Amed’de 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi’nin yıl dönümü dolayısıyla anma programı gerçekleştirildi. Direnişin tanığı Gani Alkan, ‘Bizi o süreçte ayakta tutan komünal yaşam oldu’ dedi
Amed’de Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), 78’liler Girişimi öncülüğünde 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi’nin yıl dönümü dolayısıyla anma programı gerçekleştirildi. ÇandAmed Kongre Merkezi’nde gerçekleşen anmaya direnişin tanıkları, sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.
Direnişin tanığı Mehmet Şirin Tunç, “Şehitler için ne söylesek azdır. 1973 Newrozu’nda Ankara Çubuk Barajı’nda Kürt Halk Önderi ‘Kürdistan sömürgedir’ dedi ve Kürt Halkını yeniden bir dirilişe ayaklandırdı. Ali Haydar Kaytan da o günden itibaren Önder Apo ile adım adım yürüdü. Kürt halkının özgürlüğü yakındır. Ne zaman ki Kürt Halk Önderi Amed’e ayak basar ve biz onu milyonlarla karşılarız, işte o zaman başımız dik olacaktır. 14 Temmuz da ortaya konulan irade Kürt halkına bir ışık oldu ve o günden bu güne hep aydınlatıyor” dedi.
‘Bizi o süreçte ayakta tutan komünal yaşam oldu’
Bir diğer tanık olan 14 Temmuz tanıklarından Gani Alkan,”Amed Zindanı’na ‘5 No’lu’ diyoruz. Orası bir esir kampıydı. Burası için özel bir ekip oluşturmuşlardı. Görevlendirilenlerin tamamı sistemin yetiştirdiği kişilerdi. Bunların bir kısmı Kıbrıs’ta görev almış isimlerdi. Esat Oktay da bunlardan biriydi. Amed Zindanı’nın amacı Kürtleri yok etmekti. Bizi o süreçte ayakta tutan komünal yaşam oldu. Hayri Durmuş’un, ‘Bizim insanlarımız ne zaman ne yapması gerektiğini biliyor’ sözü bunu en iyi anlatıyordu. Mazlum Doğan ilk üç kibrit çöpüyle mücadelenin ateşini yaktı ve ‘Teslimiyet ihanete götürür’ dedi. Mazlum ışığı yaktı, Dörtler o ateşi harladı, 14 Temmuz şehitleri ise bayrağı devraldı” şeklinde konuştu.
‘Süreçlerin tanığıyım’
Otuz yıldan fazla tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan Dilek Öz ise Kürtlerin tarihinin direniş tarihi olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Direnişin Zindanlarla ve şehitlerle ilgili konuşmak çok zor. Böylesi anlarda cümle kurmak gerçekten kolay değil. Bu cümleleri kurarken onları yürekten hissetmek, onlarla olmak ve hayallerini geleceğe taşımak büyük bir görevdir. Yakınında şehit olmayan, ailesinde cezaevinde bulunan ya da sürgünde olmayan neredeyse kimse yoktur. Kürdün realitesi budur. Bizi ayakta tutan da budur. Tıpkı Hayri hevalin dediği gibi son nefesimize kadar bu borcu yerine getirmeye çalışacağız. 1990’lı yıllarda cezaevine girerken bize direniş mirası bırakıldığını söyledik. Amed Zindanı’nda büyük işkenceler yaşandı. Bu nedenle Hayriler, Akifler, Kemaller çok özeldir. Bugün de onların huzurunda minnetle ve saygıyla eğiliyorum. Cezaevlerini faşizme karşı nasıl bir akademiye dönüştürebileceğimizi hep düşündük. Siz dışarıda, biz içeride bunun mücadelesini vermeye çalıştık. İmralı Adası’ndan sahaya coşku ve mücadele yansıdı. Süreçlerin tanığıyım. Bugün bir süreçten bahsediyorsak bunu hep birlikte yarattık. Eğer 14 Temmuz’da kendimizi borçlu hissediyorsak, bu borcu ödemeye denk düşen görevlerimizi yerine getirmemiz gerekiyor.”
Anma Temmuz ayı şehitlerini anlatan sinevizyonlarla son buldu.
Kaynak: MA









