Mevlana Mahallesi’nde yaşayan ve uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele etmek için kurdukları Agît Spor oyuncusu olan gençler, “Agît Spor yalnızca bir takım değil bir halkın hafızasıdır” dedi
Mahallelerde giderek artan uyuşturucu bağımlılığına karşı mücadele etmek için İzmir’in Bornova ilçesinin Mevlana Mahallesi’nde yaşayan gençler, 2024 yılında kurdukları Agît Spor takımını kurdu. Gençlerin spor kulübü faaliyetleri aracılığıyla, bağımlılıkla mücadele eden ailelere ve gençlere ulaşmayı hedefliyor. Sporun birleştirici ve dönüştürücü gücüne inandıklarını belirten genç sporcular Agît Spor çatısı altında tiyatro, müzik, çeşitli sanat etkinliklerini barındırmayı ve gençlere yalnız kalmamaları için alan açmayı hedefliyorlar.
Takım, bu yıl Rojin Kabaiş ve 2024 yılında DEM Parti İzmir İl Örgütü’nde katledilen Deniz Poyraz için yapılan futbol turnuvalarına katılarak, artan uyuşturucu kullanımına da dikkati çekti. Takımı bir araya getiren gençler, uyuşturucuya karşı verdikleri mücadeleye dair değerlendirmelerini MA’ya anlattı.
Gençler kendini var edemediği için yozlaşıyor
Gökhan Şaylı, gençleri Agît Spor bünyesinde bir araya gelmeye ve uyuşturucuya karşı mücadeleyi büyütmeye davet ediyor:
“Agît Spor’un kurulma sürecinde, uyuşturucu bağımlısı gençlerin ve çocukların yoksul ailelerin çocukları olduğunu gördük. [Bu çocuklar] anneleri ve babaları inşaatlara, fabrikalara çalışmaya gidince sokaklara çıkan ve burada büyüyen çocuklardı. Gençlerin mahallede yalnız kalmasını istemedik, onlara alan açmak istedik. Çünkü gençlerin burada bir aktivitesi yok; dolaşılacak güzel bir alan veya sohbet edilecek uygun yerler olmadığı, sistemin buraya [iyi anlamda] hiç uğramadığı söylenebilir. Çocukların sosyalleşmek için en fazla İzmir’in Küçükpark ve Alsancak gibi yerlere gidip kendilerini var ettiklerini düşünüyor, daha fazla yozlaştıkları bir noktaya varıyor. Mahallede Çamlık diye bir yerde gençlerin daha çok vakit geçirdiği, buraya gelip madde ve uyuşturucu kullandıkları, birbirleriyle kavga ettikleri [görülüyor]. Bu sebeple Agît Spor’u büyütüp gençleri daha fazla aktiviteye davet etmek istiyoruz. Bunun sadece spor olmayacak; satranç turnuvası, eğitimsel yönler, matematikten tiyatroya kadar her şeyi kapsayan bir yapı olacak. Takım, halkın bir takımı ve halkın kendi öz savunması haline gelecek. Gençler geldikçe diğer alanlardaki noktalara gitmeyecekler. O alandan koptukça, kendileriyle vakit geçirildikçe, birlikte hareket edilmeye başlanacak; diğer alanlar unutularak kendilerini var edecekler. Bu bağlamda katılan arkadaşların ve çocukların daha yararlı bir şekilde süreç ilerlettiğini görüyoruz.”
Gençler topluma kazandırılmalıdır
Yusuf Belek, gençlerin birbirinden öğrendiği ve birbirini geliştirdiği bir ortam ortaya çıkarmaya çalıştıklarını, sadece futbolcu yetiştirmeyip toplumsal olarak daha bilinçli bireylerin yetişmesine de katkı sağladıklarını söylüyor. Gençlerin sosyalleşmesi gerektiğini belirten Yusuf Belek eldeki imkanlar ve ihtiyaçları şu sözlerle ifade ediyor:
“Bu durum daha çok belediyeleri ilgilendiren, mevcut imkânları aşan bir konudur. Biz daha yeni yeni çalışmalara başladık. Ama gençleri uyuşturucudan uzaklaştırmaya çalışılmakta yararlı olduk ve birkaç genç arkadaş bu maddelerden uzaklaştı. Ancak bunun süreklilik haline gelmesi gerekmekte. Bu bağlamda STK ve belediyelerden destek alınabildiği sürece arkadaşlar alanlara çekilmeye çalışılmakta. İletişim kurulmasıyla birlikte kendilerini topluma kazandırmaya başlayacaklardır. Bu noktada durumun kıymetli olduğunu düşünüyoruz ve sürekliliğin sağlanacağına inanıyoruz.”
Gençlerin kendilerini var edebilecekleri alanlara ihtiyaç var

Futbolun daha yaygın olması nedeniyle futbol takımı olarak başladıklarını fakat sanat kollarında da faaliyet yapmak istediklerini kaydeden Yusuf Belek, gençlerin sadece sorunlarını dinleyen değil kendilerini var edebilecekleri alanlara da ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
Gençlerin kendi düşüncesini ortaya koyabildiği bir ortamda geliştiğini söyleyen Yusuf Belek, şöyle anlatıyor:
“Bu yüzden futbolun yanında sohbet edebileceğimiz tartışabileceğimiz birlikte üretebileceğimiz sosyal alanlar oluşturmak istiyoruz. Gençlerin birbirinden öğrendiği ve birbirini geliştirdiği bir ortam ortaya çıktığında aslında sadece futbolcu yetiştirmiyorsunuz, toplumsal olarak daha bilinçli bireylerin yetişmesine de katkı sağlıyorsunuz. Bir genç bir kez uyuşturucudan uzaklaştığında onu yalnız bırakmamak gerekiyor. Bizim yapabileceğimiz şey genci sürekli sosyal hayatın içinde tutmak, arkadaşlarıyla bağını güçlendirmek ve kendisini ait hissedeceği alanlar oluşturmak. Belediyelerin, kamu kurumlarının, sağlık çalışanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve spor kulüplerinin birlikte çalıştığı daha kapsamlı bir dayanışma ağına ihtiyaç var. Çünkü mesele sadece bir genci maddeden uzaklaştırmak değil onu yeniden hayatın içerisine kazandırmak.”
Geleceğin birlikte kurulduğu bir alan
Agît Kaplan, gençlerin birlikte üretebilecekleri bir alan yaratmaya çalıştıklarını, bu mücadelede gerekli olduğunu düşündükleri yaklaşımları şöyle anlatıyor:
“Ailelerin, öncelikle uyuşturucu kullanan gençlere ‘Neden içiyorsunuz?’ diye sormak yerine onları anlamaları ve onlarla iletişim kurmaları gerek; burada ailelere sorumluluk düşüyor. Ayrıca gençlerin bir problemi olduğunda uyuşturucu kullanmak yerine aileleriyle ve çevreleriyle iletişim kurmaları gerekiyor. Bir alanda uyuşturucu kullanmak, alkol tüketmek veya kumar oynamak yerine spor, sanat ve müzik gibi bir alan seçilip o alanda yoğunlaşmak gerek. Bu anlamda Agît Spor sadece bir takım adı değil; bizim için bir halkın hafızasının gençlerle buluştuğu bir alan. Biz burada yalnızca futbol oynamıyoruz, gençlerin birbirleriyle konuşabileceği, birbirinden öğrenebileceği, kendisini ifade edebileceği ve birlikte üretebileceği bir alan yaratmaya çalışıyoruz. Çünkü bir toplum gençlerini kaybettiğinde aslında geleceğinin önemli bir bölümünü kaybediyor. Kadınların öldürüldüğü, gençlerin uyuşturucuya sürüklendiği, umutsuzluğun büyüdüğü bir ortamda bizim cevabımız daha fazla sosyal alan, daha fazla dayanışma, daha fazla spor, daha fazla kültür ve daha fazla iletişim kurmak. Agît Sporun sahadaki mücadelesi elbette kazanmak üzerine ama bizim için asıl kazanım gençlerin hayatın içinde kalması. Bir gencin buraya gelip futbol oynaması, arkadaşlarıyla sohbet etmesi, kendisini ifade etmesi ve ertesi gün yeniden buraya gelmek istemesi bizim için başlı başına bir başarı. Bu yüzden Agît Spor bizim için sadece 11 kişinin sahaya çıktığı bir futbol takımı değil gençlerin kendisini var ettiği, dayanışmanın büyüdüğü ve geleceğin birlikte kurulduğu bir alan.”
Uyuşturucuyla mücadele çok boyutlu
Kürdistan ve Türkiye’de yıllardır yükselen uyuşturucu bağımlılığı münferit vakalardan ibaret değil. Psikolog Azad Günderci, MA’ya 26 Temmuz’da verdiği görüşünde bu sorunun çözümünün yalnızca tıbbi değil aynı zamanda toplumsal olduğunu anlatıyor.
ESP Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar da, 24 Mart’ta ANF’ye uyuşturucu çetelerinin ajanlaştırılmasını devletin toplumsal mücadeleleri nasıl hedef aldığını aktarmıştı.
27 Nisan 2025 tarihinde Şiyar Be! Platforma Tekoşîna Li Dijî Tiryakê (Farkına Var! Uyuşturucuyla Mücadele Platformu) Kürdistan’da uyuşturucu kullanımının artmasının özel savaş politikasının sonucu olduğunu belirten kadınlar, buna karşı mücadele edeceklerini ifade ettikleri bir yürüyüş düzenlemişti.
6 Temmuz 2026 tarihinde ise Amed Şiyar Be Uyuşturucu İle Mücadele Platformu, madde bağımlılığı ve diğer bağımlılık biçimlerine karşı ‘Rabin’ kampanyasını başlatmıştı. Platform, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireyi değil, toplumun ahlaki ve politik yapısını savunma mücadelesi olduğunu vurgulamış, yaşamın her alanında toplumsal örgütlenme çağrısı yapmıştı.
HABER MERKEZİ









