• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Haziran 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

32 yıl sonra tahliye olan Mustafa Amutgan: Önderlik etrafında kenetlenelim

8 Haziran 2026 Pazartesi - 09:46
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

32 yıllık tutsaklığın ardından tahliye edilen Mustafa Amutgan, ‘Barışla birlikte Ortadoğu’da onurlu ve güzel bir gelecek kurulur. Başta Kürt halkı olmak üzere herkes bu süreci sahiplenmelidir ve Önderlik etrafında kenetlenmelidir’ dedi

Mersin’de 1993 yılında evine yapılan baskınla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Mustafa Amutgan, 30 yıllık infaz süresini 7 Temmuz 2024 tarihinde tamamlamasına rağmen tahliyesi Erzincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından “pişmanlık göstermediği” gerekçesiyle 4 kez ertelendi. 32 yıllık tutsaklığın ardından 8 Nisan’da tahliye edilen Mustafa Amutgan, cezaevindeki süreci, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gözaltı ve tutsaklığı süresince işkence gördüğünü belirten Mustafa Amutgan, “13 gün boyunca ağır işkence gördüm ve bu süreçte iki kez hastaneye kaldırıldım. Cezaevine götürüldüğümde yemek yiyemeyecek durumdaydım. Arkadaşlarım günlerce yemekleri lokma haline getirip yediriyorlardı” diye belirtti.

Tutsaklığı boyunca farklı cezaevlerinde tutulan Mustafa Amutgan, “O dönemde toplumun üzerinde nasıl bir baskı varsa aynı baskılar cezaevinde de vardı.  Günlerce açlık grevlerine girdiğimiz oldu. O dönem Meclis’te kurulan bir komisyonun cezaevi ziyaretinin ardından olumlu bir ortam oluşmuş olsa da kısa süre sonra yine baskılar artmaya başladı. Tekrardan açlık grevi eylemi başlattık. İnsan Hakları Derneği (İHD) Meclis Cezaevi Komisyonu ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) oluşan bir heyet, bir kez daha cezaevini ziyaret etti. O dönem açlık grevinin 42’nci günündeydik. Heyetle yapılan görüşmede cezaevi müdürü, ‘Abim Adıyaman MHP İl Başkanıyken PKK tarafından öldürüldü. Bu nedenle PKK’li tutsaklara ne kadar zarar verirsem abimin intikamını da o kadar alırım’ diyerek, itirafta bulundu. Bunun üzerine müdür görevden alınarak merkeze alındı” ifadelerini kullandı.

‘13 metre karelik bir hücrede kalıyorsun’

Tutsaklık süresince ailesinden uzak cezaevlerinde tutulduğunu ve ailesinin görüşlere gelemediğini kaydeden Mustafa Amutgan, “Annem hasta ve engelliydi, babam ise yaşlıydı. Uzak şehirde olduğum için görüşüme gelemiyorlardı. Annem ve babam vefat etti ancak taziyelerine gelemedim” diye belirtti. Tahliyesine bir ay kala Siverek T Tipi Cezaevi’nden Erzincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edildiğini aktaran Mustafa Amutgan, bu cezaevlerini “kuyu tipi” olarak nitelendirdi. Mustafa Amutgan, “Yüksek güvenlikli cezaevlerine ‘kuyu tipi’ demek yanlış bir tanım olmaz.  Çünkü insan yeryüzünü göremiyor. Normal şartlarda bu tip cezaevleri ‘ağırlaştırılmış hapis’ cezası alanlar için 10 yıl burada kalacak şekilde yapılmış ancak tahliyeme bir ay süre kalmasına rağmen hukuksuz bir şekilde buraya sürgün edildim ve hücreye konuldum. Bu yetmedi ceza sürem bitmesine rağmen 1 yıl 9 ay tahliyem engellendi. Yine 5-6 yıl ceza alanlarda burada kalıyor. Burada günün 24 saatinden sadece bir saatliğine havalandırmaya çıkartılıyorsun diğer 23 saati, 13 metre karelik bir hücrede kalıyorsun” dedi.

‘Dışarda halkımızın direnişi bize moral oluyordu’

Bu süreçte dışarıdaki mücadelenin kendisine moral verdiğini dile getiren Mustafa Amutgan, “1990’lı yıllarda halkımız üzerinde ağır bir savaş ve saldırı vardı. Binlerce köy yakıldı. Binlerce insanımız sokak ortasında katledilerek faili meçhule gitti. JİTEM’in en karanlık dönemleriydi. Sadece içeride bize baskı yapılmıyor aynı zamanda dışarda halkımıza da zulüm ve işkence yapıldığını biliyorduk. Evet, ilk tutuklandığımda belki fazla politik bir bilincim yoktu. Ama yaşananlara anlam verip direnmeseydik yok olurduk. Bu nedenle aşkla mücadelemize sarıldık. Dışarda halkımızın direnişi bize moral oluyordu, evet acılar çektik ama cezaevinde yılların nasıl geçtiğinin farkında değildik” diye belirtti.

‘Yeter ki devlet barış için söylediklerini yerine getirsin’

Kürt Özgürlük Hareketi’nin 1990’lı yıllardan bu yana barış için hep bir arayış içerisinde olduğunu ve bunu için somut adımlar da attığını söyleyen Mustafa Amutgan, “Önderimiz, tutuklandığında dahi barış için gerillalara geri çekilmesi için talimat verdi. Ancak devlet buna denk adım atmadı. 2013-2015 çözüm süreci gelişti. Kürt hareketi üzerine düşeni yaptı. Ama dönemin Cumhurbaşkanı ‘süreci tanımadığını’ söyleyerek, süreci bozdu. Bütün barış süreçleri girişimlerinde özgürlük hareketi hep samimi yaklaştı. Ancak devlet hep süreci oyaladı. Şu anki süreç çok önemli. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli önemli konuşmalar yaptı. Bunun sadece söylemde kalmaması gerekir. Evet halkların kardeşliği ama nasıl bir kardeşlik olacak?  Halk barış istiyor, artık barış olmalıdır. Oyalama olmamalıdır. Oyalama olursa halkta güvensizlik oluşur ve sürecin zarar görmesine neden olur. Oysa halklar arasında bir sorun yok, yeter ki devlet barış için söylediklerini yerine getirsin” ifadelerini kullandı.

‘Süreç gelişmezse emperyalizm halkların kazanımlarını ellerinden alacak’ 

Ortadoğu’daki savaş halinin bugün başlamadığını belirten Mustafa Amutgan, şunları söyledi:

“Emperyalizmin bir projesi var. Halkları birbirine kırdırmak ve kendine göre bir çözüm geliştirmek istiyor. Buna karşı Önderliğin geliştirdiği paradigma Kürt ve Türk halkına birlikte onurlu bir yaşam vaat ediyor. Bu süreç gelişirse Ortadoğu’ya birlikte yön verecek, emperyalizmin Türk ve Kürtlerin arasına girmesine izin vermeyecektir. Bu süreç gelişmezse emperyalizm eskisi gibi halkların kanını emecek ve halkların kazanımlarını ellerinden alacak. Eğer iktidar, bu süreci de kendi menfaat ve çıkarları için kullanırsa başka güçler sürecin bozulması için uğraşacak.  Buda halkların kaybetmesi demektir. Önderliğimizin başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne destek verilmesi gerekir. Kendi sorunumuzu kendimiz çözmeliyiz. Sorunumuzu başkasının çözümlerine bırakmamalıyız.”

‘Herkes bu süreci sahiplenmelidir ve Önderlik etrafında kenetlenmelidir’ 

Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nde sürekli barış için projeler geliştirdiğine dikkati çeken Mustafa Amutgan, şöyle devam etti:

“Hiç kimse bunu görmezden gelemez. Her şeyin zamanı olduğu gibi barışın da zamanı gelmiştir. Hiçbir gerçek ilelebet karanlıkta kalmamıştır. Güney Afrika Lideri Nelson Mandella ülkesi için mücadele ederken 27 yıl cezaevinde kaldıktan sonra ülkenin cumhurbaşkanı oldu. Onlarda halkı için, hakları için savaştılar, sonunda bir çözüme gitti ve çözüme kavuştu. Demek ki yapılmak istenirse yapılabilir. Bir Kürt gerçekliği var, bunu inkar ederek birlikte yaşayamazsınız. Birlikte yaşamanın yolu da birbirimizi kabul etmektir. Bunun için sürece katkı sunmak için Önderliğin farklı kesimlerle de görüşmesi sağlanmalıdır. Bu da sürecin toplumda anlaşılmasını ve Önderliğin toplumu ikna etmesine neden olur. Türkiye’de yaşanan krizler Kürt sorunuyla bağlantılıdır. Bu nedenle barış süreci önemlidir. Türkler kendilerini Kürtlerin yerine koyarak bir empati kursunlar. Birisi gelip Türkleri yok saymaya çalışırsa, Türkler bunu kabul eder mi? Bir halkı yok saymak ne kadar yerinde olur? Bu süreç heba olmamalıdır. Barışla birlikte Ortadoğu’da onurlu ve güzel bir gelecek kurulur. İktidar süreci kendi siyasi ikbal ve çıkarları için heba etmemelidir. Başta Kürt halkı olmak üzere herkes bu süreci sahiplenmelidir ve Önderlik etrafında kenetlenmelidir.”

Haber: Mehmet Güleş \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

MED TUHAD-FED Eşbaşkanı: Cezaevleri sürecin dışında değil, tamamlayıcısıdır

Sonraki Haber

Demokratik Bir İran’ı Birlikte Örüyoruz Konferansı: Gelecek ancak eşitlikle inşa edilir

Sonraki Haber

Demokratik Bir İran’ı Birlikte Örüyoruz Konferansı: Gelecek ancak eşitlikle inşa edilir

SON HABERLER

Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı: Özerklik şartındaki çekinceleri kaldırın

Yazar: Yeni Yaşam
8 Haziran 2026

Suriye’de bir günde 7 kişi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
8 Haziran 2026

Ünlü Fransız şarkıcı cinsel şiddet soruşturmasında gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Haziran 2026

Colemêrg’te şüpheli kadın ölümü

Yazar: Yeni Yaşam
8 Haziran 2026

Abdullah Öcalan: Belediyelerde komün ruhu geliştirilmeli ve çalışmalar bu ruhla yürütülmeli

Yazar: Yeni Yaşam
8 Haziran 2026

Binarê Qendîl’in kadim köyü: Elîreş

Yazar: Yeni Yaşam
8 Haziran 2026

Korucular yaylalarına girmeye çalışan köylülere saldırdı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır