• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Ağustos 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Yenen masa kurmaz, idam sehpası kurar

20 Ağustos 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Birinci aşama Çerçeve Yasa ile sonuçlandı, şimdi müzakere sürecinin ikinci aşamasındayız. Birinci aşama yaklaşık iki yıllık müzakere sonucunda, henüz yasa uygulanmamış olsa da diyelim ki sona erdi. İkinci aşamanın ne kadar süreceğini bilen var mı? Birinci aşamada silahsızlanma ve karşılığında silahsızlananların şartlı olarak ülkeye dönmesi tartışıldığı halde iki yıl harcandı. İkinci aşamada genel olarak Türkiye’nin demokratikleşmesi, özel olarak Kürt sorununu çözmenin önündeki Anayasal, yasal ve idari engellerin kalkması konuşulacak. İlk aşamayla kıyas kabul etmeyen bir ağır gündem.

İki yıla yakın süren aşamada neler ve neler olmadı ki? İktidar geleceğin Cumhurbaşkanına ve geleceğin iktidar partisine darbe yaptı, NATO Zirvesinde Türk devleti Rusya’yı, Çin’i, İran’ı düşman ilan etti ve Mekke İttifakı ile Türkiye’yi İran’la savaşın eşiğine getirdi. Ne kadar süreceği belli olmayan ikinci aşamada nelerin olacağını bilen var mı? Müzakerenin sürdüğü bir anda Saray İttifakı Bahçelisiz ve Erdoğansız kalırsa ne olur? Şu anda devleti yöneten Bakanlar ve Danışmanlar cuntası devlete el koyar ve “seçimlere paydos” der mi? Ya da yarın Türk devleti Şam’ı bombalayan ve Türkiye’ye “senin vazifen İran’a karşı savaşmak, elini Akdeniz’den, Suriye’den çek” diyen İsrail’le savaşa tutuşur mu? Ya da Husiler, Haşdi Şabiler ve İran Ordusu Suudi Arabistan’a karşı karadan da saldırırsa, Türkiye Mekke Anlaşmasının ilgili maddesi ile İran’a savaş açar mı? Ya İstanbul’da 7 ve yukarısında deprem olursa?

Ben bunlara ne olur ne de olmaz diyemem. Burası Türkiye, her şey olabilir, hiçbir şey de olmayabilir.

Ama sorular orta yerde duruyor. Kim bunlar olmaz, müzakere süreci kendi seyrinde sürer ve sonuç da “demokrasi ve Kürt sorununda çözüm olur” diyebilir?

Demek ki müzakere sürecek ve son güne kadar “kim kazandı, kim kaybetti” denemeyecek. Biz müzakere sürecinde Türkler de Kürtler de, herkes kazansın, araya kara kedi girmesin deriz.

Ama kimi solcu kardeşlerimizle, kimi milliyetçi Kürt kardeşlerimiz daha müzakere sürecinin ilk adımında Öcalan’ın ve PKK’nin “yenik düşüp teslim olduğunu” ilan ettiler. Nerden biliyorlar? Kim bilir kaç yıl süreceğini bilmedikleri müzakerenin nasıl sonuç vereceğini müneccimler gibi nereden haber alıyorlar? İşin tuhafı Öcalan ve PKK yenik düşüp teslim olsaydı, başı binbir dertte olan devlet ve AKP bir de müzakereyle uğraşır mıydı? Yenilmiş olanın önüne bir “teslim anlaşması” koyar, ona “imza atacak” kadar bir zaman verir işin içinden öyle çıkmaz mıydı? Müzakerenin sürüyor olması “kimin yenildiğinin, kimin yendiğinin belli olmadığını” göstermiyor mu?

O halde değerli “yenildi” diyen solcular, değerli “yenildi” diyen milliyetçi Kürtler neden acele ediyorsunuz? Yenilmelerini istemiyorsunuz da yenildikleri için çok üzüldüğünüz için mi “vah vah yenildiler” diye ağlıyorsunuz? Yoksa “hala yenilmediler, biz de yüklenelim ki yenilsinler” diye mi acele  ediyorsunuz?

Ben “yenildiler, devrime ihanet ettiler ve de teslim oldular” diyen solcuların “devrim” özlemlerinde ve “yenildiler, Kürdistan’a ihanet ettiler, teslim oldular“ diyen Kürt milliyetçilerinin “Kürt devleti” özlemlerinde her şeye rağmen samimi olduklarını düşünüyorum. Ama onlara şunu soruyorum: “Yenildiler, teslim oldular” diyorsunuz ya, bununla Kürt halkının müzakere sürecinde Öcalan’a ve PKK’ye destek vermesini neden zayıflatıyorsunuz? Baksanıza müzakere sürüyor, siz müzakereden devletin “zaferle çıktığı ve Öcalan ile PKK’nin yenik çıktığı” durumda “devrimi” daha kolay yapacağınızı, “Kürt devletini” daha kolay kuracağınızı mı sanıyorsunuz? Taktiğinizde bir acayiplik var gibi görünüyor.

Savaş kırk yıl sürdü. Ne devlet zafer kazandı, ne PKK yenildi. Hatırlayın uluslararası komplo günlerinde de birçokları şimdi sizin yaptığınız gibi “yenilgiden, teslimiyetten” söz ediyorlardı. Ama olmadı. Müzakere sürecinin iki yılını devirdik, önümüzde kaç müzakere yılı olduğunu bilmiyoruz. Kürt halkı diye bölgenin ve hatta dünyanın en örgütlü, en bilinçli bir politik gücü var. Evet illegal-askeri örgüt olarak PKK feshedildi. Ama “Hareket” duruyor. Feshedilen örgütün yöneticileri, savaşçıları, sempatizanları şükürler olsun yaşıyor. Onları bugünlere taşıyan Önderleri devlette bu güçleri temsil ederek oturuyor. Yerel yönetimlerde Kürtler var, Dem Parti TBMM’de üçüncü parti. Şu hal size Öcalan’ın ve PKK’nin yenilmediğini göstermiyor mu?

Evet “yenilebilirler”, devlet dışardan, ihanetçiler içerden, “yenildi” diyenler bir sağdan, bir soldan vurursa “yenilme” ihtimali elbette karşımızda durur. Müzakere süreci “ahbaplık süreci” değil, mücadele süreci. Mücadele sürecinde hiç kimse hiç kimseye “zaferi” altın tepside ikram etmez.

O halde henüz yolun başındayız, geçici zorluklarda moral bozmanın alemi yok. Çok uzun bir yolun başındayız. Her adım tuzaklarla, sürprizlerle, aniden çıkan imkanlarla dolu.

Bu uzun yolu bölgede süren dünya savaşı koşullarında, Türkiye’de süren darbe koşullarında, daha bilmediğimiz kimbilir hangi elverişsiz, ya da elverişli koşullarda yürüyeceğiz.

Bu yürüyüşte herkese ihtiyaç ve herkese düşen bir iş var. Birimizin eksilmesi önümüzdeki bir engelin eksilmesini önler.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tekçilikten Demokratik Topluma: Barışın yeni dili (2)

Sonraki Haber

Netenyahu: İdlib’deki saldırımız Türkiye’ye mesajdı

Sonraki Haber

Netenyahu: İdlib’deki saldırımız Türkiye’ye mesajdı

SON HABERLER

Netenyahu: İdlib’deki saldırımız Türkiye’ye mesajdı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ağustos 2026

Yenen masa kurmaz, idam sehpası kurar

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ağustos 2026

Tekçilikten Demokratik Topluma: Barışın yeni dili (2)

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ağustos 2026

Altın Kooperatifi

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ağustos 2026

Fındık bize el olmasın

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ağustos 2026

Rejim ‘terörsüz’ yapamaz

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ağustos 2026

Masadan sokağa barış kültürü

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır