3 Ağustos 2014’te gerçekleşen 74. Ferman Êzidîler için bir dönüm noktası olmuştur. Artık Êzidîler eski Êzidîler değildir. Politikleşen ve öz örgütlenmelerini sağlayan bir Êzidî gerçeği vardır. Êzidîler 74. Ferman’dan çıkardıkları derslerle bundan sonraki yaşamlarını da düzenleyeceklerdir
Dr. Hayri Hazargöl
2014 yılında DAİŞ isimli sapkın bir örgüt Ortadoğu’yu tehdit etmeye başladı. Kısa sürede Musul ve çevresini ele geçirdi. Musul’u ele geçiren DAİŞ 3 Ağustos 2014’te Şengal’e yöneldi. Şengal o zaman KDP peşmergelerinin kontrolündeydi. Ne var ki, DAİŞ Şengal’e yönelince peşmergeler hiçbir karşı koyuş göstermeden Şengal’i bıraktı. Şengal’i böyle bırakmak Êzidîleri soykırımla karşı karşıya bırakmak anlamına geliyordu. KDP de Irak da DAİŞ Şengal’e girdiğinde katliam yapacağını biliyorlardı.
Kürt Halk Önderi bu soykırım saldırısından önce PKK’yi uyarmış, Êzidîleri savunmalarını istemişti. Bunun üzerine ilk önce 12 gerilla gönderiliyor. Ancak KDP bu gerillalara pusu kurup 3 gerillayı esir alıyor. Diğer gerillalar Şengal dağında üsleniyorlar. DAİŞ saldırıp peşmergeler Şengal’i terk ettiğinde bu gerilla grubu müdahale ederek hem DAİŞ’i durduruyor hem de Şengal dağına çıkan Êzidîleri koruyorlar. Onların sağlam ve sağlıklı biçimde Rojava’ya geçmelerini sağlamaya çalışıyorlar. Zaten DAİŞ Şengal’e saldırır saldırmaz yüzlerce HPG-YJASTAR gerillaları Şengal’e koşuyorlar. Rojava’dan da YPG-YPJ gerillaları Rojava’ya geçişi sağlayan koridorun güvenliğini alıyorlar ve Şengal dağına çıkarak Rojava’ya yönelen kadın, çocuk, yaşlı Êzidîlerin yaşam ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Böylece Êzidîler büyük bir katliamdan kurtarılıyor.
DAİŞ Şengal’e saldırdığında binlerce Êzidî’yi katledip toplu mezarlara atıyor. Çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce Êzidî’yi de kaçırıyorlar. Êzidî kızlarını ve kadınlarını erkeklere satıyorlar, peşkeş çekiyorlar. Bu durum tüm insanlık için bir utanç kaynağıdır. Êzidîlere yönelik bu soykırım saldırısından başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere tüm dünya sorumludur. KDP ve Irak ise özel olarak sorumludurlar, hatta suçludurlar.
İnsanlık, kim sorumlu, kimler suçlu bunu gördüğü gibi kimlerin büyük bir fedakarlıkla Êzidîleri koruduğunu da gördü. PKK’nin nasıl bir örgüt olduğu bu olayda da görüldü. Gerilla güçlerinin tümü yüzünü Şengal’e vermiş, yüzlercesi kısa sürede Şengal dağına ulaşmıştır. Gerillalar Şengal’in stratejik yerlerini tutarak DAİŞ’in ilerlemesini durdurmuştur.
Bu süreçte DAİŞ aynı zamanda Hewlêr’e de yönelmiştir. DAİŞ’in bu saldırısına da yine bir grup gerilla ile silahlanan Maxmur halkı dur demiştir. Bu sırada Hewlêr boşalmaya başlamıştır. KDP de Hewlêr’i terk etme hazırlığı içine girmiştir. Ancak gerilla ve Maxmur halkı Hewlêr yolunu tutarak DAİŞ’in ilerlemesini durdurmuş, daha sonra da püskürtmüştür. Hewlêr’in ele geçirilmesini de HPG-YJASTAR gerillaları ve Maxmur halkı önlemiştir.
KDP Genel Başkanı Mesut Barzani Maxmur’a gitmiş, gerillanın döşeğine oturmuş; gerillaya minnettarlığını bildirmiştir. Mesut Barzani’nin gerillaya teşekkür etmesi görüntülü olarak kamuoyuna sunulmuştur. DAİŞ Hewlêr’e yöneldiğinde HPG gerillaları her türlü saldırıyı püskürtecek hazırlık içindeymiş. Öyle ki, DAİŞ Hewlêr’e girseydi gerilla gelip DAİŞ’i bozguna uğratarak Hewlêr’i ele geçirir, deniliyormuş. O yıllarda gerillanın fedai ve atılgan savaş tarzını bilenler sonucun böyle olacağını söylüyorlarmış. Zaten bu gerçeklik doğrulanmış, DAİŞ’i yenilgiye uğratan YPG-YPJ ve HPG-YJASTAR gerillaları olmuştur. Binden fazla gerilla Amed, Botan ve diğer gerilla alanlarından Rojava’ya geçmiş, DAİŞ’e karşı savaşta yer almıştır.
Gerilla daha sonra Şengal merkezine de yönelmiş ve DAİŞ’ten temizlemiştir. Bunun üzerine Rojava’daki Êzidîler Şengal’e dönmüştür. Yine KDP’nin kamplarda tuttuğu Êzidîler de peyderpey Şengal’e gitmişlerdir. Bu yıllarda birçok Êzidî yönünü Avrupa’ya çevirse de şu anda Şengal eski canlılığına kavuşmuştur.
Êzidîler Şengal’e dönerek Şengal dağında oluşturdukları özsavunma gücünü büyütmüşler ve kendi özyönetimlerini oluşturmuşlardır. 74 ferman yaşayan Êzidîler özsavunma ve özyönetim olmazsa varlıklarını sürdüremeyeceklerini anlamışlardır. Çünkü DAİŞ saldırdığında özsavunmaları olsaydı DAİŞ’i Şengal’e sokmazlardı. DAİŞ, Derveşê Evdî ruhlu Êzidî yiğitliğine çarpardı. Êzidîler bu bilince varmışlardır. Bu nedenle şimdi Irak’tan özyönetim talep ediyorlar. Özsavunma güçlerinin özgün yerel güç olmasını istiyorlar. Irak’la demokratik entegrasyon yapmaya çalışıyorlar. Irak’ın bir parçası olarak özyönetime sahip olmak istiyorlar. Yaşadıkları 74 ferman dikkate alındığında bu talepler meşru, makul ve kabul edilebilir taleplerdir.
Irak’ın da bir uzlaşma ile Êzidîleri askeri ve siyasi sistemleri içine almak istedikleri ama TC ve KDP’nin bunu engellediği söyleniyor. Hatta birçok Êzidî komutan ve halk öncülerinin yerlerinin KDP’ye bağlı istihbarat güçlerince Türk ordu güçlerine bildirildiği, onların da SİHA’larla bu komutanları öldürdükleri belirtiliyor. Özcesi Türk devleti sadece Behdinan’da değil, Şengal’de de KDP ile işbirliği içinde Şengal özsavunma güçlerine ve örgütlü toplumsal yapısına saldırmaktadır. Nitekim böyle yüzlerce öldürülme durumu olmuştur.
3 Ağustos 2014’te gerçekleşen 74. Ferman Êzidîler için bir dönüm noktası olmuştur. Artık Êzidîler eski Êzidîler değildir. Politikleşen ve öz örgütlenmelerini sağlayan bir Êzidî gerçeği vardır. Êzidîler 74. Ferman’dan çıkardıkları derslerle bundan sonraki yaşamlarını da düzenleyeceklerdir.









