Milas Akbelen Ormanlarında kömür madeni açılması için alınan acele kamulaştırma kararına karşı açıklama yapan İkizköylüler, ‘Zeytinlikler yalnızca tarımsal üretim alanı değil; aile emeğini, yerel istihdamı, kooparatifleşme potansiyelini, kırsal turizmi, gıda güvenliğini, ve kültürel sürekliliği destekler’ dedi
Muğla’nın Milas ilçesinde 7 köyün içinde bulunduğu ve Akbelen Ormanını kapsayan alanlar hakkında 10 Ocak 2026’da Cumhurbaşkanı kararı ile verilen acele kamulaştırma kararına karşı bölge halkının mücadelesi sürüyor. Karara karşı açılan idari davalar sürürken, İkizköylüler karara gerekçe gösterilen “kamu yararı” gerekçesine yönelik yazılı açıklama yaptı.
Bölgeden çıkarılacak olan kömürün kullanılacağı Muğla’daki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin kullanımın süresinin dolmuş olduğu belirtilen açıklamada, bu madenlerle santrallerin ömrünün uzatılmak istendiği aktarıldı. Bunun teknik zorunluluktan çok, mevcut politik konjonktürle alakalı olduğu kaydedilen açıklamada, “Mevcut iktidar yapısı devam ederken, şirketlere kısa sürede yüksek ve görece garantili kâr etme olanağı sağlama stratejisi olarak okunmalıdır. Bu uzatma 10–20 yıl ölçeğinde mümkündür; ancak her ek yıl, yalnızca üretim süresini değil, aynı zamanda sağlık, çevre ve iklim maliyetlerini de katlanarak artırır. Başka bir ifadeyle, uzatılan şey yalnızca santralin ömrü değil; toplumun maruz kaldığı zarar süresidir. Ömür uzatmadaki temel amaç kısa sürede yüksek ve görece garanti kar etmektir. Bu uzatmanın 10 yıl ölçeğinde mümkün olduğu fakat her ek yılın, yalnızca üretim süresini değil, aynı zamanda sağlık çevre iklim maaliyetlerinin arttırılacağı uzmanlar tarafından tespit edildi” denildi.
‘Meşrulaştırılması aracına dönüştürülmüştür’
Maden için söylenen “kamu yararı” gerekçesinin bağımsız ve bütüncül bir incelemeyle tespit edilmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Kamu yararı bağımsız ve bütüncül bir incelemeyle tespit edilmemiş; aksine, önceden belirlenmiş özel çıkarları meşrulaştırmak adına hukuki bir araç olarak kullanılmıştır. Şirketlerin geçmiş sözleşmelerden kaynaklanan ticari beklentileri peşinen kamu yararı sayılmıştır. Böylece kamu yararı kararı, toplumun ortak yararını belirleyen bağımsız bir değerlendirme olmaktan çıkarak, önceden verilmiş siyasi-ticari taahhütleri ve şirket çıkarlarını sonradan meşrulaştırılmasının bir aracına dönüştürülmüştür” ifadeleri yer aldı.
Kamu yararı değil kamu zararı
Akbelen bölgesindeki su kaynaklarının, madencilik faaliyetlerinin genişlemesi ile tahrip edildiği belirtilen açıklamada, “Muğla’daki termik santraller her yıl yaklaşık 280 erken ölüme yol açtığı ve 1982-2017 döneminde toplamda yaklaşık 45 bin erken ölüm gerçekleştiği ve mevcut faaliyetin devamı halinde 2018-2043 arasında 5 bin 300 ek erken ölüme daha sebep olacağı uzmanlarca tespit edildi Ayrıca her yıl 1 tonun üzerinde civanın doğaya salındığı ve bunun gıda zincirine girdiği bilinmekte. Emilasyonlar bölgesel ölçekte yayılarak Akdeniz havzasına taşınıyor. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, Yeniköy-Kemerköy santrallerinin yıllık elektrik üretiminden elde ettiği değer yaklaşık olarak 500-600 milyon dolar seviyesindeyken, sağlık ve karbon maliyetleri birlikte değerlendirildiğinde bu faaliyetlerin toplumsal maaliyeti 850 milyon lira ile 1,3 milyar dolar arasında hesaplanmaktadır. Şirketin 1,9 milyar lira zarar ettiğini açıklaması, kamu üzerindeki maaliyeti gözler önüne sermektedir” diye belirtildi.
Bölgedeki zeytin üretiminin önemi aktarılan açıklamada, şunlara yer verildi:
“Zeytinlikler yalnızca tarımsal üretim alanı değil; aile emeğini, yerel istihdamı, kooparatifleşme potansiyelini, kırsal turizmi, gıda güvenliğini, ve kültürel sürekliliği destekler. 40.000 ağaçlık bir zeytin varlığı, yıllık yaklaşık 3,7 milyon ila 15 milyon dolar arasında genişletilmiş bir ekonomik değer üretir. Muğla’da zeytinciliğin yaklaşık 3.000 yıllık bir geçmişe sahip olması ve on binlerce insanın geçim kaynağı olması, bu üretim biçimini toplumsal bir yapı haline getirir. Akbelen’de karşı karşıya gelen dinamikler bu nedenle basit bir tercih değildir. Bir tarafta kısa vadeli üretim ve dar bir ekonomik fayda sunan kömür modeli, diğer tarafta uzun vadeli, sürdürülebilir ve geniş toplumsal fayda üreten bir yaşam ekonomisi vardır. Bu iki model arasındaki fark, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda hukuki, sosyal ve etik bir farktır.”
Kaynak: MA









