• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Eylül 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Teori ve program diyalektiği

13 Eylül 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Öcalan’ın felsefi ve sosyolojik sorunları ele alırken Marksist teoriye eleştirel yaklaşımı meşrudur. Ancak bu eleştirel yaklaşımla vardığı sonuçları “dogmalaştırmak”, tartışma dışı ilan etmek, bu konularda Öcalan’ın görüşlerini eleştirenleri “aforoz” etmeye kalkmak kesinlikle yanlıştır. Demek ki Apocularla Marksistler her şeyden önce bu yanlışları yapmamak üzere ilkesel bir anlaşmaya varmalıdırlar. Apocuların buna hazır olduğunu biliyorum.

Felsefi ve bilimsel sosyolojik görüşler daima tartışmaya ve geliştirilmeye açıktır. Ben mesela Lenin’in “Felsefe Defterleri”nde Marksist materyalizmi ve diyalektik yöntemi eleştirel bir bakışla geliştirdiğini düşünmekteyim. Hatta Marks ve Engels’in kendi sosyolojilerinde, yani tarihi materyalizm görüşlerinde hayatları boyunca düzeltmeler yaptıklarını biliyorum.

Reel sosyalizmde en büyük ideolojik yanlış, felsefi ve bilimsel konuları “parti kararı” haline getirmek olmuştur. Karar konusu olması gereken partinin kapitalizmden sosyalizme ve oradan komünizme geçiş programıdır. Elbette programın dayandığı Marksist-Leninist teorik ilkeler alınacak kararda dile getirilecektir. Ama bu ilkeler karar konusu olmayacak, karar “programın şu ve şu Marksist-Leninist ilkelere dayandığını” ifade etmekle yetinecektir.

Çünkü program hayata geçirilmek üzere herkesin birleşeceği ve  etrafında eylem birliği yapacağı bir belgedir. Felsefi ve bilimsel teoriler ise sürekli tartışmayla geliştirilecek teorilerdir. Bu yönde geliştirilen düşünceler her aşamada partinin programını da belirleyecektir.

Bir başka ifadeyle felsefi ve bilimsel sorunlar her gün tartışılacaktır, buna mukabil program her gün tartışılacak bir belge değil, her gün uygulanacak bir belgedir. Uygulama esnasında ortaya çıkan her somut değişimle birlikte yeni bir kongre kararıyla gözden geçirilecektir. O somut değişimi analiz etmek ve yeni bir görüşle sonuçlandırmak felsefenin ve bilimin işi olacaktır. Felsefe ve bilimle programın diyalektiği benim düşünceme göre böyledir.

Bu düşüncelerden hareket ederek vardığım sonuç şudur: Öcalan’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri de geçmişteki ve şu andaki Marksist felsefi ve sosyolojik görüşler de tartışmaya ve eleştiriye açıktır. Ama program herkesin ya da çoğunluğun etrafında birleşmesi ve hayata geçirilmesi gereken bir yol haritasıdır.

Objektif ve sübjektif şartların köklü şekilde değiştiği şu andaki durumda, herkesin üzerinde anlaşabileceği bir “devrimci dönüşüm programı” karar altına almak mümkün değildir. Bu dünya komünist ve işçi hareketi için de bizim için de geçerli bir sorundur. Bu durumda “azami ya da nihai hedefleri” kapsayan bir program yerine, bugünün acil sorunlarını çözmeye dönük bir “eylem programı” gereklidir. Bu “eylem programı” nihai hedeflere götürecek bir yol haritası olduğu için “cephenin ortak programı” değildir. Komünist ya da sosyalist partilerin sosyalizme yürüme amaçlı programıdır. Cephe programını sadece devrimci partiler hazırlamaz. Cepheye katılacak sosyalist olan olmayan en geniş güçler hazırlar. Şu şartla: Partilerin “eylem programı” en geniş cepheyi kurmaya elverişli olmalıdır.

Şu anda sosyalizme yolu açacak olan eylem programı, Öcalan ve Hareket tarafından hepimize önerilmiştir. Bu eylem programı “Kürt sorununu çözecek olan demokratik entegrasyon sürecinde devlet rejimini barışçıl mücadeleyle demokratikleştirme” programıdır.

Hareket bu “eylem programıyla parti programının nihai amacı olan cinsiyet özgürlükçü, ekolojik, konfederal komünal demokratik sosyalizme” yürüme stratejisini benimsemiştir. Herhangi bir Marksist eylem programını öneren Hareket ile eylem programında anlaşabilir, ama bu nihai amaçtaki sosyalizmi benimsemeyebilir. Mesela adem-i merkeziyetçi devlet yerine, “merkeziyetçi proletarya diktatörlüğünü” esas alabilir. Bir başkası sosyalizmden komünizme geçme döneminde “sosyalist devlet mülkiyeti” ile küresel emperyalist tekellerin yan yana yer aldığı bir “sosyalizm modelini” benimseyebilir. Ancak şu anda nihai hedefler arasındaki farklar ne olursa olsun, bir takım “sosyalist devrimci maksimalistler” dışında komünistlerin, sosyalistlerin Apocusu da Marksist’i de kendi nihai amaçlarına “Kürt sorunu çözülmeden bu yolla ülkede demokratikleşme gerçekleşmeden” nihai hedeflere yürümenin mümkün olmadığını, yüz yıllık tecrübeyle ögrenmiştir. “Demokratik entegrasyon” merkezli eylem programında henüz düşünce birliği sağlanmadığı için, en kısa zamanda sonuçlandırılması gereken bir tartışmadan geçilmesi en acil meselidir. Çünkü demokratik konfederal program uygulamaya Hareket tarafından konmuştur, tartışmanın sonuçlanması uygulamadaki programın hayata geçirilmesi bakımından belirleyici önemdedir.

Tartışacağımız ve cevaplar vereceğimiz soruları kendi bakış açım temelinde herkese öneriyorum:

Reel sosyalizmin dağılmasından sonra özellikle Bakurê Kurdistan’ın şu ya da bu statüye kavuşması silahlı mücadeleyle mümkün olmaktan çıktı mı, yoksa şartlar daha elverişli mi?

Üçüncü Dünya Savaşı’nın yeni aşamasında ABD ve İsrail’in bölgede hegemonya kurması ve Rusya ile İran’ın zayıflaması Bakurê Kürdistan’ı silahlı mücadeleyle özgürleştirmesini mümkün olmaktan çıkardı mı, yoksa şartlar daha elverişli mi? Yeni teknolojili silahların icadı ile, gerillanın savunmadan taarruza geçerek Bakurê Kurdistan’ı özgürleştirmesi mümkün olmaktan çıktı mı, yoksa şartlar daha elverişli mi? 15 Temmuz darbesinden sonra devlet rejiminin diktatörlüğe dönüşmesi ile, Bakurê Kurdistan’da milis güçlerinin silahlı mücadelesiyle desteklenecek olan serhildanlar mümkün olmaktan çıktı mı, yoksa şartlar daha elverişli mi? Kürt Özgürlük Hareketi Kürt sorununu silahlı yoldan çözme stratejisine mi enternasyonal destek sağlayabilir yoksa demokratik entegrasyon yolundan çözüme mi uluslararası destek sağlayabilir? İsrail ya da bir başka küresel emperyalist devletin yardımıyla silahlı mücadeleye devam etmek mi Hareket’in sosyalizm amacına hizmet eder, yoksa Türk bölgesel emperyalist devleti demokratik entegrasyon yoluyla çözüme zorlamak mı sosyalist perspektife uygundur? Bu stratejik aşamada “sosyalizme açılan halk ihtilali” ya da “proletarya ihtilali” yoluyla sosyalizme yürümenin mi şartları vardır yoksa inkar ve imhaya son vererek ve demoktikleşmeyi sağlayarak sınıf mücadelesinin ve sosyalizmin yolunu açmanın mı şartları vardır? Bu sorulara verilecek cevaplar ‘’Demokratik Entegrasyon’’ stratejisinin doğruluğunu ya da yanlışlığını ortaya koyacaktır.

İkinci kategoriden sorular şunlardır:

Kürt burjuva ve toprak beyleri Kürdistan’ın şu ya da bu statüyle özgürleşmesini Kürdistan pazarında sömürgecilerin hakimiyetini kırmak ve pazara hakim olmak için isteyen milli bir güç mü, yoksa çoktan Türkleşmiş ve Türk burjuvazisiyle bütünleşmiş, çıkarı Kürdistan pazarında değil Türkiye ve bölge pazarında olan bir gayrı milli güç mü?

Kürt sorununu çözme amaçlı PKK isyanı Kürt burjuvazisinin ve toprak beylerinin öncülüğünde mi, yoksa Kürdistan işçi ve yoksul köylülerinin bilinçli kesiminin öncülüğünde mi gerçekleşti?

Bugün Kürt sorunu devletin “inkar ve imha” stratejini sona erdirme sorunu mu yoksa “sömürge pazarını metropol pazarından şu ya da bu statüyle kopartma” sorunu mu?

Kürdistan işçi ve emekçilerinin sınıfsal çıkarı, Türkiye kapitalizminin Kürdistan’da son elli yılda egemen olması koşullarında, Türk işçi ve emekçileriyle birlikte Türk tekelci sermayesine ve onun devlet egemenliğine karşı birlik olmasında mı, yoksa kendini Bakurê Kurdistanı’nda izole etmesinde mi?

Hareket sınıfsal yapısı gereği biçim olarak ulusal, sosyal olarak sınıfsal ve politik olarak da sosyalist bir hareket olduğuna göre, Kürt sorununu çözme ve demokrasiyi gerçekleştirme yoluyla sosyalizm hedefine yürüyecekse, dünyanın bugünkü şartlarında ve “sosyalizme tek ülkede geçme” pratiğinin başarısızlığı gerçeği karşısında sosyalizme dört parça Kürdistan halkının emekçileriyle, dört sömürgeci devletin emekçi halkının ittifakını kurarak “bölgesel devrim” yoluyla mı yürüyecek, yoksa Bakurê Kurdistan’da sosyalizm yoluyla mı yürüyecek?

Bakurê Kurdistan sosyalist ulus devleti Ortadoğu coğrafyasında ayakta kalabilir mi?

Bu soruların cevabı hem demokratik entegrasyonun doğruluğu yanlışlığı konusunu, hem de Apocu konfederal komünal Ortadoğu Ortak Evi stratejisinin doğruluğu yanlışlığı konusunu aydınlatacaktır. O halde bu sorulara cevap verelim, “Öcalan Marksist mi değil mi” skolastik tartışmasını bir yana bırakalım.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Sürece ruh kazandırmak

Sonraki Haber

Seçimlerle değiştirilemeyenlere dair…

Sonraki Haber

Seçimlerle değiştirilemeyenlere dair…

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

‘Kürt anasını görmesin’

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Seçimlerle değiştirilemeyenlere dair…

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Teori ve program diyalektiği

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Sürece ruh kazandırmak

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Toprak kendini yeniler, ilaca ihtiyacı yok

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Rüşvet sadece parayla olmuyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır