğini yitirir. Kişileri, olayları, olguları tanımlamakta ve çözümlemekte açığa çıkan vahim zaaf bu bağlamda varlık bulur. Esas ve tali ayrımı belirsizleşir. Vicdan sızlatan olaylar karşısında bir şey hissetmeme, buna mukabil kendisiyle ilgili çok basit bir şey için kıyamet koparma durumu toplum bilincinden muaf bireycilik ekseninde gelişen anlamsızlığın düzeyini gösterir. Örneğin Soma’da kömür madeninde 301 insanın ölümü ya da çocuğunun gözü önünde boğazı kesilen Emine Bulut’un katli infial yaratmalıyken, hiçbir şey olmamış gibi hayat devam etti. Yine ana haber bültenlerinde yaşanan ölümlerin işlenme biçimi, yaşanan savaşlarda hayatını kaybeden insanların istatistik olarak verilmesi ölüm olayının sanallaşarak normalleşmesine neden oluyor. Ölüme anlam veremeyen yaşama da anlam veremez hale geliyor.

Toplumsal çürüme, iktidar paradigmasının yaşamın her alanına hakim olmasıyla karakterize olur. İktidarın olduğu yerde adalet ve ahlakın gücünden ziyade gücün ahlakı baskın gelir. En temel normların işlevsizleştiği bir ortamda toplumu bir arada tutacak, bireyler arası paylaşım ve ilişkiyi mümkün kılacak ahlak yok olduğundan kimse kimseye tahammül gösteremez hale geliyor.

Sonuç itibarıyla herkesin kendini haklı sandığı ama kimsenin kendi gerçeğini görmediği bir durum açığa çıkar. Çünkü insanları birbirine bağlayan norm düzlemi dağılmıştır. Her ne kadar adalet ilkesinin kurumsal boyutta bozulmasıyla toplumdaki birey ilişkilerinin etkilendiği belirtilse de sorunun kaynağı bu değildir. Birey, kendini topluma karşı sorumlu görmek yerine devletin dayattığı görev ve zorunluluklara rıza gösterdiği için; devlet hakim hale gelmektedir. Bunun sonucunda devlet topluma açıktan yönelebilmekte, bireyler arası ilişkilerde eşitsizlik norm haline gelebilmektedir. Son tahlilde; psikolojik ve fizikî boyutlarıyla şiddet, ahlakın devlet-hukuk sistemi karşısında görmezden gelindiği bir zeminde ortaya çıkan eşitsizliğin nihai biçimi olarak gerçekleşmektedir.

Her türlü anlam, değer, toplumsal normdan vs. artık bağımsız kalan birey ve toplumun diğer üyeleri için güç ve fırsata dayalı Makyavelist anlayış geçerlilik kazanır. Şiddet bunun en kristalize olmuş görünümü olarak belirginlik kazanır. O zaman, kanser uru gibi toplumsal bünyenin her doku ve hücresine yayılan şiddetin çözümünü komünalizmde aramak gerekiyor.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Sivil darbeden fazlası…

Sonraki Haber

Bir Mazlum dosyası: Hasan suçsuz bir çocuktu!

Sonraki Haber

Bir Mazlum dosyası: Hasan suçsuz bir çocuktu!

SON HABERLER

Butlan, muhalefet ve siyasal denge

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Dönüşümü görmek

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Bir Mazlum dosyası: Hasan suçsuz bir çocuktu!

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Şiddete karşı çözüm komünalizmdir – 1

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Sivil darbeden fazlası…

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Mücadele ve direniş senkronları

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Her şey askıda

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır