Türkiye’de nehir, akarsu ve derelerden akan sular bentler ardına hapsedilip elektrik üretimine bağlanırken, su depolamalı HES ısrarı gündemde. PHES santralleri ise suya hükmetmenin son halini gösteriyor
K. Bülent Ongun
Geçmişte su gücünden yararlanarak değirmenlerde tahıl öğütülürdü. Günümüzde ise su ve rüzgârla dönen değirmenler enerji üretimleriyle gündemimizde. Nerede akarsu var ise önüne bentler kurarak yüzlerce HES ve baraj bu nedenle inşa edildi. Elbette her değirmenin olduğu gibi bu HES ve barajlarında bir ömrü var. Projelerde biçilen ömür baraj yapısının dayanma ve barajların alüvyonla dolmasıyla ilgilidir. Ancak baraj ömrünü asıl belirleyen şey ise su varlığının giderek azalması ve barajlara yeteri kadar suyun taşınamaması sonucunda yaşanır. Günümüzde bu bağlamda oldukça fazla örnekler ortaya çıkarken, suyun tamemen hapsedileceği pompaj depolamalı HES’ler için şirketler ve bakanlık yoğun çaba içinde. Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) tarafından hazırlatılan ve Ağustos 2026 itibarıyla tamamlanan ‘Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller (PHES) Teknik Raporu’ paylaşılırken, ‘acil aksiyon’ çağrısı yapıldı.
PHES olmazsa!
Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan tarafından kaleme alınan raporda, Türkiye’nin enerjide orta vadeli ulusal hedeflerine ulaşabilmesi için, ön fizibiliteden işletmeye geçişi ortalamada 8-10 yıl gibi uzun bir süre alabilen pompaj depolamalı hidroelektrik santraller (PHES) alanında bugünden harekete geçilmesi gerektiği iddia ediliyor. Raporda, depolama olmazsa yenilenebilir enerjinin dörtte birinden fazlasının kullanılamayabileceği belirtiliyor. Rapordaki projeksiyonlara göre herhangi bir batarya veya pompaj depolamalı HES kapasitesinin bulunmaması durumunda 2030’da toplam güneş ve rüzgâr üretiminin yaklaşık yüzde 7,8’i; 2035’te yüzde 16,2’si ve 2040’ta da yüzde 26,5’i sistem tarafından doğrudan kullanılamayacak hale gelebileceği yer alıyor. Enerji miktarı açısından bu kaybın ifadesi ise 2040 yılında yaklaşık 57,38 TWh olarak hesaplanıyor. Bu rakamlar, depolamanın, yenilenebilir enerji yatırımlarını tamamlayan ikincil bir unsur olmaktan çıkarak enerji dönüşümünün temel altyapılarından biri haline geldiği iddia ediliyor.
PHES’lere YEKDEM garantisi
Türkiye’de elektrik üretim kapasitesinde aşırı arz fazlasına rağmen sermaye kesimlerini beslemeyi sürdürüyor. Emme basma tulumba gibi çalışan pompaj depolu HES kurulumlarına destek veren iktidar üretilecek elektriği YEKDEM garantisi kapsamına alındı. 2023 yılında TBMM’den geçen ‘Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme kapsamında 5346 sayılı ‘Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un 6’ncı maddesinde değişiklik yapıldı. Buna göre; pompaj depolamalı hidroelektrik santralleri de YEKDEM fiyatlarından ve alım garantilerinden yararlanabiliyor.
Yabancılara da açık!
Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) eski Genel Müdürü İzzet Alagöz, yaptığı açıklamalarda pompaj depolamalı hidroelektrik santral (PHES) yatırımına hazırlandıklarını belirtirken, bu amaçla kullanabilecekleri 7 HES’in portföylerinde yer aldığını ve teknik altyapısı ile şartnamelerinin hazırlığıyla meşgul olduklarını söylemiş ve söz konusu projenin yerli ve yabancı katılımcılara açık olduğunu vurgulamıştı. Bu vurgu yeni talepleri almak için olduğu kadar aynı zamanda, Çinli Gezhouba Group, KAF Teknik Yapı ve General Elektrik (GE) işbirliğiyle Isparta’da Eğirdir Gölü’nde kuracakları PHES’e işaret etmekte.
Elektrik değil su depolanıyor
2022 yılı Ocak ayında Çinli şirketin inşaya başlayacağı duyurulan PHES’te adım atılmaması YEKDEM kapsamına alınmalarını belediklerini gösteriyor. Alagöz AA’ya yaptığı bir açıklamada, pompaj HES sayesinde elektriği depolayarak ihtiyaç anında hizmete sunabildiklerini belirtirken, suyu depolamaktan söz ettiğini belirtmek gerekiyor. Özelleştirme sürecine bağlanan kamu kurumu Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) Genel Müdürü izzet Alagöz, “Pompaj HES’in mevcut suyunu belli bir depolama sistemiyle devir daim etmek. Var olan suyu elektrik fiyatının çok uygun olduğu saatlerde yukarıya pompalayarak yüksek bir irtifa kazandırarak elektriğe çok ihtiyaç duyulan saatlerde, yani prime-time’da bu sudan elektrik elde ederek şebekeyi besliyorsunuz” diye belirtirken, bu tesislerin akarsu ve göl kıyılarına yapılması yeni bir doğa yıkımına yol açacağı ve suya hükmeden sermayeye yenilerinin ekleneceği anlaşılmakta.
Saatte 622 bin 800 m3 su
Güç talebinin az olduğu zamanlarda su yüksekteki havuza elektrikli devasa güçteki motorlarla basılacak. Enerji talebi yani fiyatının yüksek olduğu saat ve günlerde ise suyu aşağıya salıp enerji üretilecek. 1000 MW’lık pompaj depolamalı hidroelektrik santral (PHES) için söz edilen ‘havuza’ su ise her geçen yılı suyu azalan Eğridir Gölü’nden alınacak. Bu durum ise Eğirdir Gölü’nün idam fermanı anlamına gelirken, suyu giderek azalan gölün büyük bir susuzlukla mahkum edilerek, bir felakete neden olabilecek. Hasankeyf gibi tarihi bir kenti yok eden Ilısu Barajı’nın kurulu gücünün 1200 MW olduğunu düşündüğümüzde, PHES için oluşturulacak ‘havuzun’ kapasitesi hepimize bir fikir vermektedir. Eğirdir Gölü PHES için oluşturulacak ‘havuzdan’ 175m3/sn su ihtiyacı gerekeceği (Saatte 622 bin 800 m3) ve ‘havuzun’ kurulacağı su düşüş yüksekliğinin ise 672 metre olacağı projede belirtilmişti.









