Rojava devrimini 14’üncü yıldönümünde kutlayan KNK, ‘Özerk Yönetim’in korunması, Kürdistan’ın korunması anlamına gelmektedir. KNK, bütün Kürtlere ve Kürdistanlılara; Rojava Özerk Yönetimi’nin, ülke topraklarının ve tüm halkların korunması için en güçlü desteği vermeleri çağrısında bulunmaktadır’ dedi
Kürdistan Ulusal Kongresi, Rojava devriminin 14’üncü yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. KNK, 14 yıl önce çakan kıvılcımın büyüyerek devam ettiğini söyledi. Açıklama şöyle:
“19 Temmuz 2012’de Kobanê’den devrimin sesi yükseldi; Rojava Kürdistan Devrimi’nin kıvılcımı çaktı ve günden güne büyüdü. Rojava Kürdistanı uzun zamandır devrime hazırlanıyordu. Dêrik, Qamışlo, Amûdê, Serêkaniyê, Kobanê, Efrîn ve Rojava’nın tüm coğrafyasında halk, kendi kaderine sahip çıkmak ve kendi topraklarında kendi kendini yöneten bir idare kurmak için hazırlık yapıyordu.
‘Kürtler ve Kürdistanlılar güçlerini birleştirdi’
Suriye’deki iç karışıklık ortamında Kürtler ve Kürdistanlılar güçlerini birleştirdi. Rojava’da bir otorite boşluğu oluşmaması için kısa sürede örgütlenerek güçlendiler. Kobanê’den başlayıp doğuda Dêrik’e, batıda ise Efrîn’e kadar şehirleri, kasabaları, köyleri ve mezraları kendi iç güvenlik güçlerinin koruması altına aldılar.
Aradan geçen 14 yılda Kürtler ve Kürdistanlılar ağır bedeller ödeyerek özerklik sürecini sürdürdüler. Kanton modeli başta olmak üzere farklı yönetim biçimleri ve statüler geliştirerek fiili demokratik bir özerk yönetim kurdular.
‘Tarihe yazıldılar’
Başından itibaren Kürdistan’ı işgal eden devletler, Rojava’daki bu yeni gelişmeden rahatsız oldular. Özellikle Türkiye ilk günden itibaren Rojava’ya yönelik saldırılarını başlattı. Kobanê, Kürt halkının kendi kendini yönetme iradesinin ilk ortaya çıktığı yer olduğu için ilk hedef haline getirildi. Önce radikal İslamcı gruplar ve kanlı DAİŞ Kobanê’ye saldırdı. Kobanê halkı destansı bir direniş göstererek topraklarını savundu, DAİŞ ve diğer saldırganları yenilgiye uğrattı ve mücadelesini tarihe yazdırdı.
‘Türkiye, Rojava’nın tamamına yönelik tehditlerini sürdürmektedir’
Türkiye Devleti, Kobanê direnişinde büyük bir yenilgi yaşadı. Daha sonra yönünü Efrîn’e çevirdi. Akdeniz’e en yakın bölge olması nedeniyle önce Efrîn’i kuşatmak amacıyla Ezaz ve Cerablus’u işgal etti ve Cizîrê Kantonu ile bağlantıyı kesti. Ardından tank ve toplarla Efrîn’e saldırarak bölgeyi işgal etti; Efrîn halkını zorla göç ettirdi. Bugün Efrîn’in demografik yapısı değiştirilmiş, bölgeye Türkler ve Araplar yerleştirilmiştir. Sonrasında Serêkaniyê ve Girê Spî’yi de işgal etti. Türkiye, Rojava’nın tamamına yönelik tehditlerini sürdürmektedir. Özerk Yönetim’in kontrolündeki bölgelerde insansız hava araçları ve gelişmiş askeri-istihbari teknolojilerle suikastlar ve saldırılar düzenlemekte, sivil halkın yaşamını adeta cehenneme çevirmektedir. Buna rağmen Rojava halkının direnişi sürmekte; Özerk Yönetim’in tüm kurumları halkın güvenliği için mücadele etmektedir.
Bugün Suriye’de yeni bir durum yaşanmaktadır. Yaklaşık bir buçuk yıl önce Baas rejimi çöktü ve Şam yönetimi İslamcı güçlerin eline geçti. Rejimin çökmesiyle birlikte Türkiye’ye bağlı silahlı gruplar da Özerk Yönetim bölgelerine saldırdı. Özellikle Şehba, Halep ve Minbic çevresindeki saldırılar yoğunlaştırıldı. Tişrîn bölgesinde ağır çatışmalar yaşandı. Türkiye, hava ve kara kuvvetleriyle bu gruplara destek verdi. Bazı bölgeler Türkiye’ye bağlı grupların eline geçti. Tüm bu saldırılara rağmen Özerk Yönetim kendisini savundu ve saldırıları durdurmayı başardı. Ancak Şam yönetimi ve müttefikleri burada durmadı. Özerk Yönetimi tasfiye etme girişimlerini sürdürdüler. Arap ülkeleri, Amerika ve Avrupa ile ilişkilerini güçlendirdikten sonra, yeni yılın ilk haftasında Türkiye ile iş birliği içinde Halep’e saldırdılar. Ardından Reqa ve Dêrazor’a yöneldiler. Çok sayıda bölgeyi ele geçirerek Hesekê yakınlarına kadar ilerlediler. Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) bütün cephelerde direniş göstererek Kürt bölgelerini savundu. Kürt halkı da dostlarının desteğiyle Kürdistan’ın dört parçasında ve dünyanın birçok yerinde ayağa kalkarak ulusal dayanışma gösterdi. Sonuç olarak 29 Ocak 2026 tarihinde Şam yönetimi ile bir anlaşma imzalandı.
‘Rojava halkı birlikte ülkesini savunmayı sürdürmektedir’
Bütün bu komplolara, saldırılara ve krizlere rağmen Rojava halkı birlikte ülkesini savunmayı sürdürmektedir. Bu devrimci mücadelede kadınların rolü unutulmamalıdır. Özellikle kadınlar öncü konumda yer almakta ve mücadelede son derece etkili bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte Suriye’nin genel durumu hala karmaşıktır ve ülkenin geleceğinin nasıl şekilleneceği belirsizdir. Şam yönetimi önce Alevilere saldırmış ve Lazkiye bölgesinde katliamlar gerçekleştirmiştir. Daha sonra Dürzilere saldırmış, Hristiyanlar ise ilk günden bu yana büyük baskı altında kalmıştır. Sonrasında Kürtlere yönelik saldırılar başlamıştır.
Bu yönetim, çözüm üretmek yerine yeni sorunların kaynağı haline gelmiştir. Şu anda Şam yönetimi ile ateşkes bulunmaktadır ve 29 Ocak anlaşmasının uygulanması için diyalog yoluyla görüşmeler sürmektedir. Ancak birçok konu hala netleşmemiştir. Şam yönetimi anlaşmanın uygulanması ve maddelerin açıklığa kavuşturulması konusunda olumsuz bir tutum sergilemektedir. Bu tehlikeli bir durumdur ve bütün Kürdistanlıların dikkatli olması gerekmektedir. Sorunların diyalog yoluyla çözülmesi için çaba gösterilmeli; aynı zamanda kimsenin kazanımlarımıza saldırmaması için savunmamız güçlendirilmelidir. Özerk Yönetim’in korunması, Kürdistan’ın korunması anlamına gelmektedir. Bu vesileyle Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) olarak, Rojava Kürdistan Devrimi’nin 14. yıl dönümünde Kürdistan halkını ve tüm siyasi, idari, güvenlik ve askeri kurumları kutluyoruz.
‘Yaşasın Rojava Devrimi’nin direnişi ve zaferi’
KNK, bütün Kürtlere ve Kürdistanlılara; Rojava Özerk Yönetimi’nin, ülke topraklarının ve tüm halkların korunması için en güçlü desteği vermeleri çağrısında bulunmaktadır. İşgal ve parçalama girişimlerine karşı Rojava halkıyla omuz omuza durmaya davet etmektedir. Rojava Kürdistanı’nın demokratik, ulusal ve yurtsever devrimi başarılı ve kalıcı olsun! Yaşasın Rojava Devrimi’nin direnişi ve zaferi!”
Kaynak: MA









