Yasa tasarısında Abdullah Öcalan’a yer verilmemesini eleştiren hukuk profesörü Norman Paech, çerçeve yasa taslağının mevcut haliyle yetersiz olduğunu belirtti
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi, 5 Ağustos tarihinde Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Meclis Adalet Komisyonu’nda yapılan oylama ile kabul edilen teklifin bugün Meclis Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.
Süreç uluslararası kamuoyu tarafından da yakından takip edilirken, Almanya’nın eksi Federal Meclis üyesi ve uluslararası hukuk profesörü Prof. Dr. Norman Paech, teklifin kapsayıcılığına ilişkin eleştirilerde bulundu.
Yasa taslağının henüz barış ve demokratikleşme sürecine ilişkin herhangi bir perspektif sunmadığını belirten Paech, temel sorunlardan biri olarak Abdullah Öcalan’a yönelik “umut hakkı”nın bulunmaması olduğuna işaret etti. Taslağın mevcut haliyle eksik olduğunu ifade eden Paech, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin en büyük halklarından biri olan Kürtler, yasa tasarısında adeta yok sayılıyor. Onların lideri ve temsilcisi Abdullah Öcalan’ın adı dahi geçmiyor ve Öcalan, kendi çağrısıyla barış ve demokratikleşme sürecini başlatmış olmasına rağmen sürece dahil edilmiyor. Tasarıda kovuşturma, zamanaşımı ve hak kayıplarına ilişkin usullerden söz edilirken, en önde gelen tutuklu Abdullah Öcalan’ın geleceğine dair tek bir kelime dahi edilmiyor. Ne yazık ki dost demokratik ülkelerden temsilcilerin barış sürecine danışmanlık yapmak üzere davet edilmesine yönelik de herhangi bir düzenleme bulunmuyor.”
‘Meclis’in kendisine bile süreçte herhangi bir rol verilmiyor’
Paech ayrıca taslağın ana odağının silahsızlandırmaya yönelik olmasını da eleştirdi. Paech, “Tasarıda, iki yıldır Meclis’te mücadelesi verilen bütünlüklü bir demokratikleşme sürecine ilişkin herhangi bir öneri görülmüyor. Türkiye’deki Kürtlerin ve diğer halkların sürecin aktörleri olarak eşitliğinden söz etmek mümkün değil. Tasarı, yurttaşların söz ve karar hakkının bulunmadığı, merkezi komitede dahi temsil edilmediği, yukarıdan dayatılan bir kararnameyi andırıyor. Meclis’in kendisine bile süreçte herhangi bir rol verilmiyor” dedi.
Yasanın ismini değerlendiren Paech, ulusal dayanışma ve toplumsal bütünleşmeyi amaçlayan bir yasanın etkili olabilmesi için yerine getirmesi gereken koşullar olduğunu ifade etti. Paech bu koşulları şöyle sıraladı:
“Yasa, toplumda çözülmesi gereken mevcut çatışmaları tanımlamalı, dayanışması ve bütünleşmesi hedeflenen farklı gruplara ve aktörlere hitap etmeli, onların temsilcilerini sürece dahil etmeli ve sürece dahil olan herkes için tanınma ve eşitlik temelinde bir zemin oluşturmalıdır.”
Haber: Deniz Karabudak\MA









