Deniz Göktaş’ın tarzını doğru bulanlar ve bulmayanlar, farklı çıkar ve fikirleri temsil eden grupların mizah yoluyla mücadele hâlinde olduğunu gösteriyor. Friedrich Nietzsche, Sokrates’i felsefeye ahlak sokmakla suçlar. Göktaş ise Türkiye stand-up kültürüne, “Politik olmayan stand-up, stand-up değildir” anlayışını getiriyor
Erceren Akbayır
Sokrates’in mizah gücü yüksek biri olduğu bilinir. İdamından önce ağlayan eşi Xanthippe, “Ama sen suçsuzsun; suçsuz yere idam ediliyorsun” dediğinde, Sokrates, “Ne yani, bir de haklı yere mi öldürülseydim?” demiştir.
Sokrates, kendisini uyuyan bir devi (Atina’yı) uyandırmaya çalışan bir sivrisinek, yani bir at sineği olarak görüyordu. Binlerce yıl önce yaşamış Sokrates’in tarzını, Ölü Deniz adlı stand-up gösterisiyle Deniz Göktaş’ta da görüyoruz. Kendi deyimiyle, gerilimli alanlara girdiğinde aldığı tepkileri ilginç buluyor.
Deniz Göktaş’ın tarzını doğru bulanlar ve bulmayanlar, farklı çıkar ve fikirleri temsil eden grupların mizah yoluyla mücadele hâlinde olduğunu gösteriyor.
Friedrich Nietzsche, Sokrates’i felsefeye ahlak sokmakla suçlar. Göktaş ise Türkiye stand-up kültürüne, “Politik olmayan stand-up, stand-up değildir” anlayışını getiriyor.
Sokrates, gençleri yanlış yönlendirdiği ve devlete olan inancı sarstığı gerekçesiyle yargılandı. Deniz Göktaş’a ise “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “aşağılama” suçlamaları yöneltiliyor.
Sokrates’in af dilemek yerine düşüncelerini savunması, felsefe dünyasında bir şehit gibi anılmasına ve sembol hâline gelmesine yol açtı. Deniz Göktaş’ın Türkiye’ye dönerek gözaltına alınmayı ve başına gelebilecekleri kabul etmesi de komedi dünyasında sembolik bir konuma yerleşmesine neden oluyor.
Sokrates’in yakın çevresi, düşüncelerini geri çekerse affedileceğini söylemişti. Deniz Göktaş da avukatları tarafından başına gelebilecekler konusunda uyarılıyor.
Friedrich Nietzsche’nin şu düşüncesi dikkat çekicidir: Her toplumun, rakiplerini karikatürlere, yani en azından imgelere indirgeme ve onları daha önce de olduğu gibi açlıktan öldürme eğilimi vardır. Böyle bir karikatür örneği bizim “suçlumuz”dur. Aristokratik Roma değer düzeninde Yahudiler bir karikatüre indirgenmişlerdi. Sanatçılar arasında “beğeni yoksunları ve burjuvalar”, dindarlar arasında “dinsizler”, aristokratlar arasında “halk adamları”, ahlaksızlar arasında ise “ahlakçılar” karikatür hâline getirilmişlerdir.
Nietzsche, “Platon, örneğin benim ellerimde bir karikatür olmuştur” der. Deniz Göktaş’ın elinde ise iktidar, bir karikatüre dönüştürülmüştür.
Deniz’e, “Haksız yere gözaltına alınıyorsun” deseydik, vereceği cevabı buraya yazalım:
“Ne yani, bir de haklı yere mi gözaltına alınsaydım?”









