GES projesinin ortasına sıkışmış bulunan Meya Antik Kenti, bir taraftan siyanürle altın arama faaliyetlerine, bir taraftan taş ocaklarına direnirken, bir diğer taraftan da bakımsızlık ve definecilerin faaliyetlerine karşı ayakta kalma mücadelesi veriyor
Agirî’nin Gîyadîn (Diyadin) ilçesinde bir yandan sermaye gruplarının doğa ve tarih talanı devam ederken bir yandan kaderine terk edilen tarihi-kültürel varlıklar yok olma riskiyle karşı karşıya bırakılıyor. Binlerce yıllık tarihin tanığı kabul edilen ilçede bulunan Meya Antik Kenti de bunlardan birisi. Kent, tahribatlar ve bakımsızlık sebebiyle çökme riski ile karşı karşıya. Mezopotamya medeniyetlerinin izlerini taşıyan, sarp kayalıklara oyulmuş odalarıyla “saklı bir Hasankeyf” görünümü sunan antik kent, aynı zamanda askeri anlamda stratejik öneme sahip.
Döneminde güvenli bir yaşam alanı olan antik kent, ova tabanından 100-150 metre yüksekteki yumuşak volkanik kayaçlara insan eliyle oyulmuş. Kent, Milattan Önce (MÖ) 8. yüzyıldan bu yana pek çok medeniyetin mirasını barındırıyor. Zamanla çok katmanlı bir inanç merkezine dönüşen antik kentteki mağaralar, tarihin farklı dönemlerinde tapınak, kilise gibi çeşitli ibadethane biçimi olarak kullanılmış. Doğal aşınmayla oluşan peribacalarının çevrelediği bu stratejik koridorda; kaya mezarları, haç motifli taşlar, mihraplar ve bölgeden çıkarılan koç heykelcikleri yer alıyor.
GES’lerin hedefinde
İlçe merkezine 12 kilometre uzaklıkta bulunan ve Meya (Günbuldu) köyü sınırları içerisinde yer alan antik kent, Koza Altın Madeni tarafından siyanürlü altın aranan Meleqerê (Mollakara) köyüne 1 kilometre, Güneş Enerjisi Santralleri (GES) projesiyle hedef alınan Bazirgan (Satıcılar) köyüne ise 10 kilometre uzaklıkta.
Bölgenin habitatını hedef alan şirketlerin faaliyetleri sebebiyle, bölge bir yandan insansızlaştırılırken antik kent de yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Çevre köylerde “mermer ocağı” ve “taş ocağı” adı altında adeta köstebek yuvasına dönmüş ilçede, fırsatçıların hedefi olan antik kent de “hazine avcıları” tarafından mekan tutulmuş durumda.
Hiçbir koruma önlemi alınmıyor
Antik kentteki bakımsızlık ise tahribatı giderek derinleştiriyor. Hiçbir koruma önleminin alınmadığı, bakımsızlıktan kayaların çökmeye başladığı antik kent, yetkililerin gözü önünde adeta bir çöp yuvasına dönüşmüş durumda. Bölge halkı ve uzmanlar, resmi statüsü bulunan antik kentin bilerek ve isteyerek çürümeye terk edildiğine dikkat çekiyor.
Antik kenti gezmeye gelen Giyadînliler ise talana ve bakımsızlığa tepki gösterdi. Görüştüğümüz yurttaşlar, “Sermaye uğruna doğamız talan ediliyor, tarihimiz çöpe atılıyor. Meya bizim hafızamızdır, bu kadim mirasa sonuna kadar sahip çıkacağız” dedi.
Kaynak: MA









