İspanya’da rejeneratif tarım yapan çiftçiler, orman yangınlarına karşı hayati bir koruma sağlarken, yönetenler bu durumu destekleyen adımlar atmıyor. Bunun nedeni ise endüstriyel tarım ve hayvancılık
Fransa ve İspanya genelinde yaklaşık 300 bin kişiyi evlerinden eden orman yangınları yaşanırken, Avrupa’da 10 bin kilometrekarelik orman yandı. 2026 yılı, sıcaklıkların küresel ortalamanın 2 katından daha fazla artmasıyla rekor kırılan 2025’i aşacağı öngörülüyor. Türkiye’de yoğunlaşmaya başlayan orman yangınlarında yanan ormanların dışında, tarım arazileri, hayvanlar ve köyler yanarken tarım büyük darbeler alıyor. Bunun başlıca nedeni ise hükümetin tarım ve orman politikalarından kaynaklanmakta. Bir yandan rantsal amaçla yakılan ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince hayvancılığın yasaklanıp villaların inşasına izin verilebiliyor olması ise yangınların önünün alınamamasının başlıca nedeni.
Yangına ilk müdahale çiftçilerden
İspanya’nın Katalonya bölgesindeki permakültür çiftliği ve kooperatifi Mas Les Vinsey’in kurucularından Sergi Caballer Euronews’e yaptığı açıklamada, “Bu, şimdiye kadar yaşadığım en tehlikeli yaz” dedi. Caballer, “İç kesimlerdeyiz, kışın eksi 12 dereceyi görüyoruz ama bu yıl tarlada 45°C ölçtüm. Daha önce hiç geceleri vantilatör kullanmam gerekmemişti” sözleri hava sıcaklıklarındaki anomaliye işaret etti. Katalonya’daki, çoğu zaman profesyonel ekipler kırsal bölgelere ulaşmadan önce ilk müdahaleyi yapan gönüllü orman savunma itfaiyecileri ADF olarak eğitim alan Caballer ve eşi, çiftliklerinin etrafındaki kritik noktalara su depoları yerleştirerek çevrede çıkabilecek herhangi bir yangına karşı hazır bekletiyor.
On yıldır hazırlık yaptı
Yalnızca tepkisel davranmakla kalmayan Sergi, çiftliğini İspanya’daki giderek şiddetlenen orman yangınlarına karşı bölgeyi savunmak için on yılı aşkın süredir hazırlık yapıyor. Toplamda yaklaşık bir milyon litre su tutan iki arıtma havuzu, çiftliğin en açıkta kalan batı kısmına yerleştirilmiş durumda; hem yangın seti görevi görüyor hem de itfaiyecilerin hortum bağlayabileceği bir su kaynağı sağlıyor. Caballer, “Yapabileceğimiz en önemli tek şey, otların kuruyup birikmesini önlemek; yani arazinin otlatılması ve orman altını hayvanlarla yönetmek, anahtar bu” diye belirtiyor. Bu uygulamalar, çiftlikteki toprağın organik madde miktarını üç katına çıkararak arazinin su tutma kapasitesini artırmış durumda.
‘Restorasyon gözden kaçırılıyor’
Üç yıl önce yaşanan benzer bir kuraklık, tam üretim halindeki kayısı ağaçlarının tamamını yok etmişti; bu yıl ise şimdiden 20 ölü armut ağacı var. Calabre, “Ölen kayısı ağaçlarının yerine daha kuraklığa dayanıklı oldukları için incir diktim ama incirin getirisi çok daha düşük,” diyor. “İklim krizine en fazla dayanan ürünler, en az para edenler. Bu, politika yapıcıların çözmesi gereken bir sorun” olarak ifade ediyor. 50’den fazla ülkede yerel topluluklarla birlikte bozulan peyzajları eski haline getirmek için çalışan uluslararası kâr amacı gütmeyen kuruluş Commonland, bu tür arazi restorasyonunun Avrupa’nın yangınlara karşı en gözden kaçan savunması olduğunu savunuyor.
‘Doğal rezervler güçlendirilmeli’
“Ekosistemlerimiz sanayi tipi arazi kullanım uygulamalarıyla soyulup soğana çevrildi ve sonuçlarını gerçek zamanlı olarak izliyoruz,” diyen Commonland savunuculuk direktörü Lily Maxwell-Lwin, “Orman yangınlarıyla mücadelede en az kullandığımız araç, peyzajlarımızı restore etmek. Fosil yakıta dayalı ekonomiden uzaklaşmanın yanı sıra, toplulukları aşırı hava olaylarının yıkıcı etkilerinden korumak için doğal rezervlerimizi güçlendirmeye odaklanan yeşil altyapıya, hayati bir risk yönetim aracı olarak yatırım yapmalıyız” diyor. Commonland’in 4 Getiri Çerçevesi olarak bilinen yaklaşımı, arazi restorasyonunu sosyal etki, biyolojik çeşitlilik, finansal getiriler ve yaşanılan yere duyulan gururla ilişkilendiriyor.
Koyunlar ormanı kurtardı
İspanyol Onarıcı Tarım Derneği, yakın zamanda çıkan bir yangının geleneksel ve onarıcı yöntemlerle işletilen tarım arazilerindeki etkilerini analiz etti. Dernek Başkanı Ana Digón koyunların her gün yer değiştirdiği, binaların etrafını açmak ve çayırları yenilemek için kullanıldığı alanlarda, yangının alandan hızla geçip gittiğini söylüyor. Ağaçlar zarar görmüş olsa da toparlanacak. Ancak plansız otlatmanın olduğu komşu çiftliklerde çalılar çok daha yoğundu, yangın daha uzun süre kaldı ve ağaçlarda çok daha ciddi hasar oluştu; “bazıları kendini toparlayamayacak” diyor.
Otlatma yapılmayan yerlere de darbe
Hiç serbest otlatma yapılmayan araziler ise en ağır darbeyi aldığını söyleyen Digón, “Yangının gerçekten tutunduğu yerler buralar. Büyük zarar gören diğer alanların ortak özelliği ise; sık çalı örtüsü, muazzam hasar, yeniden ağaçlandırma gereksinimi ve itfaiyenin bile içeri girememesi gibi sonuçlara neden olmakta. Carmen Bueno, “Biz onarıcı, organik, biyodinamik çiftçiler olarak duygusal ve finansal yükü omuzluyoruz. Çoğu durumda, araziye gerçekten sahip çıkan manzara bekçileri olarak geriye kalan tek insanlar biziz. Ve çoğu insan bu sorumluluğun ne anlama geldiğinin farkında değil” diyor.
Çiftçiler ödüllendirilmeli
Hem Caballer hem Bueno, hayvanlarını ormanlık alanlarda otlatıyor; bu, hayvanları ahırda tutmaktan çok daha masraflı ve emek yoğun. Bueno, İspanya’da çiftçilerden bu amaçla kamu ormanlarına erişim için genellikle ücret alındığını, oysa bunun yangın önleme hizmeti olarak değerlendirilip tam tersine ödeme yapılması gerektiğini vurguluyor. “Ormanlık alanları yöneterek ve orman yangınlarını önleyerek topluma hayati bir hizmet sunuyorlar ve bunun ödüllendirilmesi gerekir,” diyor.
‘Koruyucu tarıma sıfır vergi olmalı’
Hükümetlerin onarıcı çiftçilerin yükünü hafifletmek için kullanabileceği yollardan biri de vergi politikası olduğunu söyleyen Caballer, İspanya’da et; ister yoğun, kapalı sistemli bir çiftlikten gelsin ister otlatmaya dayalı onarıcı bir sürüden, şu anda üretim yöntemine bakılmaksızın diğer pek çok gıda gibi yüzde 10’luk KDV oranına tabi. Caballer, bunun değişmesini ve otla beslenen hayvansal ürünler için sıfır vergi oranıyla yangınların önlenmesine katkıda bulunan üretimlerin ödüllendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Onarıcı otlatma
Endülüs’te çiftçi ve onarıcı tarım derneği olan Serranias Vivas’ın kurucusu Carmen Bueno, mayıs ayında önleyici bir yangın planı yürürlüğe koyduğunu aktarıyor. Koyun ve atlarla otlatılan arazisinin bu yılki orman yangınlarından hasar görmeden çıktığını söylüyor. Kavrulan mantar meşeleri bile toparlanacak gibi görünüyor. Bueno, “Bunun ana nedeni, son 11 yıldır ağaçlardan mantar kabuğunu almamış olmamız; mantar kabuğu ağaçların en büyük koruması, dışarıdan yanmış görünse de ağacın kendisini koruyor” diyor. Onarıcı otlatma uygulamalarını takip etmeyen çiftçiler içinse bu yaz yaşanan yangınların etkisi çok daha yıkıcı olarak yaşandı.
EKOLOJİ SERVİSİ









