‘Çerçeve yasa’nın Meclis’te atılan ilk hukuki adım olduğunu söyleyen Çağlar Demirel, ‘Beklenti, sizin müzakereci olarak gördüğünüz, yıllardır İmralı Cezaevi’nde tecrit altında tutulan Kürt Halk Önderi’nin bu yasada yer almasıydı. En kısa zamanda ek yasaların çıkarılmasını ve bunun genişletilmesini bekliyoruz’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında uzun süredir gündemde olan ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak tartışılan 12 maddelik kanun teklifi, Meclis Genel Kurulu’nda 468 oyla kabul edildi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK), PKK/KCK ile bağlantılı tüm yapıların kendini feshettiği ve silahların tamamen bırakıldığı yönünde tespit ve teyitte bulunması şartına bağlandı
Sürecin hukuki zemininin oluşturulması açısından kritik bir adım olarak değerlendirilen düzenlemede, kamuoyunda sürecin en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkan “umut hakkı”na ise yer verilmedi. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve koşullu salıverilme hakkı başta olmak üzere, uzun süreli ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının yeniden ele alınmasını içeren “umut hakkı”nın kapsam dışında bırakılması, siyasi ve hukuki çevrelerde yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti ve siyasetçi Çağlar Demirel, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çerçeve yasanın öneminin, Kürt sorunu gibi tarihsel ve yapısal bir meselenin devlet tarafından ilk kez kendi meclisinde hukuki bir zeminde tartışılmaya başlanmasının önemli olduğunu belirten Çağlar Demirel, şunları ifade etti:
“Çerçeve yasa, bunca yıllık süreç içerisinde Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderilen bir yasa haline geldi. İlk kez sürece dair hukuki ve demokratik siyasetin yapılmasına ilişkin bir çerçeve çizilmeye çalışıldı. Kürt sorunu, tarihsel olarak inkar, asimilasyon, yok etme ve kırım politikaları üzerinden ele alındı. Bugün Meclis’in bu sorunu tartışmak zorunda kalması kendiliğinden ortaya çıkmadı. Kürt Özgürlük Hareketi’nin yıllara yayılan mücadelesi sonucunda bu noktaya gelindi.
Buna neden olan, Kürt Hareketi’nin mücadelesidir. Kürt Halk Önderi’nin muazzam direnişi, mücadelesi ve müzakeresi sonucu bu noktaya gelindi.”
‘Atılan adım sürecin ilerlemesi açısından çok önemli’
Sürecin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde ele alınamayacağını, Ortadoğu’daki gelişmelerin de çerçeve yasanın ortaya çıkmasında etkili olduğunu söyleyen Çağlar Demirel, şöyle devam etti:
“Bu süreç sadece Türkiye’yi değil, Ortadoğu konjonktürünü etkileyen bir sürecin içerisindedir. Bütün bunlar, çerçeve yasanın oluşmasını elzem kılan bir durumu ortaya koyuyor. Kürt sorununun varlığının kabul edildiği bir aşamaya gelinmesi başlı başına bir öneme sahiptir. Ancak böylesine derin ve tarihsel bir sorun tek bir yasa ile çözülemez. Böylesine devasa bir sorunun bir defada bir yasayla, bir çerçeve yasayla çözülmeyeceğini herkes biliyor. Buna rağmen atılan adım, sürecin ilerlemesi açısından önemlidir.
‘Bir çerçeve olduğu ifade edilebilir’
İçeriğine dönüp baktığımızda, tam anlamıyla talepleri karşılayan bir içerik midir? Tabii ki değil. Dili, üslubu, yaklaşımı ve söylemi açısından eleştirilmesi gereken çok yönü var. Sorunu tamamen çözecek bir yaklaşımı ortaya koyan bir çerçeve yasa değil. Bundan sonraki süreçte nelere ve neyin önünü açacağına dair bir çerçeve olduğunu ifade edebiliriz. Önemli olan, kök yasa dediğimiz noktada bunun bir kök yasa olmasıdır. Bunun dallarının ve budaklarının giderek genişlemesi ve bütün toplumsal kesimlerde hukuk bulması gerekiyor.”
‘Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü yasada yer almalıydı’
Çerçeve yasanın en önemli eksikliklerinden birinin Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüne ilişkin herhangi bir düzenlemenin bulunmaması olduğuna dikkat çeken Çağlar Demirel, şöyle konuştu:
“Beklenti, sizin müzakereci olarak gördüğünüz, yıllardır İmralı Cezaevi’nde tecrit altında tutulan Kürt Halk Önderi’nin bu yasada yer almasıydı. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüne kavuşmamış olması, hatta 2005 yılı öncesine ilişkin bir ibarenin bırakılması kabul edilecek bir durum değildir. Bu bir adımdır. Bunu, Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğüne, fiziki özgürlüğüne vesile olabilecek bir yasa çerçevesi olarak düşünüyoruz. En kısa zamanda ek yasaların çıkarılmasını ve bunun genişletilmesini umuyoruz.
Toplumun en fazla tatmin olmadığı konulardan biri, Kürt Halk Önderi’nin müzakereciliğinin ve başmüzakereciliğinin, fiziki özgürlüğünün bu yasada bir karşılığının olmamasıdır.”
‘Öncüsü kadınlardır’
Çerçeve yasa hazırlıkları öncesinde TJA ve Türkiye kadın hareketinin, sürecin kadınlar açısından nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin çok sayıda açıklama yaptığını hatırlatan Çağlar Demirel, “Kadınlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin asli unsuru ve öncüsüdür. Kadının adının olmayışını önceki süreçlerdeki deneyimlerimizden biliyoruz. Ama Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ana unsuru ve öncüsü kadınlardır. Bunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Kadınların olmadığı bir barış sürecinde çözüm gelişemez” dedi.
Kaynak: ANF









