Geliyê Zîlan’ın yüzde 67’si JES’lere, mermer, bakır ocaklarına ve altın aramalarına tahsis edildiğini ve yürütülen Jeotermal Kaynak Sondajı ve Sıcak Su İletim Hattı Projesi ile bölgenin tahrip edildiğini belirten Ekolojist Bahattin Demir, ortaya çıkan ağır metal içerikli termal sular, tarım üretimi ve insan sağlığı üzerinde ciddi riskler doğurduğunu söyledi
Kürdistan’da ekolojik tahribat, enerji, madencilik ve altyapı projeleriyle giderek yaygınlaşıyor. Son olarak Wan’ın Erdîş (Erciş) ilçesinde bulunan Geliyê Zîlan’da (Zîlan Vadisi) yürütülen jeotermal enerji ve madencilik faaliyetleri, bölgenin ekolojik yapısını ve yaşam alanlarını tehdit ediyor.
Zîlan Vadisi’nin büyük bölümü, Jeotermal Elektrik Santrali (JES), maden ve mermer projelerine tahsis edildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2020 yılı Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı (CMDP) kapsamında, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) koordinasyonunda hazırlanan Van Erciş Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB (TDİSOSB) Jeotermal Kaynak Sondajı ve Sıcak Su İletim Hattı Fizibilite Projesi, vadi üzerinde ciddi tahribat yaratıyor.
Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından yürütülen 2 milyon 600 bin TL bütçeli projenin 2 milyon TL’lik kısmı hibe olarak sağlanıyor. Yılın her döneminde sebze üretiminin “hedeflendiği” proje, doğayı ve vadiyi tehdit ediyor. “Tarıma dayalı” olduğu belirtilen proje çevre üzerinde ciddi etkiler yaratırken, jeotermal sondajlardan çıkan ağır metal içerikli termal sular Koçköprü Barajı’na akıtılıyor. Baraja aktarılan termal sular, tarımsal üretim ve insan sağlığı açısından ciddi riskler doğururken, canlı yaşamını da yok ediyor. Hukuki mücadele başlatmaya hazırlanan ekolojistler, hukuki başvurularını önümüzdeki günlerde yargıya taşımayı planlıyor.
‘Asıl amaç Zîlan hafızasını yok etmektir’
Vadiye akıtılan termal suların bölge ekosistemi üzerindeki etkilerini değerlendiren ekolojist Bahattin Demir, “Doğu Anadolu üçlü enerji kavşağı bu kavşağın içinde. En ciddi boyutta zarar görebilecek yerlerden birisi Wan Gölü havzası ve Zîlan Vadisidir. Şu an da Valiliğe bağlı kurulan yatırım izleme komisyonun insanlara ve şirketlere tahsis ediliyor. Zilan bölgesinin yüzde 67’si madden ocaklarına tahsis edildiğini biliyoruz. Ve bu çalışmaları yaparken de halkı aldatıyorlar” dedi. Projenin tarımsal amaçlı olmadığını belirten Demir, “Asıl amaç Zîlan hafızasını yok etmektir” dedi.
‘Koçköprü barajına ve Zîlan deresine akıtılan su incelenmeli’
Devam eden proje nedeniyle bölgeye ağır metaller ve gazların bırakıldığını belirten Demir, buna dair resmi bir açıklamanın olmadığını belirterek, “Üniversite’ye ve Bakanlığa ’da yazdık ama hiç bir açıklama yapılmıyor. Koçköprü barajına ve Zîlan deresine akıtılan bu suyun incelenmesi gerekiyor. DSİ Müdürü bu suyun çok tehlikeli bir su olduğunu biliyor. Ancak devlet memuru olduğu için bu bilgiyi saklıyor” ifadelerini kullandı.
Halkın onayı alınmadan projenin gerçekleştirildiğini dile getiren Demir, projenin onayının muhtarlardan alındığını, muhtarların da kaymakamların baskısı ile imza verdiklerini söyledi.
‘Davanın takipçisi olacağız’
Zîlan vadisinin şirketlerin kuşatması altında olduğunu belirten Demir, “Zîlan vadisinin coğrafyasının yüzde 67’si JES’lere, mermer ocaklarına, bakır ocaklarına ve altın aramalarına tahsis edilmiş. Her tarafta bir kuşatma ve talan var. Doğa yok edilerek çok uluslu şirketlere peşkeş ediliyor. Şu anda JES’lere karşı mücadele içerisindeyiz. Görüşmelerimiz ve çalışmalarımız bu yönlü devam etmektedir. Bu konuda belediye ile görüşmelerimiz oldu. Aynı zamanda başka çevre koruma dernekleri ile oldu. En yakın zamanda da buradaki örgütlenmeyi sağlayacağız. Bizler bu davanın takipçisi olacağız ve mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
Mahkemeye deliller sunulacak
Başlatacakları hukuki mücadele de ellerinde olacak bütün delilleri topladıklarının bilgisini paylaşan Demir, “Yine bilim insanları ile birlikte burada olan fauna, flora ve kuş envanterini çıkardık. Jeolojik açıdan bilimsel çalışmalarımız oldu. Şu anda bunlara karşı çıkabilecek mahkemede delil olarak sunulabilecek bütün deliler elimizde mevcut. Zîlan’ın yaşam alanlarının takipçisi olacağız. Rantçı, çok uluslu şirketlerin buraya girmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Haber: Zeynep Durgut-Bilal Babat / MA









