Yaşamı boyunca devletin baskılarına karşı direnen Behiye Sevim, son nefesine kadar barış, çocuklarının akıbeti ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için mücadele etti
Mêrdîn’in (Mardin) Stewr (Savur) ilçesi kırsal Cilîn Mahallesi’nde Çerkes bir ailenin çocuğu olarak 1955’te dünyaya gelen Behiye Sevim (71), imam olan dedesinin görev gereği yerleştiği köyde yaşayamaya başladı. Aile uzun yıllar boyunca bu köyde yaşamını devam ettirdi.
Halasının oğlu Halid ile evlenen Behiye Sevim’in 15 çocuğundan 3’ü kronik hastalıklardan yaşamını yitirdi. Behiye Sevim’in en büyük oğlu Yakup Sevim (30), 1994 yılında, koyunları otlatacağını söyleyerek evden ayrıldıktan sonra PKK’ye katıldı. Yakup, 1999 yılında Herekol Dağı Bölgesi’nde bir çatışmada yaşamını yitirdi ve bir mezarı olmadı. Anne Behiye Sevim, oğlunun kemiklerini bulmak için son nefesine kadar mücadele etti ama oğlunun kemiklerini bulamadan, bir mezar yapamadan yaşama gözlerini yumdu.
Göçe zorlandı
Hakkında arama kararı olan eşinin yokluğunda, 6 çocuğu ile hayatta kalmak için mücadele eden Behiye Sevim, yaşadığı köyün yakınlarındaki dağlık alanda çatışmaların çıkması üzerine köyü terk ederek Amed’in Bismil ilçesi Dalya Jorî Mahallesi’nde yaşamaya başladı.

Çocukları da kendisi de tutuklandı
Oğlunun cenazesini alamayan Behiye Sevim’in kızı Kısmet de Rojava’ya geçerek YPG’ye katılım yaptı, 2014 yılında da Kobanê’de çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi. 5 yıl Özgür Halk Dergisi’nde çalışan Kısmet Sevim, henüz çocuk yaşta, sayısız kez gözaltına alınıp işkence gördü. Behiye Sevim’in çocuklarından Özgür Sevim ise Şengal’de DAİŞ’e karşı verilen direnişte yaralandı ve tedavisinden sonra Nisêbîn’deki öz yönetim direnişine katıldı. Özgür Sevim burada gözaltına alınıp tutuklanırken, yargılandığı davada ağırlaştırılmış müebbet ve 22 yıl hapis cezası verildi.
Behiye Sevim’in kendisi, eşi ve 2 çocuğu da tutuklanıp serbest bırakılırken, geriye kalan tüm aile bireyleri de o dönemde işkenceden geçirildi.
Kobanê direnişine katıldı
Behiye Sevim, diğer çocukları ve eşi için Türkiye ve Kürdistan kentlerinde 7 cezaevine gidip geldi. 50’nin üzerinde ev baskını ile karşı karşıya kalan Behiye Sevim hiçbir zaman geri adım atmadı. Yaşadığı süre boyunca Başûr, Bakur ile Kuzey ve Doğu Suriye’de mücadele yürüten Behiye Sevim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kobanê düştü düşecek” söyleminin ardından Kobanê’ye geçerek orada da bir süre direnişteki yerini aldı.
‘Mücadele kaynağını Öcalan’dan alıyor’
Son nefesine kadar direnen Behiye Sevim, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü, barışın inşası ve çocuğunun kemiklerinin bulunmasını istedi. Behiye Sevim, 35 yıldan fazla süren bir mücadelenin kaynağını soranlara ise Abdullah Öcalan’ın kadının öncü rolüne olan güveninden aldığını dile getirdi.
Tedavi gördüğü hastanede 25 Haziran’da yaşamını yitiren Behiye Sevim’i ailesi ve mücadele arkadaşları anlattı.

‘Son nefesine kadar direndi’
Behiye Sevim’in eşi Halid Sevim, 1977’de evlendiklerini belirterek, “50 yıllık bir evliliğimiz oldu. Çok güçlüydü. Hem benim hem de çocukların öncüsü oldu. Çalışkan bir kişiliğe sahipti. Partiden önce de feodal düzene karşı mücadelesi vardı. Oğlum Yakup’un partiye katılması ile birlikte Behiye daha aktif oldu. Behiye son nefesine kadar direndi. Partiye bağlılığı yüksekti. Hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadı. ‘Davamız haklı, haklı olan kazanır her zaman’ derdi. Devrimci, savaşçı, direnişçi bir kişiliğe sahipti” dedi.
‘Önderliğe çok bağlıydı’
Behiye Sevim her gözaltına alındığında, “Öcalan terörist midir?” sorusu solduğunu kaydeden Halid Sevim, eşinin bu soruya her defasında “Öcalan halkının, halkların önderidir” diye cevap verdiğini söyledi.
Abdullah Öcalan’ın paradigmasının Behiye Sevim’e büyük güç verdiğini kaydeden Halid Sevim, “İradesi, inancı Önderliğin paradigmasına olan bağlılığındandı. Önderliği çok çok seviyordu. Önderliğin kadın paradigmasını kendine öncülük ediyordu ve buna bağlı kalmayı seçiyordu. Paradigma ona güç veriyordu. En büyük isteği Önderliğin fiziki özgürlüğünün sağlanmasıydı” diye belirtti.
‘Onurlu barış için mücadele ettik’
Aile boyu mücadele içinde yer aldıklarını kaydeden Halid Sevim, “Oğlum Yakup 1999’da Şehit düştü. Kızım Kısmet, Kobanê’de; Özgür ise Şengal’de DAİŞ’e karşı direndi. Kısmet şehit düştü. Özgür ise yaralandı. Yaraları iyileşince de Nisêbîn direnişine katıldı. Ardından gözaltına alındı. Ağırlaştırılmış müebbet isteniyor. Ben, Behiye ve 3 çocuğum cezaevine girdik. Yeter ki onurlu bir barış olsun, bir daha ölümler olmasın diye bu mücadeleyi verdik. Özgür bir şekilde kimliğimizi, dilimizi, kültürümüzü yaşayalım, Demokratik Cumhuriyeti hep birlikte inşa edelim istedik” diye konuştu.
‘Oğlunun mezarına hasret gitti’
Behiye Sevim’in Hastalığından kaynaklı oğlu Özgür Sevim’i 5 yıl boyunca göremediğini kaydeden Halid Sevim, “Oğlunun hasreti ile yaşamını yitirdi. Onu Kırşehir cezaevine götürdüler oraya gitmesi zordu. Yakup’un mezarının olmasını çok istiyordu. Oğlunun mezarına hasret gitti. ‘Şehitlerimize, önderliğimize, cezaevindekilere, halkımıza laik olalım’ diyordu hep. Barışı çok istiyordu. Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü çok istiyordu. Barışa sahip çıkılmasını istiyordu. Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasını ve barışın inşası için halkın mücadeleyi yükseltmesini istiyordu” dedi.
‘Talebi özgür toplumun inşasıydı’
Behiye Sevim’in mücadelesinin tanığı olan Gazeteci Yılmaz Erkek ise toplum yaşam haberi için sabah saatlerinde köyden gelen malzemeleri satanların yanına gittiğinde Behiye Sevim ile tanıştığını belirterek, “Nerede bir eylem ve etkinlik varsa en önde yerini alıyordu. Ondan röportaj aldığımızda Sayın Öcalan’a olan bağlığını dile getiriyordu. Kobanê sürecinde sınırdan ayrılmadı. Sonrada sınırı aşıp Kobanê ye geçti. Çatışma bölgelerinde canlı kalkan eylemleri de oluyordu. Orada da vardı. Şehitlerin cenazelerinin defni ve taziyelerini hiçbir zaman kaçırmazdı. Cenazelerde ‘Düşmanın önünde ağlamayın, onları sevindirmeyin’ diyordu. Hem ailenin ekonomisi için çalışıyordu hem de mücadeleyi yürütüyordu. Ailesinin tamamını getiriyordu. Özgür bir toplumun inşası talebiydi. Büyük emek verdi. Yürüyüşün önünde alkış, zılgıt ve sloganı ile yerini alıyordu. Sadece Bismil değil her yerdeydi” diye konuştu.
‘Her zaman aileye öncülük ediyordu’
Hem akrabası hem de mücadele arkadaşı olan Yemlihan Erdem de Behiye Sevim’in köyden başlayan ve son nefesine kadar devam eden bir mücadeleye sahip olduğunu söyledi. “Şehit baskı ve zulme karşı direnenlere denilir. Behiye de büyük direndi ve şehit düştü. Her zaman aileye öncülük ediyordu. Nerede bir insanlık düşmanı varsa hemen karşılarına çıkıyordu. Köyde ona karşı kimse duramıyordu. Çok güçlüydü. Hiçbir zaman bedel vermekten kaçınmazdı. Bir seferinde ona ‘çok bedel verdin biraz nefes almalısın’ dedim. O da bana Hayri Durmuş’un ‘Mezar taşıma halkına borçlu gitti yazın’ sözünü hatırlatarak son nefesine kadar direneceğini söyledi. Onurlu barış talebi vardı. Onu hep birlikte inşa edelim” ifadelerini kullandı.
Haber: Fethi Balaman / MA









