Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütleme Çalıştayı’nda konuşan Çetin Arkaş, ‘Şehrin tüm dinamikleri ile acil eylem planı ortaya çıkarmalı. Toplumsal çürüme ve ekonominin sorumlusu hepimiziz. Bu bilinçle hareket edersek hepimiz çare buluruz. Demokratik Toplum ve Barış Süreci bir inşa sürecidir. İş insanları ve meslek grupları bu sürece kendini katmalı’ dedi
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından ÇandAmed Kongre Merkezi’nde “Demokratik Ekonomi ve Ekonomik Örgütleme Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştaya DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, İmralı Sekretaryası’ndan Çetin Arkaş, belediye eşbaşkanları, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sayın Öcalan’ın ‘Bu dünya üzerinde tek bir karıncanın dahi işsiz kalmadığı evrende insan nasıl işsiz kalır’ sözü var. Ekonominin komün olduğunu anlatan bir söz. İnsanların aç bırakıldığı bir ekonomi yapısı ile karşı karşıyayız. Ekonominin toplumsal yönü yok. Emeğin değerini ve artı ürünü kim belirliyor? Bunu konuşmak gerekiyor. Devletin ortaya koyduğu zihinsel sınırları aşmaya çağırıyoruz. Bunun için bir aradayız. Kapitalist Modernite’nin dayattığı derin yoksulluk ile biat etmemiz isteniyor. Komünal ekonomi yolculuğunda bizimle olacak herkese teşekkür ediyoruz” dedi.
Çetin Arkaş: Gençlerin yarısı geleceksizlikle yaşıyor
Çetin Arkaş ise “Ulaştığım bazı veriler oldu. Çok yakıcı veriler. TÜİK’in 2000-2023 verilerinde Kürdistan’da yüzde 7 ile 11 arasında Türkiye ortalaması ise yüzde 3, şans oyunlarında. Türkiye kentlerinde intihar vakaları yaşı 25 aralarında, Kürdistan’da 15 yaş ve altı, Amed çocuk intiharlarında birinci sırada. Van ise ikinci. Neden çocuk ve gençlerimizi koruyamıyoruz. Gençlerin yüzde 44’ü işsiz. Çalışanların yüzde 57’si sigortasız. Geleceğe dair sorularda da büyük bir oran, olumsuz bakıyor. Gençlerin yarısı geleceksizlikle yaşıyor. Bu alarm zilidir” dedi.
‘Kürdistan’da insanlar yoksulluk ile boğuşuyor ‘
Bunlara çare bulunması gerektiğini belirten Çetin Arkaş, “Uyuşturucu yaşı 9’lara kadar inmiş. Fuhuşa sürüklenenler, uyuşturucu satanlar da artış var. Bunları yapanların önemli bir kısmı bu coğrafyanın insanı. Birçoğu savaştan etkilenmiş ailelerden oluşuyor. Kolayı seçip devlet politikası diyebiliriz. Uzun süre cezaevinde kaldım; cezaevlerinde büyük bir kısım adli diye adlandırdığımız tutuklular. Çoğu Kürt. Üretim konusunda çok çeşitli söylenti var; İlk bitki, ilk ekmek, ilk hayvanın evcilleştirildiği yer olan Kürdistan’da insanlar yoksulluk ile boğuşuyor. Ekmeğin bulunduğu coğrafyada ekmeksiz kalıyoruz. Mevcut duruma gerekçelere sığınmak yerine çare bulmak önemli. Hayvancılık ve tarım bu coğrafya için önemli. Tarımın anavatanı olan bu topraklarda tarımı ihmal edersek başımıza çok şey gelebilir. Bir kriz oldu, kendi kendimizi doyurabilecek miyiz? Bunu sormak lazım. Tarım ve hayvancılığa verimli, sulama imkanları olan bu topraklarda ekmeksiz kalan insanlarımız Karadeniz, Çukurova’ya karın tokluğuna gidip çalışıyor. Urfa’daki son 15 yıllık tarım gelişimi incelemek gerekiyor. Yer altı ve yer üstü kaynakları doğa talancılarına kurban edilmemeli. 3 yıllık gelir için doğa katledilmek isteniyor. Buna karşı durmak gerekiyor. Çok ciddi yardımlaşma ağları oluşturmalı. Belediye, sivil toplum örgütleri bunun üzerinde durabilir” diye belirtti.
‘Ortak bir örgütlülük ortaya çıkarılmalı’
Çalıştayın sadece fikir olarak kalmaması gerektiğini belirten Çetin Arkaş, “Pratikleşme iradesi ortaya çıkarılmalı. Ortak bir örgütlülük ortaya çıkarılmalı. Şehrin tüm dinamikleri ile acil eylem planı ortaya çıkarılmalı. Toplumsal çürüme ve ekonominin sorumlusu hepimiziz. Bu bilinçle hareket edersek hepimiz çare buluruz. İstihdam ofisleri kurarak insanlarımıza kayırma olmadan iş bulabiliriz. Vahşi madenciliğe tutumumuz net olmalı. Obez hale gelmiş şehirler F Tipi hapishanesine dönüşür. Demokratik Toplum ve Barış Süreci bir inşa sürecidir. İş insanları ve meslek grupları bu sürece kendini katmalı. Toplumsal önceliği esas alan bir hareket içinde olmalı. Düşünsel ve pratiksel adım içinde olunmalı” ifadelerini kullandı.
Çalıştay açılış konuşmalarının ardından “Başka bir ekonomi mümkün, demokratik komünal ekonomi” başlıklı panelle sürdü. Modetörlüğü Yazar Metin Yeğin’in yaptığı oturumda 30 yıllık tutuklu ve yazar Yılmaz Atlığ “Karşı hegemonya projesi olarak Demokratik Modernite”, Akademisyen Zehra Buylakutluyurga “Ataerkil Kapitalizme ve Endüstrilyalizme karşı kadın Komünal eko-ekonomi” DEM Parti Milletvekilli Sezai Temelli ise “Tekellere ve merkeziyetçiliğe karşı yerel katılımcı ekonomi” konusunu anlattı.
Metin Yeğin, makarnanın ham maddesinin Amed’den çıktığını ancak kente tek bir fabrikanın olmadığına dikkat çekti. Yeğin, “İspanya da sosyal ekonomi diye bir yapı var. İki buçuk insan burada çalışıyor. Burada insanlar yapıyor ve üretiyorlar. Mondrogon koperatifi var” dedi.
Adlığ: Örgütlü bir ekonomi ile komünal yaşamı inşa edip kapitalizmin yaratığı tahribatı ortadan kaldırabiliriz
Yılmaz Adlığ ise, “Önder Apo, Demokratik Modernite adını verdiği yeni bir evrenselliği ortaya koymuştur. İnsanlığın Kapitalist Modernite’ye karşı Demokratik Modernite inşasının hayata geçtiği yer Rojava’dır. Kapitalist Modrenite toplumsal gerçekliği böler, Demokratik Modernite ise birleştirir. Kadın özgürleşmesini esas alır. Kadının özgürlüğünü toplumsal özgürleşmeye bağlar. İnsan ve doğa arasında kurduğu düşmanlığa karşı durur. Örgütlü bir ekonomi ile komünal yaşamı inşa edip kapitalizmin yaratığı tahribatı ortadan kaldırabiliriz. Sağlık, eğitim, ısınma, barınma kamusal boyutu olmalı. Bunlar asgari yaşama koşullarıdır. Bunları hayata geçirmemiz lazım” ifadelerini kullandı.
Buylakutluyurga: Temel ihtiyaca dayalı Komünalı inşa etmemiz lazım
Zehra Buylakutluyurga da, “Komün örgütlülüğümüz güçlendirerek vahşi sisteme karşı mücadele edebiliriz. Kararların ortak alındığı meclisler, Paris Komünü, Rojava pratiği önümüze koyacağımız mücadele modelleri. Kürdistan aslında komün yaşayan bir halktı. Bunun tekrar hayata geçirilmesi gerekiyor. Köylerdeki imece usulü gibi. Kapitalizmin yaratığı tahribatların başında ahlaki çöküş var. Bu noktada ne yapacağımızı konuşmak gerekiyor. Temel ihtiyaca dayalı Komünalı inşa etmemiz lazım. Bunu aileden de başlatabiliriz. Kadın özgürleşmeden toplumda özgürleşemez” dedi.
Temelli: Öcalan’ın paradigması yeni toplumsal emek formuna uygun bir yapıyı önümüze çıkarıyor
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, çalıştayın önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Dünyanın birkaç kişinin elinde olacağı tehlikeli bir gelecek bizi bekliyor. Sosyalistler ne yaptı? Lenin ekonomiyi siyasallaştırırdı. Burjuva aklına göre sekilenmiş devleti yönlendirmeye çalışıldı ve reel sosyalizm çöker. Sayın Öcalan’ın paradigması yeni toplumsal emek formuna uygun bir yapıyı önümüze çıkarıyor. ‘Kapitalizm devlettir’ diyor. Kapitalizm devlet organizasyonu ile yürür. Bundan kaynaklı devlet formlarından uzak durmamız lazım. Komünal alan bir örgütlenme ve düşünsel alan olmalı. Artı değerinin yanıtı yeni bir kamusal alan yaratmaktan geçiyor.”
“Kadın özgürlükçü ekonomi perspektifi” konulu panelde yapılan konuşmalarda Kapitalist Modernite’nin rekabet üzerine bir yayılma politikası yürüttüğüne dikkat çekilerek, “Kadın kurtuluş perspektifiyle cinsiyetçi iş dayatmasını aşabiliriz” denildi.
‘Kadın özgürlükçü ekonomi perspektifi’
Panel “Kadın özgürlükçü ekonomi perspektifi” konulu panelle devam etti.
Panelin modetörlüğünü yapan Kadın Zamanı Derneği’nden Dilek Başalan, “Kadın kooperatifleri ve kadınların özgürlükçü ekonominin örgütlenmesi ve dünya örnekleri”, Araştırmacı Nadire Karakoyun Çapuk, “Sömürülen kadın emeği; bakım emeğinin yeniden düşünülmesi”, Araştırmacı Semiha Arı ise “Kadın yoksulluğuna karşı kadın istihdamı” konularına dair sunum yaptı.
Ekonomik örgütlemenin önemine değinen Dilek Başalan, “Ekonomik örgütlenme dediğimizde, bizler kadınlar olarak kadınların örgütlenmesini ve kadınların özgürleşmesini de birlikte tartışmak istiyoruz”
Kapitalist Modernite’nin rekabet üzerine bir yayılma politikası yürüttüğüne dikkat çeken Dilek Başalan, “Kişisel ekonomik haklardan, kişisel ekonomik kazanımlardan ziyade toplumsal olarak bir örgütlenme, kolektif olarak bir örgütlenme ve bu örgütlenme içerisinde kadınların maruz kaldığı o topyekûn şiddeti de gören bir yerde olmak zorundayız” dedi.
Arı: İstihdam genelin çok altında
Semiha Arı ise kadın yoksulluğuna karşı kadın istihdamının önemine değinerek, “Türkiye çalışan yoksullar ülkesi. Kürdistan istihdamı Türkiye genelinin çok altında. Kadın boyutu da aynı şekilde. Kadın istihdamını artırmak kolay değil. Bağlar ve Sûr gibi yerde araştırma yaptığımızda kadın iş arayışı daha fazla” diye konuştu.
Çapuk: Kolektif emek esas alınmalı
Nadire Karakoyun Çapuk, kooperatiflerin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “Yerel yönetimlerin kolektif emeği esas alan sistemi önemlidir. Bakım meselesi kadınların bireysel meselesi değil; toplumsal bir meseledir. Kamusal bakım ortaya konulmalı. Kadınlar zorunlu göç ve yoksulluk ile karşı karşıya bırakılmıştır. Katmerleşen yoksulluğa karşın toplu iş sözleşmesinde kadınların maruz kaldığı ayrımcı maddelerin yer alması, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekinilmesi, sendikada eşit temsiliyet ve daha birçok konuda adımlar atılabilir” diye konuştu.
Çalıştay panellerle devam ediyor.
Kaynak: MA









