Türkiye’nin yüzde 80-90’ının madencilik faaliyetleri için ruhsatlandırıldığını belirten Çevre Mühendisi Dersim Gül, ‘Halkın mücadelesi; Türkiye’nin geleceği açısından çok büyük önem arz etmektedir’ dedi
Kürdistan ve Türkiye’nin birçok bölgesi, maden projeleri ve enerji santrallerinin tehdidi altında. İktidarın enerji politikalarıyla sermayenin aşırı kâr hırsı ekolojik yıkımı her geçen gün derinleştirirken, çıkartılan yasalarla şirketlerin doğaya verdiği zarar daha da hızlandı. Yapılan kolaylaştırmalar sonucu 2025 yılında maden ruhsatlandırma sayısı 410 bine yükseldi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), ülke genelinde 52 kentte bulunan 117 maden sahası için ihale sürecini başlattı. Geçtiğimiz haftalarda Resmi Gazete’de yayımlanan ilana göre, ihale listesinde bulunan toplam 10 Kürdistan kentinde 158 bin 231.8 dekar doğal alan, lV. grup maden sahası olarak maden şirketlerine vermek için ihale açıldı.
Çevre Mühendisi Dersim Gül, son yıllarda artan ekolojik talana ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AKP iktidarı döneminde Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerin uluslararası sermayenin Türkiye’de madencilik yapmasının önündeki engelleri kaldırdığını söyleyen Dersim Gül, değişikliklerle şirketlerin çeşitli teşviklerden yararlandığı bir sistem oluşturulduğunu dile getirdi. Dersim Gül, “Dünyada çeşitli madencilik firmaları ülkemize özel ilgi göstermeye başladılar. Son yıllarda özellikle metal madenciliği ve altın madenleri konusunda resmen ülkemiz işgal edilmiş durumda” dedi.
‘Coğrafyanın yüzde 80-90’ı madencilik için ruhsatlandırıldı’
Ülke coğrafyasının yüzde 80-90’ının madencilik faaliyetleri için ruhsatlandırıldığını aktaran Dersim Gül, “Bugün Kırşehir’de Demir Export’un altın madeni projesinden tutalım da Karadeniz, Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde projelerin büyük çoğunluğu kamu yararı içermiyor. Bu projeler tam tersi ülkemize hem bütçesel hem de ekolojik açıdan büyük zararlar verecek. Biz bu projelere karşı uzunca bir süredir kendi meslek alanımızdan gelen bilgi birikimi ve kamucu, toplumcu politikalar doğrultusunda karşı çıkıyoruz” diye ekledi.
Madencilik ve doğa koruma politikalarının yeniden ele alınması gerektiğinin altını çizen Dersim Gül, bu değişimle birlikte aynı zamanda bir direniş hattının da örülmesi gerektiğini vurgulayarak, ekledi:
“Çünkü tek başına kalan her mücadele, sermaye gücünün ve arkasındaki siyasi gücünün yenemeyebiliyor. Hukuksal mücadeleye tek başına güvenemeyiz. Burada halkın mücadelesi; Türkiye’nin geleceği açısından çok büyük önem arz etmektedir.”
Kaynak: MA









