• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ağustos 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

‘Baldırı çıplakların’ serveti

28 Ağustos 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Yine ‘terörist’ diye vurulan çocuklar, Kürt halkının yüreğinin en temiz yanları olarak kaldılar ve kalacaklar. Sayılacak örnekler çok fazladır. Ancak bizim için anlamlı olan, bu yaşanmışlıkları anlamsız dillendirmek ve bu yolla nesneleştirmek değil güç yaparak yeni toplumsallık inşasını başarıyla gerçekleştirebilmektir

Örneğin TRT 6 adı altında yapılan yayınlarda iktidarın Kürt tanımı ortaya konmaktadır. Adeta kendinden geçmiş, ucuz ve lümpen bir bozulmuşluk Kürtlük diye sergilenmektedir. Kürdün en kendisi olmayan yanı Kürtçe dili üzerinden meşrulaştırılmaya ve bunlar üzerinden Kürt tanımı inşa edilmeye çalışılmaktadır

PKK’nin serveti, insanlık mücadelesi ve kazandığı değerlerdir. Kürtlere kazandırdığı insan olma değerleridir. Soykırımlar içinden çekip çıkardığı varlık ve özgürlüğe dair tarih bilincidir. Ulus olma bilincidir. Kadın özgürlük çizgisi temelinde varolma ve özgür yaşama istemidir. Demokratik ulus anlayışı temelinde tüm Ortadoğu halklarıyla bir arada özgür yaşama arzusudur

Dilzar Dîlok

Yüzyıllık soykırım uygulamalarının ve elli yıllık özgürlük mücadelesinin sonuçları yansımaya ve tartışılmaya devam ediyor. “Süreç” kavramından biz Kürtlerin anladığı ile Türkiye’deki belli kesimlerin anladığı aynı şey olmuyor. İki ayrı toplumsallığın, iki ayrı kimliklenmenin ve ayrı siyasal perspektifin sonucu olan bu durum kuşkusuz demokratik uluslaşmanın da zenginliğine dönüştürülme temelinde anlamlandırılabilir. Bir kesim süreci en azından Kürtlerin anladığına yakın anlamla anlama istemi, gayreti içinde, ancak yüzyıllık resmi ideolojinin yarattığı düşünme sistemi anlamaya izin vermiyor çoğunda. Hassasiyetler adı altında dillendirilenler bir ulusun demokratikleşme sorunlarından ziyade başka emellere hizmet eden, ulus dışı unsurlar durumundadır.

Türkiye’deki hassasiyetlerden biri provokatif unsurların çarpıtarak süreçle irtibatlandırmaya çalıştığı kimi taleplerdir. Geçmiş savaş sürecinde yaralanmış olan alt rütbedeki bireylerin sosyal hizmet kapsamında yaşam standartlarının iyileştirilmesi önemli ve gereklidir. Bunun için bu kesimlerin eylem yapması da önemlidir. Madenciler, öğretmenler ya da başka kesimler nasıl eylem yapıyorsa, onlar da başka bir kesim olarak eylem yapabilir. Geçim zorluklarını dillendirip taleplerde bulunabilirler. Zaten söz konusu eylemlerde dile gelenler de sosyal-ekonomik taleplerdir. Ancak provokasyon yapma amacıyla ortalığa salınanların yaptığı ise, bu eylemleri süreçle bağlantılandırarak karşıtlık oluşturma, sosyal talepleri güncel siyasal demokratik adımların tıkacı olacak şekilde konumlandırma arayışıdır. Ne yazık ki bu tarz provokatif girişimler, söz konusu grupların geçim sorunlarını çözmediği gibi bedensel sorunlarını nesneleştirerek anlamdan düşürmektedir. Cami-cemevi-gazi eylemi üçgeninde soluk soluğa koşarak yeni bir siyaset yapılamayacağı da aşikardır. Takip ettiğimiz kadarıyla eylem yapan talep sahipleri nihayetinde bu oyunlara gelmediler, sürece dair destek ya da karşıtlık oluşturmadılar, eylemlerini ısrarla sosyal taleplere oturttular. Provokasyonlara gelinmemesi önemli bir yaklaşımdır. Yine eylemin karakterinin haklılığını da ortaya koymaktadır.  Hassasiyetler söylemini abartmak yerine bu tarz taleplerin yaşamsal düzeyde karşılanmasını da vicdani okumanın ötesinde bir sosyal hak ekseninden bakarak pratikleştirmek daha yapıcı olabilir.

Kürtler de şehit verdiler, gazileri oldu. Bizzat savaş alanlarında yaşananların dışında sivil halkımız üzerindeki uygulamaların sonuçları dahi başlı başına bir büyük kitle oluşturmuştur. Yüzlerce çocuk askeri malzemelerin sivil alanlara atılması sonucu hayatını kaybetti, büyük yaralar aldı. Yine ‘terörist’ diye vurulan çocuklar, Kürt halkının yüreğinin en temiz yanları olarak kaldılar ve kalacaklar. Sayılacak örnekler çok fazladır. Ancak bizim için anlamlı olan, bu yaşanmışlıkları anlamsız dillendirmek ve bu yolla nesneleştirmek değil güç yaparak yeni toplumsallık inşasını başarıyla gerçekleştirebilmektir.

Onursuzlaştırmaya karşı direniş

Kürtler hassasiyetlerini fazla dile getirmiyorlar. Bu, Kürtlerin hassasiyetlerinin olmadığı ya da daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kürt halkı ulusal varlık mücadelesi için büyük bedeller verdi. Can kayıplarından söz bile etmeden, birçok konu başlığı sayabiliriz. Halkımız büyük acılar çekti, büyük ötekileştirme, ikinci sınıf insan muamelesi gördü. Türkiye’de akademisyen olduğunu söyleyen kimileri bir alt tür olarak adlandırdı Kürtleri. Büyük aşağılanma, onursuzlaştırmaya karşı direniş sürecinde büyük bedeller verildi. Kendi köyünden, toprağından zorla koparılanların sayısı milyonları çok aştı. Şehirlerde aşağılanmaya ve linçe uğrayanlar ha keza.

Üniversite yıllarında ilginçtir Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde de epey Kürt vardık. Hakkarili bir erkek öğrenci vardı, şiveli konuşurdu, büyük aşkla derslerine sarılırdı. Bir gün hocanın biri onun konuşmasını duyunca onu durdurup cümlesini tekrarlattı, yanlış duymadığını teyit etti ve acıyarak “bu sizin ayıbınız değil, düzeleceksiniz” babında birkaç cümle söyleyerek Kürtlüğü, tedavi edilmesi gereken bir hastalık, giderilmesi gereken bir ayıp gibi algıladığını iğrenerek dillendirdi.

Böyle milyonlarca çocuk aşağılanarak, büyük kırılmalara uğrayarak ve toplamda anlam dünyası parçalanarak okul sıralarından geçirildi. Şeklen değişse de Sıdıka Avar’ın dağ çiçeklerinin sonu gelmiyor, tüm köylerde, şehirlerde, okullarda, hastanelerde, fabrikalarda sokakta her yerde bu çiçekler bitiyor, bitiyordu. Kürtlerin Türkiye devleti içinde normalleşmesi, büyük kültürel ezilme özünde beyaz soykırım pahasına gerçekleştirilmeye çalışılıyordu. Tensel ölümleri ifade eden on binlerin yanında bu milyonların ölümü geri dönüşümü-telafisi mümkün olmayan ölümlerdi.

Kürtlerin hassasiyetleri, sosyolojik-ulusal olmak kadar aynı zamanda bundan ötedir. Kürtlerin hassasiyeti özgür birey-özgür toplum olma temelindedir. Bunu çok dillendirmemeleri de özgürlüğü arzulamadıklarından değildir. Başta Önder Apo’nun özgürlüğü olmak üzere…

Böyle bir durumda Kürtlerin mütevazi süreç dahiliyetlerinin tahrik edilmeye çalışıldığını belirtmek yerindedir. Bunun kaynağı toplumu, kitleleri geçmiş dönemlerde aşırı milliyetçileştiren, terör söylemini çatı olarak kullanıp her tür iktidar inşasını buna dayandıran ve son iki yıldır da yeterince hazırlamayan iktidarlardır. Sürece destek isterken dahi kendi mecralarında “şehitlerimize halel getirmeme” yolunda söylenen sözlerdir. Örneğin Kürt basını sürekli özgür toplum, demokratik toplum söylemini esas alan yayınlar yapıyor, ancak iktidar yanlısı yayınların demokrasi kavramını dahi dillendirmemeleri, tersine Türklük söylemini derinleştirmeleri, adeta Türklüğü yeni keşfetmişçesine yayınlar yapmaları sürecin ruhuna uygun değildir. Bir yandan da varoluş korkusunun derin endişesinin yaşandığı düşüncesini doğurmaktadır.

TRT 6: Bozulmuş Kürtlük

Hassasiyetler adı altında provokasyona hazır duygular inşasında rol oynanması devletin kendi gelecek yüzyılı tasavvuru açısından büyük zafiyetler barındıracağının görülmesini önemsemekteyiz.

Örneğin TRT 6 adı altında yapılan yayınlarda iktidarın Kürt tanımı ortaya konmaktadır. Adeta kendinden geçmiş, ucuz ve lümpen bir bozulmuşluk Kürtlük diye sergilenmektedir. Kürdün en kendisi olmayan yanı Kürtçe dili üzerinden meşrulaştırılmaya ve bunlar üzerinden Kürt tanımı inşa edilmeye çalışılmaktadır. Hem AKP hem de MHP olarak bütün iktidar bilmektedir ki böyle bir Kürtlük demokratik olamaz. TRT 6’de sergilenenlerden bir demokratik ulus, demokratik toplum, demokratik Türkiye çıkması mümkün değil. Oradan ancak toplum artığı, kendisi olamayışın savrulmasıyla çöplük toplum metaforlarının bile artığı durumda olan bir bozuk ürün çıkar. Ondan da ne Kürtlük çıkar ne de Kürtsüz olamayacak Türklük. Eğer sıkça dillendirilen “Türk, Kürtsüz olmaz” söylemlerinden maksat TRT 6’teki kürtlükse, ne yazık ki büyük bir yanılgı yaşanmaktadır.

İlke ve özgür yaşam Kürtlüğü

PKK’nin yarattığı Kürtlük ilke ve özgür yaşam Kürtlüğüdür. Türkiye’de iktidar ya da muhalefet kim olursa olsun, hangi kesimden olursa olsun bu Kürtlüğün Türkiye ve Ortadoğu halklarının özgür ve demokratik yaşamı için büyük güvence olduğu bilinmektedir. PKK’nin yarattığı değerler çoktur. PKK örgüt olarak kendini feshetti, silahlı mücadeleye son verdi ancak yok olmadı. Toz olup uçmadı. Aklımızla, fikrimizle, yarattığımız duygu ve düşüncelerimizle biz varız. Bu akıl ve fikir, bu duygu ve düşünce özgür ve demokratik toplumdan yanadır. Bu konuda halklar arası doğru iletişim araçları da oluşturulmalıdır. Tabi bunun temel yolu düşmanlık yapmaktan ve Kürtlüğü hâkim bakış açısıyla tanımlamaktan vazgeçmektir. Kürtlüğü Kürtlerin kendisi tanımlamalıdır. Oysa yapılan, soykırımcı zihniyetle inşa edilen tanımların içine Kürt figüranların yerleştirilmesidir. Takdir edilir ki böyle bir durum ne kabul edilebilir ne de anlamlı görülebilir. Bu anlamda TRT 6 üzerinden, Kürt dili-kültürü üzerinden yapılan Kürt düşmanlığından vazgeçilmelidir. Açıkça belirtmek gerekir ki, arada seyrederek Türkiye’de iktidarın halkımıza bakışını görmek de bilinci güncellemektedir.

Önder Apo büyük bir emekle ve benzersiz çabayla, kendini tekrar tekrar feda ederek PKK’nin Türkiye’de demokratik siyasete katılmasının yollarını inşa etmeye çalışmaktadır. Böyle bir atmosferde süreç konulu tartışmalarda karşıtlık adına insanlık dışı yönlerin gelişmesi de sürecin muhataplarının durdurması gereken bir durumdur. Adeta on binlerce PKK’li yok sayılarak süreç olsun isteniyor. En garip örnek de PKK’nin paralarının ne olacağına dair soru ve tartışmalardır.

PKK’nin serveti insanlık mücadelesidir

“PKK’nin paraları ne olacak” deniyor. Bitirdik diye övünülen PKK’nin, “üç-beş çapulsuzun, birkaç baldırı çıplağın” parasının tartışması yapılıyor süreç tartışması adı altında. Bunlar siyasal cümlelerle süslenerek yapılıyor. Bu söylemler Türkiye aydınlarının, sözde akademisyenlerin zaafiyetlerini, kirlenmiş insani karnelerini ortaya koyuyor. Aynı zamanda büyük yanılgı içinde olunduğunu.

Ortadoğu’da en büyük devrimi mülksüzlüğüyle, karşılıksız halk savaşçılığıyla gerçekleştirmiş olan PKK üzerine böyle tartışılması da süreç konusundaki bilmezliğin ve bunu dahi fırsata-menfaate dönüştürmenin seviyesizliğinin göstergesi olabilir ancak.

PKK’nin serveti ne olacak sorusuna güzel cevaplar verebiliriz. İlk komünlerden günümüze, Paris Komünü’nden PKK’ye kadar baldırı çıplakların serveti direnişin yarattığı özgürlük bilinci ve hafızasıdır. PKK’nin serveti, insanlık mücadelesi ve kazandığı değerlerdir. Kürtlere kazandırdığı insan olma değerleridir. Soykırımlar içinden çekip çıkardığı varlık ve özgürlüğe dair tarih bilincidir. Ulus olma bilincidir. Kadın özgürlük çizgisi temelinde varolma ve özgür yaşama istemidir. Demokratik ulus anlayışı temelinde tüm Ortadoğu halklarıyla bir arada özgür yaşama arzusudur. Türkiye toplumuna kazandıracağı demokratikleşme değerleridir. Bunlar da eğer doğru yaklaşılırsa, Kürtlerin sadece kendilerine harcayacağı değil, demokratik Türkiye halklarının tümüyle paylaşacağı bir servettir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Seyda Şimşek 30 yılın ardından tahliye edildi

Sonraki Haber

Müzakere ve mücadele

Sonraki Haber

Müzakere ve mücadele

SON HABERLER

Meta cangılında komünleşmek

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Anne beni toprağıma göm!

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Müzakere ve mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

‘Baldırı çıplakların’ serveti

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Seyda Şimşek 30 yılın ardından tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Suriye’de Kürtçe temel ders olarak okutulacak

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır