• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Ağustos 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

4 kentte adalet talebi: Cezasızlık politikalarına son verilsin

1 Ağustos 2026 Cumartesi - 13:24
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Kayıp yakınları Amed’de Mesut Dündar, Êlih’te Resul Saçan, Riha’da Mehmet Şen, Colemêrg’de Abdullah Kanci için adalet talep etti

Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla düzenledikleri eylemlere bu hafta da devam etti.

Amed

İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdükleri eylemlerinin 912’nci haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Eyleme siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı. Bu hafta Şirnex’in Cizîr ilçesinde Temmuz 1992’de katledilen Mesut Dündar’ın akıbeti soruldu.

İHD Yöneticisi Berfi Elçi tarafından Mesut Dündar’ın hikayesi okundu. Okunan hikaye şöyle: “Mesut Dündar, Cizîr ilçesinde ikamet ediyordu. Çocukken menenjit hastalığına yakalanmış ve maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olmadığı için zihinsel engelli olarak yaşamanı sürdürmek zorunda kalmıştı. Mesut Dündar, Cizre ilçesinde yapılan gösterilerde sarı, kırmızı, yeşil flamaları taşıdığı için 3 kez gözaltına alınmış ve yoğun işkencelere maruz kalmıştı. 1992 yılının Temmuz ayında Cizre Emniyeti’ne bağlı polisler, ailesi ile birlikte yaşayan Mesut’un evine baskın yapmış ve aileye; ‘Mesut’u Elazığ akıl hastanesine götürmek için geldiklerini’ söyler. Polisler, Mesut ve babasını evden alarak götürür. Daha sonra Mesut’u Cizre Hastanesine yatırırlar. Ancak Mesut, korkup hastane camından atlayarak kaçar.

Ölüm tehdidi

Polis, 3 gün boyunca Mesut’un babasını da yanlarına alarak civar köylerde Mesut’u arar. Mesut Dündar’ı bulamayan polisler, babasını 3 gün boyunca yoğun işkenceden geçirir. Babasına, oğlunu getirmemesi durumunda ölümle tehdit edilir. Baba, onu getireceğine dair söz verince polislerce serbest bırakılır. Mesut Dündar eve geri dönmez, ancak her gün ailesini telefonla arar. Bu sırada polisler de her gün evlerine baskın yapıyordu. Mesut’un ailesini telefonla aradığı günlerden bir gün, polisin eve baskın yapmaması üzerine aile Mesut’un yakalandığını düşünür.

Cenazesi yerde sürüklendi  

6 Eylül 1992 tarihinde Mesut Dündar’ın cesedi, Hezex (İdil) ilçesine bağlı Bafê köyü Şeyh Değirmenci Su Değirmeni’nin yanında elleri arkadan bağlı, boğulmuş bir halde bulunur. Bafê köyünde olayı gören çok sayıda görgü tanığının beyanlarına göre; Mesut’u olay yerine getiren biri polis 3 silahlı sivil giyimli kişilermiş. Olay yerine gelen askerler, cesedin altında bir bubin tuzağı olabileceği gerekçesiyle cesedi bir zırhlı personel aracının arkasında sürükler.

Özgür Gündem Gazetesi’nin 19 Kasım 1992 tarihli manşet haberinde ‘İnsanlık sürükleniyor’ fotoğrafı uzun yıllar hafızlarda unutulmaz. Mesut Dündar’ın cesedinde yoğun işkencelerden kaynaklı, kesiğe bağlı çok sayıda yara izine rastlanır. Daha sonra ceset ailesine teslim edilir.

Mesut’un infazıyla ilgili Savcılık, ailenin ifadesine başvurmaz. Sadece baba ve oğlunu gözaltına alan polis, babaya ‘Düşmanınız var mıydı? Kimden şüpheleniyorsunuz?’ şeklinde sorular sorarak ifadeleri alınmış gibi yapılır.

Asla vazgeçmeyeceğiz

Aile, 13 Eylül 1994 tarihinde Cizre Cumhuriyet Savcılığı’na yazılı başvuruda bulunur. Cizre Cumhuriyet Savcılığı, 12 Nisan 1996 tarihinde ailenin ifadesine başvurur. İfade başvurusunun nedeni, davanın 3 Mart 1995 tarihinde AİHM Komisyonuna başvurulmuş olmasıydı. Göstermelik bir soruşturma yapıldığı anlaşılır. AİHM, 2005 Yılında Mesut Dündar davasında ‘yaşam hakkı ihlalinden’ Türkiye’yi mahkûm eder. Kaç yıl geçerse geçsin Mesut Dündar için ve diğer tüm kayıplarımız için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Açıklama oturma eyleminin ardından son buldu.

Êlih

İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 748’inci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı.

Bu haftaki eylemde, 9 Ağustos 1994’te Êlih merkez Aydınlık Mahallesi’nde kaçırılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Resul Saçan’ın akıbeti soruldu.

Resul Saçan’dan bir daha haber alınamadı

İHD Êlih Şube Yöneticisi Ali Karadoğan, Saçan’ın öyküsünü okudu. Saçan’ın kaybedilme öyküsü şöyle: “Resul Saçan dükkanını kapatıp eve gitmek için bisikletine bindikten sonra birkaç kişi tarafından kaçırılır.  Kaçırılmasından bir hafta önce iki sivil polis evine gelmiş, ‘Ne iş yaptığını, neyle meşgul olduğunu’ sormuşlar. Kasap olduğunu söylemiş. Polislerden biri kendisine ‘İnsan kasabı mısın yoksa hayvan kasabı mısın?’ diye sormuş. O da hayvan kasabı olduğunu söylemiş. Yaklaşık bir hafta sonra da kaçırılır.  Êlih’e bağlı Zorava köyünde, Aziz Önlük’e ait evin altındaki sığınakta Resul Saçan, Zeynel Kürsep, Mahmut Demirer, İsmail Ağaya, Hacı Selim’in oğlu ile kalmışlar. Bu sığınak devlet güçlerince 1998 yazında ortaya çıkarıldı ancak Resul Saçan’dan bir daha haber alınamadı.”

Açıklama oturma eylemi ile son buldu.

Riha

İHD Riha Şubesi, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” şiarıyla basın açıklaması yaptı. Novada Park AVM önünde yapılan açıklamada Mehmet Şen için adalet talep edildi. .

Gözaltında zorla kaybettirilenlerin fotoğraflarının taşındığı açıklamada basın metnini okuyan , İHD Riha Şubesi Eşbaşkanı Songül Arpa, Mehmet Şen’in, 1945 yılında Riha’nın Bêrecûk (Birecik) ilçesine bağlı kırsal Aryan Mahallesi’nde doğduğunu yaşamı boyunca halkının hakları için mücadele ettiğini ifade etti.

Mehmet Şen’in gözaltına alındığı inkar edildi

Songül Arpa şöyle devam etti: “26 Mart 1994 tarihinde Mehmet Şen’in Urfa/ Birecik’teki işyerine kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli, silahlı, telsizli dört kişi geldi. Mehmet Şen’i n kimliğine bakan bu kişiler telsizle ‘Tamam amirim, şahsı aldık’ bilgisini verdiler. Mehmet Şen üzerine silah doğrultan bu kişilerle gitmek istemeyip direnince onu zorla 34 PLT 30 plakalı Doğan SLX marka arabaya bindirerek götürdüler. Bunlar çok sayıda tanığın önünde gerçekleşti.Ailesinin, DEP’in ve İHD’nin tüm resmi mercilere yaptıkları başvurular sonuçsuz kaldı. Mehmet Şen’in gözaltına alındığı inkar edildi. 30 Mart 1994 tarihinde kimliğini gizleyen bir kişi Özgür Gündem gazetesi ve DEP Antep il teşkilatını arayarak, Şen’in cenazesinin Antep Devlet Hastanesi morgunda olduğu bilgisini verdi.

Mehmet Şen’in ağır işkence izleri taşıyan bedeni bir çoban tarafından Antep/Karpuzkaya mevkiindeki arazide çukura atılmış bir halde tesadüfen bulunmuş ama yetkililer aileyi bilgilendirmemişti.”

Mehmet Şen’in katledilmesinin Abdulkadir Aygan’ın itiraflarında da yer aldığı belirtildi.

Cezasızlık politikalarına son verilsin  

Songül Arpa, “Mehmet Şen’in öldürülmesine ilişkin dosyada iç hukukta etkili bir yargılama yürütülemedi ve failler cezalandırılmadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, soruşturmanın etkisizliği nedeniyle Türkiye’yi mahkûm etti. Ailesi, İnsan Hakları Derneği ve insan hakları savunucuları yıllar boyunca hakikatin ortaya çıkarılması, faillerin yargılanması ve adaletin sağlanması talebini sürdürdü. Bizler, insan hakları savunucuları olarak tüm kayıpların akıbetinin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını, zorla kaybedilmesinden sorumlu olanların etkin biçimde soruşturulup yargılanmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.

Colemêrg

İHD Colemêrg Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu, eylemlerinin 238’inci haftasında Gever Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı. Eylemde, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartı açılırken, açıklama İHD Colemêrg Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş tarafından okundu.

Eylemin bu haftasında 3 Ağustos 1994’te Gever’de katledilen ve failleri yargılanmayan Abdullah Kanci için adalet talep edildi.

Tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı

Akbaş, “1994 yılında hayvanlarını otlatmak için köyünden çıkan Abdullah Kanci, bölgede operasyon yürüten Bolu Komando Tugayı’na bağlı askerler tarafından gözaltına alındı. O günden sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi ve köylüler, günlerce, haftalarca, aylarca onun akıbetini sordu, resmi makamlara başvurdu. Ancak tüm başvurular ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ gerekçesiyle sonuçsuz bırakıldı. Abdullah Kançi’nin cansız bedeni, ağır işkence izleri, kesilmiş ayaklar ve yanıklarla bulundu. Bu vahşet, yalnızca bir insanın yaşam hakkının elinden alınması değil, aynı zamanda işkence ve kötü muamele yasağının en ağır ihlalidir. Aradan geçen 32 yıla rağmen, olayın sorumluları yargı önüne çıkarılmamış, dosya cezasızlık duvarına çarpıp durmuştur” ifadelerini kullandı.

Açıklama bir dakikalık oturma eylemi ardından son buldu.

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Cumartesi Anneleri Mehmet Ertak’ın akıbetini sordu: Adalet istiyoruz

Sonraki Haber

Amedspor yeni sezon formasını tanıttı

Sonraki Haber

Amedspor yeni sezon formasını tanıttı

SON HABERLER

Amedspor yeni sezon formasını tanıttı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

4 kentte adalet talebi: Cezasızlık politikalarına son verilsin

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Cumartesi Anneleri Mehmet Ertak’ın akıbetini sordu: Adalet istiyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

İstanbul’un Temmuz enflasyonu açıklandı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

İran’da 8 kadın idam tehdidi altında

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

ÖSO teslim etti, Türkiye 80 yıl ceza verdi: Hüseyin’in dosyası Yargıtay’a taşındı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Beyin kanaması geçiren tutsak sevk edildi: Cezaevinde su bile verilmedi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır