Kadın Zamanı Derneği’nden Derya Aslan, JinMap uygulamasının şiddete maruz bırakılan kadınların destek mekanizmalarına erişiminde önemli bir ihtiyaca yanıt verdiğini belirtti
Kadın Zamanı Derneği, İstanbul’da yaşayan kadınların maruz bırakıldığı şiddetle mücadele hizmetlerine anadilde erişimi kolaylaştırmak amacıyla “JinMap” uygulamasını başlattı. Dernek yöneticisi Derya Aslan, çalışmayı JinNews’e değerlendirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile yaptıkları görüşmeler sonucunda “Alo 153” destek hattında Kürtçe hizmet verilmeye başlanmasının önemli bir kazanım olduğunun altını çizen Derya Aslan, bu hizmetlerin kadın danışma merkezlerinde de yaygınlaştırılmasını talep etti.
İlk dijital Kürtçe hizmet çalışması
Kadın Zamanı Derneği’nin hazırladığı JinMap’in, kadınların şiddete karşı başvuru merkezlerine daha kolay ulaşabilmesi amacıyla geliştirildiğini belirten Derya Aslan, uygulamanın Kürtçe hazırlanan ilk dijital haritalandırma çalışması olduğunu söyleyerek şunları ekledi:
“Bu çalışma bize, kadınların çok rahat ulaşabileceği mekanizmaların tek bir platform altında toplanmasını gösterdi. Bu platformun ilk olması ve Kürtçe olmasıyla birlikte gerçekten çok iyi dönüşler aldık. Kadınların başvuruları da çok fazla arttı. Çok temel bir ihtiyaçtı.”
Kadınlara yol gösteriyor
Derya Aslan, JinMap’in yalnızca kadınların başvuru merkezlerine ulaşmasını sağlayan bir uygulama olmadığını, çalışmanın aynı zamanda kadın danışma merkezlerine ilişkin bir veri sistemine dönüştüğünü söyleyerek şu detayları aktardı:
“Kadınların çok rahat ulaşabileceği bir veri sistemine de dönüştürdük. İnsanların, mahallelerinde, ilçelerinde bir kadın danışma merkezi var mı, bu kadın danışma merkezi nasıl bir destek sunuyor, nasıl bir yönlendirme yapıyor, bu hizmetler çok dilli mi, gibi sorularına yanıt oluyor. Çünkü biz anadile ilişkin bir çalışma, bir izleme çalışması yaptık.”
Anadilde hizmet yetersiz
Kadına yönelik şiddetle mücadelede anadilde hizmet sunulup sunulmadığını görmek amacıyla 39 ilçe belediyesi ve İBB ile görüştüklerini aktaran Derya Aslan, çalışma sonucunda Kürtçe hizmetlerin oldukça yetersiz olduğunu tespit ettiklerini vurguladı:
“39 ilçeden sadece Bağcılar ve Avcılar Belediyesi Kadın Danışma Merkezi Kürtçe destek verdiklerini ifade ettiler. Diğerlerinin gündeminde Kürtçe olmadığını, dile ilişkin bir politikalarının olmadığını gördük.”
‘İstanbul’da Kürt kadın nüfusu yoğun’
İstanbul’da yaşayan Kürt kadın nüfusunun yoğunluğuna dikkat çeken Derya Aslan, kadınların şiddete maruz kaldıklarında anadillerinde kendilerini ifade edebilmesinin önemine vurgu yaptı:
“İstanbul, dünyanın en büyük Kürt nüfusuna sahip illerinden biri. Kürt nüfusunun da yarısı kadın. Bu kadınlar şiddete maruz kaldıklarında kendi dilinde, kendi hikâyesini ve derdini anlatmak ister. Her insan kendi dilinde derdini çok rahat anlatabilir.”
‘Kürtçe bilen personel şart’
Derya Aslan, kadınların Türkçe konuşabilseler dahi kendilerini ifade etmekte zorlandığının altını çizdi:
“ ‘Ben Türkçeyi çok iyi bilmiyorum ama bir şekilde ifade edebilirim. Kendimi rahat anlatmam için çocuğumu ya da bir refakatçiyi yanımda götürüyordum’ diyor kadınlar. Buna gerek kalmayabilir. Orada Kürtçe bilen bir personelin olması, kadının çok rahat kendi dilinde dinlenmesi güven ilişkisini de daha çok pekiştirir.”
‘Kürtçe destek veren profesyonel personelin istihdam edilmesi gerekiyor’
Derya Aslan, Alo 153 hattının Kürtçe destek vermeye başlamasının önemli bir kazanım olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:
“Ama bu, kadına yönelik şiddete dair yeterli değil. Belki Alo 153 Kürtçe destek veriyor ama danışma merkezlerinde Kürtçe destek veren profesyonel personelin istihdam edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda yaptıkları etkinliklerde, atölyelerde, eğitimlerde anadilde destek ve hizmet verilmesini talep ettik. Yaptıkları broşür ve görünürlük materyallerinin Kürtçe olmasını talep ettik.”
‘Anadil hakkı kamu politikalarında yer almalı’
Hazırladıkları raporun kadın örgütleri, akademi ve hak savunucuları açısından önemli bir veri analizi oluşturduğunu kaydeden Derya Aslan, anadilin kamusal politikalarda yer alması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“ ‘Anadil temel bir haktır’ diyoruz. Özelde şiddete maruz kalan kadınların gerçekten kendi dillerinde kendini ifade edemediklerine birebir tanıklık ettik. Bunun kamunun gündemine girmesi gerekiyor ve kamunun da buna ilişkin politikalar üretmesi gerekiyor. Vizyon belgesinden tutalım, stratejik planlamalara kadar hepsinin içerisine yedirilmesi gerektiğini ifade ettik. Bu konuda da umudumuz var. Bunun takipçisi olacağız.”
HABER MERKEZİ









