Şüphesiz, bunlar Önder Apo’yu da okumuyor, Önder Apo’nun etraflıca değerlendirdiği ‘Kürt Aklı’ndan da bihaberler. Bilmiyorlar ki, Önder Apo bir hedef belirlediğinde, bunu açıkça dillendirdiğinde onun en az yarısı yaşam bulmuştur
Ali Sinemilli
11 Temmuz’un yıldönümüne günler kaldı. Bir yıl önce, bugünlerde, PKK silahlı mücadeleyi durdurma kararı çerçevesinde Casene Mağarası’nın önünde sembolik bir silah yakma töreni gerçekleştirmiş, bu eylem kamuoyunda da çokça konuşulmuştu. Malum! Bu adımdan sonra devletin de adım atması gerekiyordu, özellikle yasal çerçevede atılması gereken adımlar vardı. Genel beklenti bu yasaların bir an evvel çıkarılmasıydı. Fakat öyle olmadı.
Aradan bir yıl geçmesine rağmen hala tartıştığımız temel husus, yasal düzenlemeler oluyor, bugünlerde çokça dile geldiği üzere, çerçeve yasa oluyor. Bu yasa çıkar mı çıkmaz mı, ayrı bir tartışmanın konusu. Fakat iktidar çevrelerinin söylemlerine, bu kapsamda attıkları adımlara bakılırsa başka bir alemde yaşadıklarına şüphe yok.
Mesela bu sürecin başında çok konuşan, sonrasında söyledikleri kaale alınmayınca yazmayı bırakan danışmanlardan biri, gündeme seçimleri koymuş. Seçimler üzerine ‘analizler’ yapmış, olmazın nasıl olura evrileceği konusunda değerlendirmelerde bulunmuş. Elbette ‘aklına bunlar gelmiş, o da kaleme almış’ diyemeyiz. Belli ki, bu cenahın gündemi çokça dile geldiği üzere seçimler oluyor. Ne yaparız da iktidar koltuğunu kaptırmayız saikiyle gece gündüz oyunlar oynanıyor, en olmaz denilene başvuruluyor.
İktidar sözcülerinin beyanlarına bakılırsa, süreç rayında devam ediyor, herhangi bir sıkıntı yok. Fakat bu beyanlar bir türlü somut bir adıma dönüşmüyor. Aksine ana muhalefet partisine yönelik yargı darbesinde de görüldüğü üzere, toplumsal desteği sınırlamak için her şey yapılıyor.
Aslında bu malum şahsa ‘hangi seçimlerden söz ediyorsunuz, ülkede seçim yapacak bir zemin mi kaldı’ denilebilir. Öyle ya, hali hazırda demokratik seçimlerin yapılacağı bir atmosferden söz etmek mümkün değil. Birileri iyi niyetle ‘CHP’ye yapılan bu operasyonlar tabanda ciddi bir tepki çekiyor, saldırılar ters tepti’ gibi yorumlar yapıyor. Fakat böyle bir saldırıyı organize eden iktidarın başka başka adımlar atabileceğini ise unutuyor. Ülkenin birinci partisine bu düzeyde saldıran, adeta örgütsel yapısını dağıtıp, ortadan kaldırmayı hedefleyen bir iktidar erki, bununla kalır demek en hafif deyimle gerçekleri görmemek olur.
Kabul edelim ya da etmeyelim, iktidar anti demokratik-faşizan uygulamalarına hız vermiş durumdadır. Onlara göre varsa yoksa kendileri. Beka tartışmasından anladıkları da AKP ve MHP’nin âli menfaatleri. Ötesi yok.
Dolayısıyla, süreçte gelinen aşamayı, durma halini, atılamayan adımları değerlendirirken Kürtler cephesinden yansıyanların ötesine bakıp Türkiye genelinde ne yapılıyora bakmak, buna göre adım atmak zorunlu oluyor.
Unutmamak gerekir ki, AKP-MHP iktidarını bu süreci geliştirmeye iten temel etmen bölgesel gelişmelerdi. İktidara göre mevcut bölgesel konjonktür kendileri lehinedir. Suriye ve ardından İran’da ortaya çıkan durumdan memnundurlar. Bu nedenle içerde çok da acele etmeyi düşünmüyorlar. Süreci bu kadar ağırdan almaları, zamana yaymaları da esasen buradan ileri gelmektedir.
Ki, iktidar güdümündeki bazı kalemlere bakılırsa, bu zamana yayma siyaseti bir stratejinin parçası oluyor. Buna göre, güya Kürtler bir kez daha oyuna getirilecek, kandırılacaklarmış. Yapılan ‘dahiyane’ analizlerin özü bu.
Hiç kuşku yok ki, iktidarın körleştirici bir etkisi var. Bu körleşmeyi en fazla yaşayanların başında şu anki Türk devlet yöneticileri geliyor. Onlara göre, Irak’ta Saddam idam edilmedi, Suriye’de Esad hala iktidarda, İran’da ortalarda görünmeyen bir yönetim söz konusu değil. Bu üç devlette de işler yolunda, dolayısıyla Türkiye’nin de ciddi bir sorunu yok.
Şüphesiz, bunlar Önder Apo’yu da okumuyor, Önder Apo’nun etraflıca değerlendirdiği ‘Kürt Aklı’ndan da bihaberler. Bilmiyorlar ki, Önder Apo bir hedef belirlediğinde, bunu açıkça dillendirdiğinde onun en az yarısı yaşam bulmuştur. Yani Önder Apo ‘Kürt Aklı’nı geliştirmek istiyorum’ dediğinde o akıl büyük oranda gelişmiş durumdadır. Bugün yaşanan tam da budur.
Dolayısıyla Kürde akıl verenlerin, Kürdü kendi emelleri için kullanmak isteyenlerin ciddi ciddi akıl almaya, Kürt aklına hizmete hazır olmaları gerekir. Bizden söylemesi.









