İki kardeşi özgürlük mücadelesine katılan Muhsine Aslan, herkese çağrıda bulunarak, ‘Evde oturmasınlar, küsmesinler, darılmasınlar, gelsinler. Bu sürece sahip çıkalım, sesimizi yükseltelim’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı sonrası önemli adımlar atılmaya devam ediliyor. 18 Ağustos’ta da “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. İki kardeşi özgürlük mücadelesine katılan ve Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) yöneticisi Muhsine Aslan, gelişen sürece ve yasaya dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz’

“Kardeşlerim kendileri için değil, Kürtlerin özgür olması, özgür yaşaması ve özgür bir dil için mücadele yürüttüler” diyen Muhsine Aslan, kardeşlerinin haksızlığa karşı başkaldırdığını dile getirdi. Muhsine Aslan, “Kardeşim Ferhat Alkan, 2014 yılında Özgürlük Hareketi’ne katıldı. O zaman 25 yaşındaydı 2018 yılında şehit düştü. Bizim köyümüz yakılmadı ama köylerin yakılmasına, eziyet edilmesine şahit olduk. Benim gözümün önünde babama işkence edildi, dişleri kırıldı. Amcalarım cezaevindeyken görüşe gittik hiç konuşmuyorlardı. Babaannem sadece ‘oğlum nasılsın’ diye soruyor, amcam da ‘iyiyim anne’ diyordu. Hiç unutmam, bir kere görüşe gittiğimizde kardeşim küçüktü, amcama ‘Apo tu çewanî’ dedi amcam da ‘Apo heyran ez başim’ dedi. Orada apar topar amcamı aldılar, dövdüler ve bizi dışarı attılar. Sürekli baskılar ve operasyonlar olurdu, işkenceler yaparlardı. Küçücük çocuklar katledildi. 2006 olaylarında küçücük çocuklar sokaklarda katlediliyordu. Zaten benim kardeşimi etkileyen o olay oldu. Kardeşim de bunları kabul etmedi. Diğer kardeşim de 2014 yılında Kobanê savaşına katıldı. Ondan haber alamadık durumunu bilmiyoruz. Sadece benim kardeşim tek değil binlerce şehidimiz var. Onlar orada mücadele ederken, biz de buradan mücadele yürütüyoruz. Onlar her zaman önde yürüdüler, biz de arkalarından. Onlar karanlık yolumuzu aydınlattılar. Biz de o yolda yürümeye devam ettik. Elimizden geleni yapmaya da devam edeceğiz” dedi.
‘Fiziki özgürlüğü inşallah olacak buna inanıyorum’
Çerçeve yasanın olumlu bir adım olduğunu ancak daha atılması gereken adımların olduğunu dile getiren Muhsine Aslan, “Çerçeve yasa tabii ki sevindirici bir şey. Bundan sonra artık savaşlar olmasın, gözyaşları dökülmesin, anneler ağlamasın. Gözyaşının bir rengi olamaz, gözyaşlarının hepsi aynıdır. Sadece Türkiye’de değil dünyada barış olmasını istiyoruz. Her yerde barış, kardeşlik varken, niye kavga edelim? Niye canları kaybedelim? Biz savaşa ‘hayır’ diyoruz. Barış, kardeşlik için de bir çatı altında yaşamak istiyoruz, aynı zamanda bütün haklarımızı istiyoruz. Hasta tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz. Özellikle Abdullah Öcalan, Kürt lideri olarak aramızda olmalı. Bize liderlik yapmaya devam ediyor, biz de yolunda yürümeye devam ediyoruz. Biz onun sayesinde sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya Kürt halkının, kimliğinin olduğunu gösterdik. Fiziki özgürlüğü inşallah olacak buna inanıyorum. Biz sonsuza kadar ona güveniyoruz. Onun sözünden de çıkmayacağız, yolunda da yürümeye devam edeceğiz” sözlerini kullandı.
‘Abdullah Öcalan’ın eline el verelim’
Muhsine Aslan, son olarak herkesin barış inşasında aktif olarak yer alması gerektiğini belirterek şunları dile getirdi: “Çocukluğumuzdan beri sokaklardayız, mücadele ediyoruz ama üç yıldır MEBYA-DER’de çalışma yürütüyorum. Nerede barış çalışması olsa oradayım. Elimden ne gelirse yapıyorum, yapmaya da devam edeceğim. Barış gelene kadar, Kürdistan bayrama dönüşene kadar mücadeleye devam edeceğim. Barış için herkes, aileler, ablalar, kız kardeşler, anneler, babalar gelin omuz omuza verelim. Mücadeleye, özgürlüğe, Abdullah Öcalan’ın eline el verelim. Evde oturmasınlar, küsmesinler, darılmasınlar; gelsinler. Bu sürece sahip çıkalım, sesimizi yükseltelim, barış gelsin. Tabi ki en başta devletten samimi adımlar bekliyoruz. ‘Abdullah Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun, gerillalar gelsin’ diyorlar ama önce bir güvence vermeleri lazım. Biz sağlam bir güvence istiyoruz. Yüzyıllarca savaş devam etse asla kanla kan yıkanmaz. Gözyaşının rengi olmaz. Keşke bunlar daha önce yapılsaydı. Herkes de anladı ki barış Abdullah Öcalan olmadan olmuyor. Biz ona güveniyoruz.”
Haber: Rozerin Gültekin / JINNEWS









